2003 yılında ABD 11 Eylül saldırılarının yarattığı atmosferden hem etkilenerek hem faydalanarak önce Afganistan'ı ardından da Irak'ı işgal etti. İşgalin gerekçesi ise ABD ve İngiliz istihbaratının ortak hazırladığı dumanı tüten kitle imha silahlarının yok edilmesi ve Saddam rejiminin devrilmesiydi. Her ne kadar yıllar sonra 2016'da dönemin İngiltere başbakanı Tony Blair, istihbarat raporunun sahte olduğunu ve ABD ve İngiliz istihbaratı tarafından masa başında hazırladığını itiraf etse de ABD tarafı işgal ile ilgili resmi bir özür dilemedi.
ABD'nin Orta Doğu'yu yeniden dizayn planı 2003 yılında Irak'ın işgal ile başlamıştır. Aslında, Arap Baharının da başlangıç tarihi 2010-2011 değil 2003 yılıdır. Özellikle Irak'ın işgali sürecinde ABD'nin Büyük Orta Doğu projesi adını verdiği Orta Doğu'yu yeniden şekillendirme ve yönetimleri değiştirme projesi daha sonra Genişletilmiş Büyük Orta Doğu projesine dönüştürülmüştür. Bush'tan sonra gelen Obama döneminde ise büyük Orta Doğu projesine gerek olmadığı söylenerek Büyük Orta Doğu projesi rafa kaldırılmıştır. ABD'nin Irak'ı işgali ile birlikte Irak'ta büyük bir felaket yaşanmış milyonlarca insan hayatını kaybetmiş Ebu Garip hapishanesinde olanlar gibi insanlık tarihi için bir utanç noktası olabilecek bir hapishanede Amerikalı askerler tarafından tutuklulara insanlıkla bağdaştırılamayacak muameleler de bulunulmuştur. Paralı asker tedariği sağlayan Black Water şirketi bir suça bulaşmış ve nihayetinde ticari hayatına son vermiş ve satılmış. Bugün Black Water şirketinin adı Constellis olmuş. Bu şirkette aynı Black Water gibi paralı hizmet sunmaktadır. Black Water'ın kurucusu ve sahibi Black Water'dan ayrıldıktan sonra Birleşik Arap Emirlikleri için özel paralı askerlerde oluşan gizli görev güçleri kurmuştur. Bu paralı askerler Libya gibi yerlerde görev yapmıştır
Bugün Orta Doğu'da eğer bir Şii ekseni varsa, bugün eğer İran, Şii grupları üzerinden Irak'ta ve çevresinde etkili ise, geçmişte Suriye’de etkiliydiyseler kuşkusuz bunda ABD'nin 2003 yılında yaptığı işgal ve daha önemlisi Saddam Hüseyin'in yargılanıp idam cezasına çarptırılması ve 2006'da bu idam cezasını da bizzat Şiiler tarafından icra edilmesini sağlamasındandır. Söylentiye göre Saddam Hüseyin'in ipinin bizzat Şii lider Mukteda es Sadr tarafından çekildiği söylenir.
ABD'nin demokrasi getireceğini vaat ederek Irak'ı işgal etmesinin Irak toplumuna veya Irak'ın geleceğine kaderine hiçbir şekilde olumlu bir etki yapmamıştır. Aksine Irak daha parçalanmış Saddam dönemine kıyasla daha da kötü hale gelmiştir fili olarak Irak silahlı Melis güçlerin arasında neredeyse paylaşırmış kuzeyde silahlı Kürtler ortada siyahlı Sünni Araplar daha güneyde silahlı Şiiler arasında adeta bölünmüştü. Irak'ta mezhepsel ve etnik ayrışma had safhaya çıkmıştı. Dönemin ABD başkanı G.W. Bush, aslında Iraktaki Şiiler üzerinden yeni bir Orta Doğu inşa etme arayışı içindeydi. Bu nedenle Şiilere gereğinden fazla paye vermiş Saddam'ın idamını bile onlara yaptırmıştı. Tek gayesi vardı: Dünya Şiilerini İran'ın , Ali Hamaney'in kontrolünden ve baskısından kurtarmaktı. Büyük Ayetullah Ali el Sistani , Şii dünyasında Ali Hamaney'den daha fazla saygı görüyordu. Ali el Sistani'nin siyasi yönü yoktu ve dinin siyasete bulaştırılmasına da hoş bakmıyordu. Bu nedenle mehdi gelmeden devletin kurulamayacağına inanıyordu ve bir Şii devleti arzusu da yoktu. Bir bakıma İran ve Ali Hamaney ile kıyasladığınızda Ali el Sistani biraz daha seküler kalıyordu. İşte ABD'nin çıkış noktası burasıydı. Şiilerin asıl merkezi Kerbela’nın da birçok türbenin de içinde bulunduğu Irak'ın dünyadaki Şiilerin tek merkezi olması gerçeğiydi. Bir başka deyişle ABD dostu Irak, İran'ın yerini alacaktı. Fakat Irak'ta işler beklenildiği gibi gitmedi. Şiiler arasından birlik beraberlik yerine rekabete dayalı bir çatışma başladı. Bu durum ABD'nin tüm planlarını bozdu. Zira bazı Şii gruplar destek için Tahran'a başvurmuşlardı.
