3. Dünya Savaşı kapıda mı? BM'yi bitiren tehlikeli plan! ABD BM'yi İsrail'e feda etti

Dr. Barış Adıbelli, Kızıl Elma programının ilk bölümünde küresel dengeleri ve Doğu Akdeniz’deki gelişmeleri değerlendirerek, Türkiye’nin bölgesel siyasette bir tercih değil jeopolitik bir zorunluluk olduğunu vurguladı. BM’nin itibar kaybına ve Filistin ile Doğu Akdeniz’deki çifte standartlara dikkat çeken Adıbelli; Mısır, Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye'nin dâhil olduğu "Mekke İttifakı" ile bölgede yeni bir caydırıcı gücün inşa edildiğini belirtti.


Haber365 YouTube kanalında Seda Ateşoğlu’nun sunumu ve Dumlupınar Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Barış Adıbelli’nin daimi yorumlarıyla "Kızılelma" programı yayın hayatına başladı. Küresel gelişmelerin ve jeopolitik krizlerin ele alındığı ilk bölümde; Türkiye'nin stratejik konumu, Birleşmiş Milletler’in (BM) işlevselliği, Doğu Akdeniz–Kıbrıs meselesi ve küresel diplomasi krizleri masaya yatırıldı.

"Türk jeopolitiğinin adı Kızılelma'dır"

Programın adının taşıdığı anlama değinerek sözlerine başlayan Dr. Barış Adıbelli, "Türk jeopolitiğinin adı Kızıl Elma'dır" ifadesini kullandı. Soğuk Savaş sonrası NATO’nun belirlediği 16 kriz noktasından 13’ünün Türkiye’nin yanı başında yer aldığını hatırlatan Adıbelli, Türkiye’nin paha biçilemez konumunu rahmetli İlber Ortaylı'nın "elmastan binek taşı" benzetmesiyle aktardı.

"Türkiye bir tercih değil, jeopolitik bir zorunluluktur"

Türkiye’nin küresel siyasetteki konumunu kendi geliştirdiği özel bir formülasyonla açıklayan Dr. Barış Adıbelli, uluslararası aktörlerin Türkiye'ye bakış açısını şu sözlerle özetledi:

"Türkiye bir tercih değil, herkes için jeopolitik bir zorunluluktur. Artık politik ya da ekonomik bir 'tercih etme' lüksü bitti. Türkiye tek seçenek. Bu coğrafyada ve dünyada bir oyun kurulacaksa, mecbur Türkiye yanınızda olacak. Türkiye’yi kontrol etmeden Ortadoğu’yu, Ortadoğu’yu kontrol etmeden Avrasya’yı ve dünyayı kontrol edemezsiniz."

360 derece dış politika ve Stoltenberg’in "harita" göndermesi

Türkiye'nin Batı veya Doğu arasında tek taraflı bir seçim yapma lüksünün olmadığını belirten Adıbelli, Sayın Cumhurbaşkanı'nın ifade ettiği 360 derece dış politika yaklaşımının bir lüks değil, bu coğrafyada teyakkuzda kalmanın gereği olduğunu vurguladı.

Yunanistan ve Fransa'nın geçmişte Türkiye’nin NATO’dan çıkarılması yönünde yürüttüğü kampanyaları hatırlatan Adıbelli, eski NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in bu iddialara verdiği tarihi yanıtı aktardı:

Stoltenberg'in Yanıtı: "Stoltenberg 'Türkiye stratejik bir müttefikimizdir, inanmayan açsın haritaya baksın' diyerek Türkiye’nin merkezi konumunu tescil etmişti. O harita bugün Macron’un da Putin’in de Trump’ın da önünde açık."

Hayalperest Söylemler: Yunanistan’ın Doğu Akdeniz ve NATO kanadını tek başına koruma iddialarını "hayalperestlik" olarak niteleyen Adıbelli; Türkiye'nin arkasında Japon Denizi'ne kadar uzanan devasa bir Türk dünyası hinterlandı olduğunu ifade etti.

