Xi Jinping’in 23–25 Eylül tarihlerindeki Washington ziyareti, ABD–Çin ilişkilerinde yeni bir başlangıçtan ziyade gerilimi yönetmeye yönelik bir zirveydi. Trump ve Xi ticaretteki geçici uzlaşmayı uzattı, belirli ürünlere yönelik sınırlı bir gümrük tarifesi indiriminin çerçevesini çizdi ve yapay zekâ konusunda bir diyalog kanalı açtı. Ancak Tayvan, teknoloji kısıtlamaları ve daha geniş stratejik rekabet alanlarındaki anlaşmazlıklar çözüme kavuşmadı.

Somut kazanımlar

Daha önce 10 Kasım’da sona ermesi beklenen ticari uzlaşma, iki ay uzatılarak 10 Ocak’a taşındı. Bu karar müzakereler için zaman kazandırsa da gümrük tarifeleri, Çin’in satın alma taahhütleri, nadir toprak elementlerinin tedariki ve teknoloji kısıtlamaları gibi temel sorunları açık bıraktı.

Taraflar ayrıca yapay zekânın riskleri ve yararlarına ilişkin görüşmeleri kasım ayında sürdürme ve yapay zekâyla bağlantılı olaylar için bir iletişim kanalı kurma konusunda uzlaştı. Bu, temasın sürdürülmesi açısından yararlı bir mekanizma olsa da ortak yapay zekâ kuralları üzerinde anlaşmaya varıldığı anlamına gelmiyor. Örneğin, Xi teknolojinin yönetilmesini ve insan denetiminde tutulmasını vurgularken Trump yeni sınırlamalara karşı çıktı.

Her iki taraf da İran’ın nükleer silah geliştirmemesi gerektiğini belirtti ve uluslararası su yollarından geçişe ücret konulmasına karşı çıktı. Bu tutumlar bazı ortak çıkarları ortaya koysa da ziyaretin İran’daki çatışma konusunda somut bir ilerleme sağladığı bildirilmedi.

Çözülmemiş sorunlar

Tayvan, ilişkilerdeki en hassas siyasi sınama olmayı sürdürüyor. Çin tarafının açıklamasına göre Xi, Washington’dan Tayvan meselesini “ihtiyatla” ele almasını ve Tayvan’ın bağımsızlığına karşı çıkmasını istedi. Tayvan’ın bağımsızlığına karşı çıkması ABD’nin uzun süredir kullandığı “bağımsızlığı desteklememe” ifadesinden daha güçlü bir tutum anlamına geliyor. Amerikan basınına göre Washington’ın Pekin’in tercih ettiği ifadeyi benimsediğine dair bir işaret yok.

Ticari uzlaşmanın uzatılması baskıyı ortadan kaldırmaktan çok erteliyor. Amerikan basınına göre ABD’nin Çin’in bazı tarım ürünleri alım taahhütlerinde ve nadir toprak elementleri teslimatında geride kaldığı yönündeki kaygılarını aktardı. Ayrıca yukarıda da belirtildiği üzere Trump ile Xi yapay zeka teknolojisi konusunda farklı düşündükleri de ortaya çıktı. 

Genel değerlendirme

Sonuç olarak Ziyaret, ticari gerilimin kısa vadede yeniden tırmanma riskini azalttı ve sonraki görüşmeler için iletişim kanalları oluşturdu. Bundan sonraki başarı ölçütü, buluşmanın sıcak atmosferinden çok tarife düzenlemesinin hayata geçirilmesi, mevcut ticari taahhütlerin yerine getirilmesi ve kasım ayında planlanan görüşmelerin uygulanabilir sonuçlar üretmesi olacak. Yıl içinde Trump ile Xi arasında başka görüşmeler de beklendiğinden, bu zirveyi bir çözüm olarak değil, müzakerelere alan açan geçici bir duraklama olarak değerlendirmek daha isabetli.

Washington ziyareti Çin açısından farklı bir yönü bulunmaktadır. Belki de Çin dışı ilk defa uluslararası bir toplantıda Xi Jinping, Çin’i ve ABD’yi dünyanın iki büyük gücü olarak adlandırdı. Yıllar boyunca kendisini gelişmekte olan üçüncü dünya ülkesi olarak adlandıran ve Küresel Güney’e ait olduğunu söyleyen bir Çin’in kendisini ABD gibi bir dünya gücü olduğunu ilan etmesi aslında Çin içinde yeni bir sayfa anlamına geliyor. Haddi zatında bu durum yeni değil. 1960’larda Çin Sovyet ilişkileri bozulduğunda bu süreci ABD gayet iyi değerlendirmiş ve 1970’de Çin ile ilişkileri normalleştirme sürecini başlatmış ve 1972’de Nixon’ın Pekin’i ziyaretiyle Çin’le ilişkileri normalleştirilmiştir. Bu yeni dönem Sovyetler Birliği’ne karşı Çin v ABD arasında Bileşik Cepheyi ortaya çıkarmıştır. Bu cephe1989 Tiananmen olaylarına kadar resmen sürmüş, fiili olarak ise 1996 Tayvan Boğazı krizinde bitmiştir. Dolayısıyla Xi Jinping’in Washington ziyareti Çin-ABD ilişkilerinde yeni bir sayfa açmaktan çok Çin’in kendisini dünyada nasıl konumlandırdığını ve gördüğünü göstermesi açısından da önemli bir etkinlik olmuştur. Washington ziyareti Çin’in kendisini resmen ABD’nin yanında bir süper güç olarak ilan ettiği tarihi bir an olmuştur. Önümüzdeki günlerde bu mesele daha çok konuşulacaktır.