Birleşmiş Milletler (BM) 81. Genel Kurulu'nun bu yılki ana teması “Güveni Yeniden İnşa Etmek, Dönüşümü Yönetmek: Herkes İçin Sonuç Üreten Bir Birleşmiş Milletler” olarak belirlenmişti. Acısıyla tatlısıyla sert tartışmalar protestolar ve boykotların gölgesinde bir BM Genel Kurul toplantısı daha sona erdi ancak geride BM'de reform yapılması artık yüksek sesle dile getirilir oldu. Türkiye, yüksek sesle BM'de reformu dile getiren ülkelerin başında geliyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan 16. kez çıktığı BM kürsüsünde bir kez daha "dünya beşten büyüktür daha adil bir dünya mümkündür" sözünü tekrar ederek BM'deki adaletsizliğe dikkat çekti. Cumhurbaşkanı Erdoğan Bloomberg için kaleme aldığı makalesinde ise BM Güvenlik Konseyi üyelerinin ellerinden veto gücünün alınmasının altını çizmiştir. 

BM Güvenlik Konseyi'nin Görevleri ve Yetkileri şunlardır:

• Küresel çapta barışı ve güvenliği korumak.

• Ülkeler arası anlaşmazlıkları barışçıl yollarla çözmek.

• Gerekirse ekonomik yaptırımlar veya askeri müdahale kararı almak.

• Alınan kararların tüm BM üye ülkeleri için bağlayıcı olmasını sağlamak

Her ne kadar kuruluşunu en güçlü devletler oluştursa da Güvenlik Konseyi bu görevleri çoğu zaman yerine getirememiştir. Daimi üyelerin veto güçleri sürekli birbirlerini dengeleme, misilleme ve cezalandırma adına kullanmaları nedeniyle Güvenlik Konseyi uluslararası politikada etkili olamamıştır. Örneğin Filistin Devletini dünyanın neredeyse tamamı tanırken BM’de temsil edilen devlet statüsünü alabilmek için Güvenlik Konseyi'nin onayını alması gerekmektedir. Son başvuruda ABD'nin vetosuna takılmıştır. Trump yönetimi Filistin devletinin İsrail'in rızasını alarak Güvenlik Konseyine gelmesi halinde onay vereceğini söylemiştir. Oysa İsrail parlamentosu oybirliği ile "işgal ettiği topraklar da dahil olmak üzere İsrail topraklarında bir Filistin devletine izin vermeyeceğini kabul etmiştir. 

81 yıl sonra Güveni Yeniden İnşa Etmek, Dönüşümü Yönetmek: Herkes İçin Sonuç Üreten Bir Birleşmiş Milletler temasıyla bir zirve düzenlemek BM için bir utançtır. 81 yılda kendine güveni ve saygıyı sağlayamamış bir BM imajının uluslararası krizi çözmedeki başarısını olumsuz etkileyecektir. Kuşkusuz bu duruma kendiliğinden gelmedi. BM'nin 81 yıllık tarihinde son üç yılda gördüğü muamele ve aşağılanmayı hiçbir zaman görmedi. İsrail, BM'nin tüm felsefesini, teşkilatını ve mevzuatını ayaklar altına aldı. BM'nin mimarı ABD ise bu duruma sesini bile çıkarmadı! BM'nin hak etmediği muamele bize geçmişi yani Milletler Cemiyeti'nin akıbetini hatırlatıyor.

Milletler Cemiyeti, Birinci Dünya Savaşı’nın ardından ülkelere anlaşmazlıklarını yeni ve yıkıcı bir savaşa başvurmadan çözebilecekleri bir yol sunmak amacıyla ABD Başkanı Wilson'un önerisiyle 10 Ocak 1920'de kuruldu. Merkezi İsviçre’nin Cenevre kentiydi. Ancak ABD, Cemiyet’e hiç katılmadı: ABD Senatosu’ndaki muhalefet, antlaşmanın 1920’de onaylanmasını engelledi. Fikrin sahibi olan ABD'nin Milletler Cemiyetine girmemesi Japonya'nın ve İtalya'nın Milletler Cemiyetine adeta meydan okumaları Nazi Almanya’sının cemiyetten ayrılması derken giderek saygınlığını ve etkinliği kaybeden Milletler Cemiyeti, önlemek için kurulduğu dünya savaşının çıkmasını engelleyemedi ve İkinci Dünya savaşı çıktı. 

Şimdi aynı akıbetle ve tehditle BM karşı karşıya. Bu nedenle BM'nin reformundan veya güven tesis edilmeden önce BM'nin yeniden saygınlığını kazanması gerekiyor. BM'nin hak ettiği saygınlığı kazanabilmesi için BM'nin adil bir teşkilat haline gelmesi gerekiyor. Gazze’de, Suriye’de, Lübnan’da ve İran'da yaşananlara müdahale edemeyen bir BM'den krizleri çözen ve uluslararası sistemde barışı ve istikrarı sağlayan bir üst otorite olarak görevini sürdürmeyi beklemek zor. Maalesef BM'yi bu duruma getiren unsurlardan birisi de bizzat korumakla yükümlü olduğu uluslararası sistemin çürümüşlüğüdür. 

Sonuç olarak, 21.yüzyılda artık dünya çok kutuplu, çok merkezli, çok sesli bir düzene doğru gitmektedir. Bu gerçek ortaydayken halen tek kutuplu sistemde ısrar etmek uluslararası sistemi de anarşik bir duruma sokmaktadır. ABD, BM'yi etkisi hale getirerek kendisine BM yerine koymak istemektedir. Ancak ABD'nin dışında Çin, Rusya, AB, Hindistan ve Japonya gibi dünya ekonomisini üzerinde etkisi olan güçler de bulunmaktadır. Trump'ın "güçlü haklıdır "inancı dünyayı orman kanunlarının geçerli olduğu bir döneme götürme riski bulunmaktadır. Eğer BM büyük güçlerin hırslarına feda edilirse BM'nin akıbeti de Milletler Cemiyeti gibi olacaktır! O zaman dünya Üçüncü Dünya savaşını beklemelidir!