"Birleşmiş Milletler güvenini ve saygınlığını kaybetti"

81 yıllık Birleşmiş Milletler (BM) teşkilatının son yıllarda tarihinin en ağır itibar kaybına uğradığını vurgulayan Dr. Adıbelli, İsrail ve ABD'nin eylemlerini sert dille eleştirdi:

İsrail'in Çelişkisi: BM Genel Sekreteri’nin İsrail tarafından istenmeyen adam (persona non grata) ilan edilmesini eleştiren Adıbelli, "1948’de kurulduktan sonra üye olmak için kapısında can attığın Birleşmiş Milletler’i bugün tekmeliyorsun" dedi.

ABD ve "Orman Kanunu": İsrail’in cüretinin arkasında ABD’nin durduğunu belirten Adıbelli, Venezuela’da seçilmiş devlet başkanının hukuksuzca alıkonulması ve çeşitli ülkelerin açıkça tehdit edilmesiyle "Ben güçlüyüm, o halde haklıyım" anlayışının hakim kılındığını söyledi.

Diplomasi masasının tahribi ve İstanbul örneği

Uluslararası siyasette müzakere masasının dokunulmaz ve kutsal bir güvence sunması gerektiğini belirten Dr. Adıbelli, Türkiye’nin barış diplomasisindeki rolüne dikkat çekti:

"Rusya-Ukrayna savaşı başladığında İstanbul’da görüşme düzenledik. Savaşın tam ortasında iki ülkenin yetkilileri İstanbul’a geldi, o masanın kutsallığına saygı duydu ve bir uzlaşı metni çıktı. Ancak bu barış zeminini İngiltere ve Avrupa sabote etti. Bugün ise ne yazık ki diplomasi masası, muhatapları tuzağa düşürmek için kullanılıyor."

Adıbelli, BM’nin etkisizleştirilmesinin I. Dünya Savaşı sonrası Milletler Cemiyeti’nin yaşadığı akıbete benzer şekilde küresel bir çatışma (III. Dünya Savaşı) riskini artırdığını belirterek, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın "Dünya 5'ten büyüktür" vizyonu doğrultusunda BM Güvenlik Konseyi’ndeki veto yetkilerinin ve imtiyazlı yapının tamamen kaldırılması gerektiğini vurguladı.

ABD’nin vize engel ve Filistin vizyonu

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’na katılımının vize engeline takılmasını değerlendiren Dr. Barış Adıbelli, ABD'nin 1976 tarihli BM Merkez Anlaşması ve ev sahibi ülke sözleşmelerini açıkça ihlal ettiğini belirtti. Abbas’ın BM kürsüsüne çıkması durumunda salonda tarihi bir kalabalık ve İsrail’e karşı uluslararası bir dayanışma tablosu oluşacağını vurgulayan Adıbelli, bu durumun İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu üzerinde yaratacağı ağır psikolojik baskının ABD ve İsrail tarafından bilerek engellendiğini ifade etti.

ABD siyasetinde Netanyahu tartışması ve Donald Trump faktörü

Kamuoyundaki "Trump ile Netanyahu’nun arası bozuk" algısının bir tiyatrodan ibaret olduğunu vurgulayan Adıbelli, Amerikan siyasetindeki söylem farklılıklarına dikkat çekti:

7 Ekim Söylemi: Biden’ın aksine Trump’ın 7 Ekim olaylarını doğrudan "İsrail’in 11 Eylül’ü" olarak tanımladığını ve saldırıları doğrudan İran’ın finanse ettiği militanlara bağladığını belirten Adıbelli, Trump’ın Netanyahu’ya tam destek verdiğini ifade etti.

Seçim Sonrası Senaryo: Netanyahu’nun BM Genel Kurulu’nda yalnız kaldığı veya ABD yönetimi tarafından üstünün çizildiği yönündeki yorumların yanıltıcı olduğunu söyleyen Adıbelli, Trump’ın yeniden seçilmesi halinde Netanyahu’yu ilk iş olarak Beyaz Saray’da ağırlayacağını iddia etti.

