Haber365 YouTube kanalında yayınlanan Pusula programında Seda Ateşoğlu’nun sorularını yanıtlayan Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) Doğu Akdeniz’deki silahlanma hamlelerini, İsrail’den alınan füze sistemlerinin perde arkasını ve Batılı devletlerin Türkiye’yi çevreleme stratejilerini tek tek deşifre etti.
Rumların 1 Ekim gövde gösterisi ve İsrail füzeleri: "Türkiye’ye saldırmak için kalkan yapıyorlar!"
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin 1 Ekim'deki askeri geçit töreninde İsrail’den tedarik ettiği Barak MX Hava ve Füze Savunma Sistemi’ni ilk kez kamuoyuna sergilemesini değerlendiren Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, bu silahlanmanın savunma değil doğrudan bir taarruz hazırlığı olduğunu vurguladı:
"1960 Kıbrıs Cumhuriyeti'nin esas kuruluşu Ağustos ayındadır ancak 'havalar çok sıcak' diyerek tarihi değiştirip 1 Ekim'de tören yapıyorlar. Bu sefer 1 Ekim’de çok enteresan bir askeri geçit töreni düzenlediler; kendilerini adeta 9 Mayıs'ta Rusların Zafer Günü'nde yaptıkları geçit törenine benzetmeye çalıştılar.
Şehir devleti kadar alanları var ama dışarıdan aldıkları, İsrail’den tedarik ettikleri Barak MX Hava ve Füze Savunma Sistemi’ni ilk kez füzeleriyle birlikte kamuoyunun önüne çıkardılar. Törene Yunan F-16’ları, Mısır askeri nakliye uçağı katıldı; ABD, İngiltere ve Fransa askeri personel gönderdi.
Rum lider Hristodulidis aynı gün yaptığı açıklamada, güya 'caydırıcılık kapasitelerini' artırmayı en önemli önceliklerden biri olarak tanımladı ve silahlanma programlarını sürdüreceklerini söyledi. Halbuki artırdıkları şey caydırıcılık değil, doğrudan saldırganlık kapasitesidir!"
İsrail’in Satış Rekoru Ve Füzelerin Gerçek Amacı: "Saldırıyı Rahat Yapmak İçin Kalkan Kuruyorlar!"
İsrail’in Yunanistan ve GKRY’ye yaptığı devasa silah satışının arka planındaki askeri tehlikeye dikkat çeken Yaycı, hava savunma sistemlerinin mantığını şöyle aktardı:
"İsrail, tarihinin en büyük silah satışlarından birini bir kalemde Yunanistan’a yaptı; buna Güney Kıbrıs Rum Yönetimi de eklendi. Şimdi bu sistemler niye var biliyor musunuz? Bu sistemlerin orada bulunma sebebi şudur: Ben Türkiye’ye ya da Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne saldırdığım an, onlar kendilerini korumak için uçak kaldırdıklarında veya savunma yaptıklarında savunma yapamasınlar; ben bu füzelerle onları düşüreyim. Dolayısıyla Türk tarafı karşılık verip savunma yapamayacak duruma gelsin ki ben rahatça saldırımı gerçekleştirebileyim.İşte bu füzeler ve hava savunma sistemleri tam olarak bunun için alınıyor."
ABD ve NATO üyelerine sert tepki: "Türkiye’ye karşı korsan ittifak kuruyorlar"
GKRY’nin ABD, Fransa ve İngiltere ile derinleştirdiği askeri işbirliklerini ve ABD’nin ambargoyu kaldırma kararını sert sözlerle eleştiren Müstafi Tümamiral Yaycı, ABD’nin sergilediği çifte standardı şu sözlerle anlattı:
"ABD ile GKRY arasında 2021'den beri yürütülen bir Savunma ve Güvenlik İşbirliği Diyaloğu var. Şimdi ABD'nin GKRY ile böyle bir anlaşma yapması çok absürt bir durumdur. Neden? Çünkü ABD bir NATO üyesidir, Türkiye de bir NATO üyesidir. GKRY ise NATO üyesi değildir. Bu savunma anlaşması doğrudan Türkiye’ye yöneliktir ve aslında taarruz anlamı taşır. Bir NATO üyesi devlet, NATO üyesi olan bir başka devlete karşı, NATO üyesi olmayan bir yapıyla nasıl savunma işbirliği anlaşması imzalayabilir? Fransa da aynı şekilde, İngiltere de aynı şekilde hareket ediyor.
