Bugün Avrupa’nın birçok ülkesinde kargaşa hâkim. Toplumsal olaylar Endonezya ve Kanada’ya da sıçramış durumda.

Yaşanan olumsuzlukların görünen yüzünü sizlerle paylaşmak istedim fakat unutmayın ki bu tür toplumsal olaylarda bir de kıvılcımı ateşleyen “görünmeyen el” vardır. 

İşin aslını ise bizlere zaman gösterecek…

1. Fransa: Okullarda başlayan tepki, geçim protestosuna dönüştü

• Neden çıktı? Öğretmen eksikliği, bakımsız okullar ve eğitim kaynaklarının yetersizliği öğrencilerde tepki yarattı. Hayat pahalılığı da hareketin toplumsal desteğini büyüttü.

• Nasıl başladı? Eylül ortasında Paris yakınlarındaki Créteil’de öğretmen ve öğrencilerin tepkisiyle başladı; okul girişlerini kapatma ve ders boykotları başka kentlere yayıldı.

• Nasıl büyüdü? Sendikalar katıldı. Polis müdahaleleri ve öğrencilerin yaralanması yeni tepkiler doğurdu. Böylece eğitim talebi daha geniş bir hükümet karşıtı harekete dönüştü. 

2. İtalya: Eğitim sorunlarıyla yakıt ve geçim sıkıntısı birleşti

• Neden çıktı? Öğrenciler okul koşullarından ve eğitim politikalarından; çalışanlar ve taşımacılar ise hayat pahalılığı ile yakıt maliyetlerinden şikâyetçi.

• Nasıl başladı? Ekim başındaki öğrenci grevleri, hükümet karşıtı gösterilerle birleşti.

• Nasıl büyüdü? Milan, Torino ve Bologna’daki gösterilerde çatışmalar yaşandı. Güneyde taşımacıların, çiftçilerin ve balıkçıların yol kapatmaları ekonomik baskıyı artırdı.

3. Belçika: Eğitim maliyetleri ve kamu harcamaları tartışması

• Neden çıktı? Öğrencilerin eğitim giderleri ve ders materyallerine erişim sorunları, eğitim sistemine yönelik memnuniyetsizliği artırdı.

• Nasıl başladı? Liège’deki öğrenci gösterileriyle görünürleşti; Fransa’daki hareket Belçika’daki gençleri de etkiledi.

• Nasıl büyüdü? 17 Ekim’de Brüksel’de bazı gruplarla polis arasında çatışmalar çıktı.

4. İspanya: Kıvılcım, yaşlı bir kadının evinden çıkarılmasıydı

• Neden çıktı? Yükselen kiralar, konuta erişim güçlüğü ve tahliyeler uzun süredir tepki topluyordu.

• Nasıl başladı? 87 yaşındaki Maricarmen Abascal’ın 23 Eylül’de, 70 yılı aşkın süredir yaşadığı evinden çıkarılması simgesel bir olaya dönüştü.

• Nasıl büyüdü? 26 Eylül’deki yürüyüşün ardından Madrid’in Puerta del Sol Meydanı’nda çadırlar kuruldu. Tek bir tahliyeye tepki, kiracıları koruyacak düzenlemeler isteyen daha geniş bir harekete dönüştü. 

5. Portekiz: Çalışanların bile konuta erişmekte zorlanması

• Neden çıktı? Ev fiyatları ve kiraların gelirleri zorlaması; tahliyeleri kolaylaştıracak düzenlemelere tepki.

• Nasıl başladı? Konut hakkı gösterileri, Porto ve Lizbon’da meydanlara kurulan çadır kamplarına dönüştü.

• Nasıl büyüdü? 20 Ekim sabahı polis kampları kaldırdı; 55 kişi gözaltına alındı. Aynı akşam yeniden gösteriler düzenlendi


Avrupa’da ekonomik ve yönetimsel krizlerin yaşandığını hepimiz biliyoruz fakat yaşanan toplumsal olayların neredeyse eş zamanlı meydana gelmesini tesadüf ile bağdaştıramayız.

Dünyanın çeşitli ülkelerinde tüm bu olaylar yaşanırken 24 Ekim’de ülkemizin farklı şehirlerinde gösteri yapmayı planlayan gazeteci ve basın mensupları da mevcut.

Avrupa’da yaşanan olayların bir benzerinin Türkiye’de de yaşanması adına birileri düğmeye basmışken ve ülkemizin hassas noktaları birileri tarafından test ediliyorken, böylesine tehlikeli bir ortamda basın mensuplarının çeşitli şehirlerde yapacağı gösterileri zamanalama açısından doğru bulmuyorum. 

Birileri tarafından infial yaratılmaya çalışılırken, fikirsel ayrılıklar ve sosyolojik bölünmelerle ülkemiz zayıflatılmaya çalışılırken, insanlarımıza ümitsizlik aşılanmaya çalışılırken, böylesine bir ortamda Yeni Parti lideri Özgür Özel’in halkı meydanlara davetini doğru bulmuyorum.

Ümidini yitirmiş bir toplumun yaratacağı sosyal bölünme ve infialden faydalanmayı bekleyen düşmanlar etrafımızda kol gezerken düşmanın ekmeğine yağ sürmek ise ancak ve ancak akıl tutulması yaşayan insanların yapabileceği türden bir iştir. 

Ülke içerisinde problemlerimizin olduğu doğru. Fakat bu problemlerin hiçbiri çözümsüz değil.

Bizlere düşen görev, her ne sorun yaşarsak yaşayalım fitneye mahal vermeden birliğimize halel getirmemektir. 

Biz bu vatana sahip çıkabilmek adına nesillerdir ne bedeller ödedik ve ödemeye de devam ediyoruz. 

Hiçbir gerekçe bu vatanın birliği ve özgürlüğünden daha değerli değildir.