Irak içinde bunlar yaşanırken 2011'de El Kaide örgütünün lideri Üsame bin Ladin Pakistan’da ABD tarafından öldürüldü. Ardından El Kaide örgütü de yavaş yavaş sönmeye başladı. Ancak sessiz sedasız Sünni bir örgüt bir anda Irak ve Suriye'de kurtarılmış bölgeler ilan etmeye başladı. Bu yeni örgüt Ebu Bekir el Bağdadi'nin liderliğini yaptığı "Irak-Şam İslam Devletidir" yani IŞİD. Örgüt hızla Musul vilayetini ele geçirmiş ve Irak'ı tehdit etmeye başlamıştır. Sünni bir örgüt olan IŞİD resmen doğrulanmasa da Şiilerin baskısını hisseden Iraklı Sünnilerin sempatisini kazanmıştı. Obama, 2008'de yaptığı bir anlaşma ile Irak'tan çekilmişti ancak IŞİD 2014' te Musul'u ele geçirince Irak hükümetinin davetiyle ABD ordusu ve 80 ülkeden oluşan koalisyon gücü IŞİD ile mücadele etmek için Irak'a geri döndü. Bu süreçte en başta Ebu Bekir el Bağdadi olmak üzere birçok IŞİD'li lider öldürüldü. Rusya savunma bakanlığının iddiasına göre sahada ele geçen IŞİD militanları uçaklarla Afganistan'a taşındı. Tüm bu mücadele bittikten sonra 2024'te Biden döneminde yapılan bir anlaşmayla IŞİD ile mücadele için gelen Amerikan askerlerinin çekilmesi konusunda uzlaşmaya varıldı ve 30 Eylül 2026'da Amerikan askerleri Irak'ı terk etti. Trump, operasyonun tamamlandığını duyurdu.
ABD çekildi ama şimdi bu bölgede kocaman bir boşluk var ve bu boşluk nasıl dolacak? Oysa jeopolitika boşluk kabul etmez. Trump benzer bir şekilde 2020'de Taliban'la bir anlaşma imzalayarak NATO ve ABD askerlerinin çekilmesinin önün açtı . Biden da bunu 2021'de tamamladı. Afganistan, uğruna 20 yıl savaştıkları ve terörist olarak ilan ettikleri düşmanları olan Taliban'a geri verildi. Trilyonlarca dolar harcadığı Afganistan devletini ABD bir gecede çöplüğe attı. Trump'ın Afganistan'ı Taliban'a vermesi karşılığında Taliban'dan ne tür bir taviz aldı bilinmiyor. Zira 2020 Doha anlaşması gizli. Ancak Afganistan'ın Çin sınırlarına yakın bir bölgede IŞİD-Horasan var. IŞİD'in Avrasya şubesi gibi bir şey. Aslında, hayalet bir örgüt. Çok fazla bilgi yok. Taliban'ın buraya müdahale etmesi ABD tarafından yasaklanmış. Yani Taliban'da orada ne oluyor bitiyor bilmiyor. Ruslar, ABD'nin Suriye'de sahada yakaladığı canlı IŞİD militanlarını Afganistan'da IŞİD-Horasan kampına yerleştirdiğini iddia ediyorlar.
ABD'nin askerlerini Irak'tan çekmesi ve IŞİD'i mağlup ettiklerini duyurması ABD'de temkinle karşılandı. İran ile bir savaşın sürdüğü ve Hürmüz Boğazının kapalı olduğu bir dönemde ABD'nin bölgeden asker çekmesinin stratejik olarak bir hata olduğunu söylüyorlar. Benzer bir görüş ABD'nin Körfezdeki müttefiklerinde de hakim. Irak, Körfeze yapılan birçok saldırının arkasındaki ülke olarak görülüyor. Özellikle Irak'taki Şii gruplar bu saldırılardan sorumlular. Irak'ta şu anda en büyük silahlı gruplar Haşdi Şabi çatısı altında olan Şii milis güçleridir. Bunların başında Ketaibi Hizbullah ve Bedir Tugayları geliyor. Şimdi Kürtler ve Sünni Araplar endişeli. Peşmerge ve Sünni Araplar silahlı Şii milis güçlerine karşı silahlanacaklar. Çünkü ABD bu gruplar arasından. Dengeleyici ve önleyici bir mekanizma görevi görüyordu. Dahası ABD'nin yokluğu ve Şii grupların baskısının IŞİD'i yeniden hortlatacağı görüşü de hakim.
Sonuç olarak, ABD, Irak'ın güvenliği de dahil olmak üzere Irak halkının geleceğini görünen o ki Şii gruplara bırakmış durumda. Amerikan askerlerinin çekilmesi tıpkı geçmişte olduğu gibi İran'ı ve İran'a bağlı olan direniş eksenini güçlendirecektir. Husiler'in her Kızıldeniz'de her gün mevzi kazanmasına göz yuman ABD acaba Suudi Arabistan'ı gözden mi çıkardı. İbrahim anlaşmalarına katılmayan Suudi Arabistan, Trump ve Netanyahu tarafından cezalandırılıyor mu? bu soruların cevabının muhtemelen önümüzdeki günlerde yaşanacak gelişmelerin satır aralarında göreceğiz
Henüz yorum yapılmamış
Bu içerik hakkında ilk yorumu siz yapın!