Dünya’yı yöneten 4 adet bilim dalı vardır. 

Ekonomi

İşletme yönetimi

Psikoloji 

Sosyoloji 

Dünyada yaşanan tüm nakit akışları, tüm servet transferleri, yaratılan tüm yapay algılar, tüm ayaklanmalar, tüm savaşlar, tüm kargaşalar bu 4 bilimin bazı kesimler tarafından ustaca kullanılmasından ileri gelmektedir.

En büyük varlık yönetim şirketlerini düşünün…

Dünyanın en büyük ekonomilerini düşünün…

Gelirin büyük kısmını sahiplenen, kalan kısmı ile de halkı yöneten şeytanın yoldaşlarını düşünün…

Yaşanan iç kargaşaları, ayaklanmaları düşünün…

İhtilalleri, reform adı altında tetiklenerek gerçekleştirilen hadiseleri düşünün…

Bitmek bilmeyen Ortadoğu savaşlarını düşünün…

Belirli periyotlarla yaşanan ekonomik krizleri düşünün…

Ve yaşanan bütün bu olumsuzlukların, kimin faydasına olduğunu düşünün…

Tarih 1 günden ibaret değildir. Tarih bir akıştır. Olayları günlük bazda değerlendirmek ise bizi yanılgıya götüren en büyük engeldir.

Yanılgıya götürür çünkü kısa vadede gerçekleşen olayların iç yüzü çok sonraları ortaya çıkar. Gerçekler ortaya çıktığında ise çoğu zaman geri dönüş imkansızlaşır. 

Ekonomiler çöker, milletler bağımsızlığını yitirir, tüm kutsal değerler romantik birer kavram haline gelir ve ahlaksızlık toplumda normalleşir. 

Uygulanan bu yöntem fiziksel savaştan çok daha ucuz bir yöntemdir. Üstelik başarı oranı da savaştan daha yüksektir. 

Peki kimdir bu şeytanın yoldaşları?

Tabi ki Siyonistler…

Bugün tüm Dünya ülkeleri ve milletleri Siyonizm denen illetin kucağında adeta hayatta kalmaya çalışıyor.

Dünya nüfusuna oranla sayıları az ama servetleri çok.

Nüfusları az ama medya, sanal medya, hukuk, siyaset vb. yöntemlerle etkiledikleri kesim çok geniş…

Sosyoloji bilimi ile gençlerimizi, milli kavramlarımızı, milli güç unsurlarımızı hedef alıyorlar. Sosyal medyaya bakın, ahlaksızlık diz boyu. Özellikle Z kuşağını hedef alıyorlar. Avrupa’da yaşanan ayaklanmaların büyük çoğunluğunun fitilini Z Kuşağı ateşledi. Bu bilim sayesinde insanlar arasında güvensizliğin yayılmasını sağlayabiliyorlar.

Ekonomi bilimi ile devletlerin bağımsızlıklarını sınırlıyorlar. Para birimleri ise Amerikan doları. Bu para birimi sayesinde bir miktar kâğıt ve mürekkep ile satın alamayacakları varlık neredeyse yok.

İşletme Yönetimi bilimini kullanarak kendi şirketlerini devasa boyutta fonları yönetebilecek hale getiriyorlar. Bu devasa şirketlerin büyük çoğunluğunun sahibi de siyonistler.

Psikoloji bilimi ile insanların arasında güvensizliğin yayılmasını sağlıyorlar. Çünkü bu aşağılık siyonist kesim güvensizlikten para kazanıyor. İnsanların temel iç güdülerine (!) hitap eden içerikleri yaymakta ustalar. Bu sayede hedefi olmayan, hiçbir kutsal değeri olmayan, amaçsız bir dünya toplumu yaratıyorlar.

Tüm bunlara rağmen kendi aralarında ve kişisel yaşamlarında gayet disiplinli, kutsal değerleri olan, birbirine güvenen, kendi kutsal değerlerini yaşatmak için çaba sarf eden bir hayat tarzı ile yaşıyorlar. Bir amaçları ve ulaşmak istedikleri bir hedefleri var.

ABD ve İsrail ise siyonistlerin beden buldukları topraklar. Bu topraklarda büyüyorlar. Politikalarını bu topraklarda hayata geçiriyorlar.

Mesele ne Trump ne de Netenyahu. Bunlar sadece birer emir eri. Siyonizm neye karar verirse bu kuklalar onu yapar. 

Verilecek çok örnek, anlatılacak çok şey var lakin tamamını ifade etmek için ciltlerce kitap gerek…

Bu ülkenin birer ferdi olarak bizlere düşen en önemli görev öncelikle bu oyunun farkında olmaktır. Farkındalıkla başlayan bu mücadele elbet zamanla olgunlaşacaktır. 

Bu yazıyı, hayatının her anında milli duruşu ile çevresine örnek olan, siyonistlerin oyunlarını farkederek mücadeleden asla vazgeçmeyen ve 31.10.2026 itibariyle aramızdan ayrılarak gerçek hayata göç eden tasavvuf ehli Nevzat Akbayır’a ve onun sevenlerine armağan etmek istiyorum.

Ruhu şâd olsun…