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in ABD ziyareti ve diplomatik protokol

Donald Trump’ın Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’i havalimanında ve uçak merdivenlerinde karşılamasının Amerikan diplomasisinde son derece nadir görülen bir durum olduğuna değinildi. Tarihte bu tür üst düzey karşılamaların yalnızca Kruşçev ve üç farklı Papa'nın karşılanmasında yapıldığını, İngiltere Kralı veya Kraliçesi için dahi uygulanmadığını aktaran Adıbelli; bu tablonun, ABD’nin küresel dengelerde Çin’e ne kadar ihtiyaç duyduğunun açık bir göstergesi olduğunu belirtti.

Türkiye’nin Doğu Akdeniz söylemi ve Yunanistan’ın çaresizliği

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın BM kürsüsünden Doğu Akdeniz, Ege ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) tanınması yönünde yaptığı çağrıları değerlendiren Dr. Adıbelli, Yunanistan Başbakanı Kiriakos Miçotakis’in ABD nezdindeki girişimlerinin sonuçsuz kaldığını ifade etti:

Ege ve Doğu Akdeniz: Yunanistan’ın Meis Adası’nı "Avrupa’nın savunma hattı" olarak pazarlamaya çalıştığını ancak sahadaki askeri ve siyasi gerçeklik karşısında çaresiz kaldığını belirten Adıbelli, Türkiye'nin savunma sanayii ve bölgesel gücüyle Doğu Akdeniz'de engellenemeyeceğini söyledi.

Kıbrıs Meselesi ve Enosis Zihniyeti: Yunanistan ve Rum tarafının Kıbrıs Türklerini eşit iki kurucu halktan biri olarak değil, Batı Trakya’daki gibi hakları kısıtlanmış bir "cemaat" olarak gördüğünü vurgulayan Adıbelli; Gazze’deki "Filistinsizleştirme" politikası ile 1974 öncesi Kıbrıs’taki Türk varlığını yok etmeyi amaçlayan EOKA terörü arasında zihniyet bakımından hiçbir fark olmadığını altını çizdi. Türkiye'nin 1974 Barış Harekâtı ile adadaki soykırımı engellediğini ifade etti.

Yeni bölgesel güvenlik mimarısı: "Mekke İttifakı"

Suudi Arabistan, Pakistan, Türkiye ve Mısır dışişleri bakanlarının katılımıyla gündeme gelen ve askeri karargâhının Riyad’da olması planlanan Mekke İttifakı detaylıca ele alındı:

Mısır’ın Stratejik Rolü: Ortadoğu’da Mısır ve Suriye’nin dışarıda bırakıldığı hiçbir denklemde kalıcı barışın sağlanamayacağını söyleyen Adıbelli; Mısır’ın hem Arap milliyetçiliği hem de siyasal İslam’ın entelektüel merkezi olduğunu, El-Ezher Üniversitesi ve güçlü ordusuyla bu ittifakın en kritik aktörlerinden biri haline geldiğini belirtti.

Kurumsallaşma ve Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) Örneği: Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın kurumsallaşma adımlarına değinen Adıbelli, bu ittifakın Şanghay 5’lisinin Şanghay İşbirliği Örgütü’ne dönüşme sürecine benzer şekilde sivil ve askeri kanatları olan güçlü bir sekretaryaya kavuşması gerektiğini belirtti.

İttifakın Amacı ve Genişleme Potansiyeli: BM Antlaşması’nın 51. maddesindeki "meşru müdafaa ve ortak savunma" hakkına dayanan bu yapının caydırıcılık odaklı olduğunu ifade eden Adıbelli; Katar, Suriye, Azerbaycan ve Türk Cumhuriyetlerinin katılımıyla ittifakın daha da genişleyebileceğini söyledi. İsrail’in "Sünni-Şii/Körfez-İran savaşı çıkarma" planlarının bu tür bölgesel adımlarla boşa çıkarıldığını vurguladı.


Yorumlar

0

Henüz yorum yapılmamış

Bu içerik hakkında ilk yorumu siz yapın!