Şener Üşümezsoy'dan Adana depremleri için ezber bozan açıklama: "Topaç gibi dönerek kırılıyor!"

Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, Adana’daki fay hatlarının parçalı ve mozaik bir yapıda olduğunu belirterek büyük ve yıkıcı bir deprem riskinin bulunmadığını söyledi. Üşümezsoy, Marmara’da da Adalar’dan geçen yıkıcı bir fay hattının bulunmadığı tezini yineledi.


Haber365 Youtube kanalında yayınlanan “Bir Bilene Sor” programının bu haftaki konuğu Prof. Dr. Şener Üşümezsoy oldu. Seda Ateşoğlu’nun sunuculuğunu yaptığı programda; Adana’da art arda yaşanan depremler, bölgenin tektonik yapısı ve kamuoyunda tartışılan spekülatif fay senaryoları bilimsel verilerle masaya yatırıldı.

“Adana’yı kesen spekülatif bir fay yok”

6 Şubat depremlerinin ardından Adana ve çevresi için üretilen korku senaryolarının gerçeği yansıtmadığını belirten Üşümezsoy, geçmişte öne sürülen "Doğu Anadolu Fay Hattı’nın Adana ve İskenderun’u keserek Kıbrıs’a uzandığı" veya "Savrun Fayı'nın Adana'yı yıkacağı" yönündeki hipotezlerin çürütüldüğünü ifade etti.

Arap plakasının kuzeye doğru hareket ederken Amanos Dağları’nın doğusundaki Amik Ovası’ndan güneye, Ölüdeniz’e doğru giden bir hat izlediğini belirten Üşümezsoy; Adana’nın içerisinden geçen veya şehri yerle bir edeceği iddia edilen "Adana Fayı" ile "Savrun Fayı" gibi iddiaların jeolojik gerçeklikle bağdaşmadığını vurguladı.

Topaç dönüşü ve çapraz kırıklar: Enerji nasıl dağılıyor?

Adana çevresindeki dağ kuşaklarının ve fay hatlarının düz bir hat üzerinde ilerlemediğini, bilakis bölgenin tektonik yapısı gereği eksen değiştirerek "topaç" gibi dönen karmaşık bir yapı oluşturduğunu anlatan Üşümezsoy, bu mekanizmayı somut benzetmelerle açıkladı:

"Bölgedeki faylar batıya doğru düz bir hat üzerinde gitmiyor; Göksun ve Gürün’den sonra güneye doğru bükülüp dönüyor. Bir hat ilerlerken aniden yön değiştirirse, dönme hareketinin yarattığı stresi karşılamak adına çapraz ve ikincil kırıklar oluşur. Adana'nın kuzeyindeki dağlık kütle (Adana'nın çatısı); Saimbeyli, Feke, Göksun ve Tufanbeyli hattında işte bu çapraz kollarla parçalanmıştır."

Otomobil camı ve karpuz dilimi benzetmesi: "Neden büyük deprem olmaz?"

Bölgedeki fay sistemini ve oluşan depremlerin karakterini anlaşılır örneklerle anlatan Üşümezsoy şunları kaydetti:

Mozaik / Otomobil Camı Etkisi: "Tek parça dev bir cam kırılırsa büyük bir parça saplanıp zarar verebilir. Ancak otomobil camları gibi küçük mozaik parçalara ayrılmış bir yapıda cam patlasa da buz gibi dağılır, ölümcül etki yapmaz. Adana’daki faylar da tek bir dev hat değil, bloklar halinde mozaik bir yapıdadır."

Karpuz Dilimleme Örneği: "Karpuzu boydan boya tek parçada dilimlerseniz koca bir kırmızı alan çıkar; bu tek parçada kırılan büyük bir fay ve dev deprem demektir. Ancak o karpuz hem enine hem boyuna küçük küpler halinde dilimlenirse devasa yüzey alanı ortadan kalkar. Adana'da faylar çapraz kollarla dilimlendiği için tek seferde büyük bir kırılma yaşanamaz."

Su Kanalları Benzetmesi: "Tek bir kanaldan gelen büyük su yıkıcıdır. Fakat o suyu 100 ayrı küçük kanala dağıtırsanız her kanaldaki stres ve su miktarı azalır. Adana’da yaşanan çok sayıdaki küçük deprem, biriken stresin bu kanallara dağılmasından kaynaklanmaktadır."

Marmara depremi örneği: "Adalar'dan geçen yıkıcı bir fay yok"

Uluslararası sismoloji merkezlerinin (EMSC) kendi geliştirdiği fay modellerini zamanla doğrulamak zorunda kaldığını vurgulayan Üşümezsoy, İstanbul ve Marmara örneğine dikkat çekti:

"Yıllarca herkes 'Fay Adalar'ın güneyinden geçiyor, Yeşilköy'ü kesip Tekirdağ'a uzanıyor' modelini savundu. Biz ise Adalar'dan geçen yıkıcı bir fay olmadığını, fayın Yalova-Çınarcık ve Armutlu Yarımadası kıyısından geçtiğini ifade ettik. Bu bölgedeki deprem 1894'te olmuştu ve 1999 sonrasında Marmara'nın bu kısmında kırılacak bir stres kalmamıştı. Nitekim EMSC de son haritalarında Adalar'a giren bir fay olmadığını kabul edip hattı Armutlu kıyısına işledi. Aynı durum Adana için de geçerlidir; EMSC son 4.5'lik depremde benim başından beri söylediğim 'Adana Çatısı' çapraz fay modelini haritalarına dahil etti."

"Büyük bir yıkım riski bulunmuyor"

Tarihte Adana bölgesinde görülen en büyük depremin Ceyhan’daki 6.2’lik sarsıntı olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, mozaik blok yapısı sayesinde enerjinin küçük depremlerle sönümlendiğini, Adana'da yıkıcı ve devasa bir deprem potansiyelinin bulunmadığını belirterek sözlerini tamamladı.



Yorumlar

0

Henüz yorum yapılmamış

Bu içerik hakkında ilk yorumu siz yapın!