Dahası, 2024-2029 yıllarını kapsayan ikili savunma işbirliği yol haritası imzalandı. Ayrıca GKRY; ABD’nin 'Dış Askeri Satış' (FMS) ve 'PASLA' yani Fazla Savunma Malzemesi programlarına erişim imkanı kazandı. Bu ne demek? ABD fazla helikopterini, topunu, füzesini, gemisini eskiden Türkiye’ye verdiği gibi şimdi hibe şeklinde Rum yönetimine verecek. Üstüne bir de doğrudan satın alabilecek.
Bu durum, 1974’ten beri uygulanan silah ambargosunun kaldırılmasının bir sonucudur. ABD, Kıbrıs’a yönelik silah kısıtlamasına 4 sene önce muafiyet getirmişti, şimdi bunu 1 sene daha uzattı. Kuzeye karşı Rum yönetimini açıkça destekliyorlar ve onları gittikçe silahlandırıyorlar."
Fransız hesabı ve üçlü anlaşmalar: "Tek dertleri Türkiye’nin önünü kesmek"
Doğu Akdeniz’deki askeri kümelenmenin ve Mısır hamlesinin arkasındaki hedefleri deşifre eden Cihat Yaycı, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Yunanistan ve Mısır da çok enteresandır; 22 Eylül’de Türkiye’nin Suudi Arabistan ve Pakistan ile imzaladığı Mekke Anlaşması’na karşılık olarak GKRY ile birlikte üçlü bir savunma işbirliği anlaşması imzaladılar. Tam NATO’nun 5. maddesi gibi olmasa da askeri koordinasyon ve iş birliğini geliştirme adına benzer bir yaklaşım sergiliyorlar.
Fransa ile de uzun süredir devam eden savunma işbirliği anlaşmaları var; hem silah satıyorlar hem eğitim veriyorlar hem de destekliyorlar. Fransa’nın bütün derdi Türkiye’nin bölgesel bir güç olmasını ve Afrika’da kendi yerini almasını engellemektir. Fransa, Türkiye’yi büyük bir rakip olarak görüyor ve önünü kesmeye çalışıyor. Bütün bu tablo, Türkiye ve KKTC’nin nasıl bir kuşatmayla karşı karşıya olduğunu gösteriyor."
Kıbrıs Türk halkına hayati uyarı: "Türkiye olmazsa Filistin’in durumuna düşersiniz"
Doğu Akdeniz’deki küresel kuşatmaya karşı Kıbrıs Türklerinin Türkiye’nin garantörlüğüne sıkı sıkıya sarılması gerektiğini belirten Yaycı, şöyle devam etti:
"Sokaklarda 'Türkler defolun' diye haykıran Rumların gerçek niyetini Kıbrıs Türk halkı çok iyi görmelidir. Kıbrıs Türk halkı, Filistinlilerin durumuna düşmek istemiyorsa, Batı Trakya’daki Türklerin ya da Bosna’da soykırıma uğrayan Müslümanların durumuna düşmek istemiyorsa; Türkiye’siz, savunmasız ve güçsüz kaldıklarında zalimin zulmüne uğrayacaklarını mutlaka bilmelidirler. Tek güvencemiz Türkiye Cumhuriyeti’dir ve Türk Silahlı Kuvvetleri’dir."
"Hayallere kapılmasınlar: Türkiye isterse tek hamlede yutar!"
Törene katılan yabancı güçlerin Rum tarafına sahte bir özgüven aşıladığını ifade eden Cihat Yaycı, Doğu Akdeniz’deki askeri güç dengesine dair net bir mesaj verdi:
"Törene katılan devletler üzerinden 'Türkiye'ye karşı ortak askeri ittifak kuruldu' havası yaratmaya çalışıyorlar. Rum tarafı bu devletlerin kendilerini şartsız destekleyeceğini sanmasın, böyle hayallere kapılmasınlar. Türkiye Devleti ve Türk Deniz Kuvvetleri istenirse o füzeleri de sistemleri de bir hiç eder. GKRY dediğiniz yapı Türkiye’nin bir ilçesi kadardır! Türkiye'nin savunma sanayiinde geldiği seviyeden ölesiye korkuyorlar."
Henüz yorum yapılmamış
Bu içerik hakkında ilk yorumu siz yapın!