Ceyhun Bozkurt, Görüş Alanı programının bu bölümünde Doğu Akdeniz’deki stratejik mücadelenin kilit taşı olan Türkiye-Libya Deniz Yetki Alanı Sınırlandırılması Anlaşması’nın arka planını, 2009-2010 yıllarında yürütülen gizli hazırlıkları, FETÖ kumpaslarını ve Batı emperyalizminin bölgedeki oyunlarını tüm ayrıntılarıyla aktardı.
Doğu Akdeniz jeopolitiği ve 90'lardaki Alman Vakıfları engeli
Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon yataklarının keşfiyle birlikte Batı’nın, Rus enerji hatlarını pasifize etmek ve Türkiye’yi denklemin dışına itmek amacıyla 90’ların sonundan itibaren bölgeyi dizayn etmeye başladığını belirten Ceyhun Bozkurt, Türkiye’nin bu sinsi planlara karşı o dönemden itibaren Mavi Vatan stratejisinin temellerini attığını ifade etti. 1999 yılındaki Milli Güvenlik Kurulu kararıyla Mersin Taşucu’nda bir donanma tersanesi kurulmasının kararlaştırıldığını hatırlatan Bozkurt, hemen ardından "çevre hassasiyeti" adı altında sahaya sürülen bazı grupların protestolar düzenlediğini söyledi. Yapılan araştırmalarda bu sözde çevre eylemlerinin arkasındaki finansman ve organizasyonun Alman vakıflarına dayandığının belgeleriyle ortaya çıktığını vurguladı.
Türkiye’nin Mavi Vatan’daki haklarını korumak için hayata geçirdiği Akdeniz Kalkanı Harekâtı’nın gayrimeşru faaliyetlere geçit vermediğini belirten Bozkurt, tıpkı bugün İsrail’in soykırımcı bakanı Bezalel Smotrich’in Türk Donanmasını hedef alması gibi, geçmişte de Avrupa Birliği ilerleme raporlarında "Turkish Navy" ifadesi kullanılarak Türk Donanmasının doğrudan hedef gösterildiğini kaydetti.
2009-2010: Kaddafi'ye sunulan gizli haritalar ve oyun bozucu hamle
Libya Anlaşması’na giden süreçteki dönüm noktasının 2009’un sonlarında yaşandığını açıklayan Bozkurt, o dönem Deniz Kuvvetleri Plan Prensip Başkanı Tümamiral Cem Gürdeniz ve bir şube müdürü olan kurmay albayın hazırladığı "Türkiye ile Libya’nın denizden komşu olduğu" yönündeki stratejik çalışmanın o zamanki Kuvvet Komutanı Eşref Uğur Yiğit tarafından onaylandığını belirtti. Bu kritik dosyanın yürütmenin başına, yani dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’a sunulduğunu ve Erdoğan’ın çalışmayı onaylayarak "Ben yakın zamanda Libya’ya gideceğim, bunu muhataplarıma anlatacağım" dediğini aktardı.
29 Kasım 2010’daki Libya gezisine komutanların katılamamasına rağmen hazırlanan haritalar ve dosyaların doğrudan Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından Libya lideri Muammer Kaddafi’ye sunulduğunu belirten Bozkurt, bu hamlenin Doğu Akdeniz’de tam anlamıyla "oyun bozucu" bir nitelik taşıdığını ifade etti. Kaddafi’nin bu çalışmadan duyduğu memnuniyetle iki ülkenin dışişleri ve deniz kuvvetlerinin ortak çalışma talimatı aldığını dile getirdi.
Balyoz kumpasları, Arap Baharı ve anlaşmanın raflardan indirilişi
Ancak bu stratejik hamleden sadece 17-18 gün sonra, 17 Aralık 2010’da Rumların İsrail ile gayrimeşru bir münhasır ekonomik bölge anlaşması imzaladığını, hemen ardından da Arap Baharı kılıfıyla Libya’nın iç savaşa sürüklenerek Kaddafi’nin devrildiğini ve öldürüldüğünü hatırlatan Bozkurt, sürecin tasfiye edilmek istendiğini vurguladı.
Kaddafi’ye sunumun yapılmasından sadece 6 gün önce, Türk Donanmasına darbe vurmak amacıyla FETÖ ajanları ve teröristleri tarafından Balyoz kumpasının devreye sokulduğunu, 120’den fazla amiral ve subayın haksız yere tutuklandığını belirten Bozkurt, bu operasyonlarla Türkiye’nin ellerinin bağlandığını ifade etti. 15 Temmuz darbe ve işgal girişimi püskürtüldükten sonra Türkiye’nin bağımsız ve özgür adım atma kapasitesinin doruğa ulaştığını belirten Bozkurt, Kaddafi’ye haritaların sunulduğu 29 Kasım tarihinden tam 9 yıl sonra, 27 Kasım 2019’da Libya Anlaşması’nın tarihe altın harflerle yazıldığını kaydetti.
"İsrail, Yunanistan ve Batı emperyalizmi ayakta, kervan yürüyecek"
Bugün gelinen noktada Türkiye’nin izlediği ilmek ilmek işlenen diplomasi sayesinde Libya’nın doğusundaki Hafter yönetimi ve meclisle dahi iletişim kurularak ülkenin bütünlüğünün gözetildiğini söyleyen Bozkurt; bu durumun İsrail’i, Yunanistan’ı ve Batı emperyalizmini rahatsız ettiğini belirtti.
Türkiye’nin Mavi Vatan’daki kararlılığından taviz vermeyeceğini vurgulayan Bozkurt, "Ne olursa olsun kervanı yürüteceğimiz kararlılığı kesindir, kervan yürüyecek" diyerek değerlendirmesini tamamladı.
Henüz yorum yapılmamış
Bu içerik hakkında ilk yorumu siz yapın!