Hafta sonu Trump, Ukrayna ve Rusya ile ilgili önemli adımlar attı. Önce Putin ile dizel yakıt tedariği üzerine bir anlaşma yaptı ardından da Rusya ile Ukrayna arasında enerji altyapılarına özellikle rafinerilere saldırı düzenlenmemesi konusunda bir ateşkes sağlandı. Ancak ateşkes öncesi Ukrayna, lideri Zelenskiy ABD ile Rusya arasında imzalanan dizel yakıt anlaşmasına tepki gösterdi. Zelenskiy'nin tepkisine öfkelenen Trump da artık Ukrayna’da yeni bir cumhurbaşkanının zamanının geldiğini söyleyerek seçimlerin yapılması çağrısında bulunarak Zelenskiy'e rafinerileri vurmamasını söyledikleri halde rafinerileri vurmakta ısrar ettiğini ve kendisini dinlemediğini söyledi. Bunun yanında Trump, Zelenskiy'nin rafinerileri vurmaya devam etmesi halinde ABD’nin Ukrayna’ya başta istihbarat olmak üzeri bir takım yardımları keseceğini söyledi .
Trump’ın ateşkesi, duyurmasının ardından Zelenskiy'nin yaptığı açıklama ateşkesten haberdar olmadığı yorumlarına neden oldu. Zelenskiy, her şeye rağmen ateşkesi memnuniyetle karşıladığını söyledi. Fakat bir açıklaması var ki önemli: Zelenskiy petrol fiyatlarının Hürmüz Boğazı ve Bab el Mendeb nedeniyle yükseldiğini söyledi. Bir başka deyişle Zelenskiy, petrolün Rusya’nın oyun dışında kalmasının neden olmadığını söylüyor…
Avrupa Birliği de ABD’nin Rusya ile yaptığı dizel yakıt tedarik anlaşmasına büyük bir tepki göstererek Rusya üzerindeki yaptırımların hafifletilememesini istedi. Avrupa Birliği’nin bunu yapmayacağını söyledi . Ayrıca Avrupa Birliği Ukrayna ve Zelenskiy'ni yanında durduğunu bir kez daha teyit etti.
Trump’ın bu adımı gerçekte Ukrayna barışından çok ya da Rusya’ya bir jestten öte Hürmüz Boğazının kapalı olması ve Bab el-Mandeb’in tehlike altında bulunması nedeniyle ortaya çıkan yüksek petrol fiyatlarıyla 3 Kasım ara seçimlerinden önce içeride mücadele etmeyi amaçlamaktadır. Rusya’nın dünyaya dizel yakıt tedarik edecek olması fiyatları çok düşürmese de fiyatların sabit kalmasına yardımcı olacaktır. En azından Trump böyle inanıyor!
Trump, geçmişte ben başkan olsaydım bu savaş çıkmazdı dediği gibi bu savaş benim savaşım değil de demişti. Trump, Putin ile iyi ilişkileri olan bir başkan profili de çizmişti ve ikinci dönemi için en önemli hedefi Ukrayna savaşını bitirmek ve bir barış sağlamak, böylece, Nobel barış ödülünü de alabilmekti. Lakin ne savaş bitti ne barış oldu ne de Trump Nobel barış ödülünü alabildi. Hafta sonu seçim kampanyası nedeniyle yaptığı bir konuşmada Nobel barış komitesini eleştirerek bu yılki Nobel barış ödülünü alan kişiyi kimsenin tanımadığını iddia etti.
Trump, Zelenskiy'den hiçbir zaman hoşnut olmadı; aksine politikalarını sabote ettiği için nefret etti. Fakat siyaset gereği bunu çok fazla belli etmemeye çalıştı. Her ne kadar Trump, Putin’e sempati duysa da ABD’de müesses nizamın Putin’e çok sempati ile bakmadığı da açık. Şu an Trump ile Avrupa Birliği arasında Rusya’ya bakış konusunda derin bir farklılık fark var. Trump, meseleye “ben merkezli” bakmakta ısrar ediyor. Gelece bırakacağı mirasında Ukrayna barışının özel bir önemi var. Aynı zamanda Rusya’nın ve Rusların savaşı bitiren lider olması hasebiyle kendisine minnettar olmalarını istiyor. Ömür boyu Rusların milli dostları olmak ve onların tarih kitaplarına geçmek istiyor.
Trump, Ukrayna hatta Zelenskiy yüzünden Rusya ile ilişkilerin düşük düzeyde gitmesinden memnun değil. Dolayısıyla Ukrayna’yı Avrupa Birliği’ni hatta savaşı devre dışı bırakıp ya da görmezden gelerek Putin’in Rusya’sıyla ilişkileri geliştirmek istiyor. Trump , Ukrayna savaşının Rusya ile olası güçlü ilişkileri engelleyerek kendisini Çin’e mahkum ettiğini düşünüyor. Eğer bugün Rusya ve Putin ile stratejik ilişkilere sahip olsaydı Çin meselesini daha rahat yönetebilecekti. Rusya’yı bir denge kartı olarak kullanabilecekti!
Sonuç olarak, enerji alanında ateşkes ilan edilse de savaş tam hızıyla devam ediyor. Özellikle karşılıklı saldırlar aralıksız devam ediyor.
Henüz yorum yapılmamış
Bu içerik hakkında ilk yorumu siz yapın!