Dr. Barış Adıbelli'den Avrupa analizi: "Avrupa Birliği artık çöktü"

Kızılelma programının yeni bölümünde Dr. Barış Adıbelli, Fransa’da başlayıp Avrupa geneline yayılan kitlesel eylemlerin liberal politikaların ve devletsiz Avrupa modelinin iflası anlamına geldiğini vurguladı. Avrupa’nın ABD peşinde sürüklenerek Ukrayna krizinde kendi geleceğini riske attığını belirten Adıbelli, mevcut tablonun Türkiye için klasik AB üyeliği yerine egemenliğini koruduğu "Ayrıcalıklı Ortaklık" modelini zorunlu kıldığını ifade etti.


Haber365 YouTube kanalında Seda Ateşoğlu’nun sunumuyla yayınlanan Kızılelma programının yeni bölümünde, Dumlupınar Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Barış Adıbelli; Fransa’da başlayıp tüm Avrupa’ya yayılan toplumsal olayları, liberal politikaların ve devletsiz Avrupa modelinin çöküşünü, ABD-Avrupa ilişkilerindeki dengesizlikleri ve Türkiye’nin bu jeopolitik tablo karşısındaki stratejik konumunu değerlendirdi.

"Fransa’daki olaylar devletsiz Avrupa modelinin iflasıdır"

Fransa’nın tarihsel olarak sokak gösterilerine ve toplumsal hareketlere "şerbetli" bir ülke olduğunu belirten Dr. Barış Adıbelli, Fransız İhtilali’nden Sarı Yeleklilere kadar uzanan süreçte 15 büyük kitlesel olayın yaşandığını hatırlattı. Öğrencilerle başlayıp işçilere ve göçmen kitlelere yayılan son protestoların 3 bin iş yerinin yağmalanmasıyla kontrolden çıktığını ifade eden Adıbelli, bu durumun yalnızca yerel bir ekonomik kriz olmadığını, aksine Avrupa Birliği (AB) merkezli sosyal devlet anlayışının ve liberal politikaların iflası anlamına geldiğini vurguladı. Yıllarca ulus devletlerin ve sınırların önemsizleştirildiği, Brüksel'den yönetilen yapay bir "Avrupa Ulusu" yaratma çabasının halkın beklentilerine yanıt veremediğini belirtti.

"Avrupa siyaset üretemiyor, aşırı sağ ve ırkçılık yükseliyor"

Avrupa siyasetinin artık vizyoner liderler ve umut üretemediğini söyleyen Adıbelli, Fransa’da Marine Le Pen gibi figürlerin ve Almanya’daki aşırı sağ hareketlerin hızla güç kazandığına dikkat çekti. Avrupalı aşırı sağın klasik milliyetçilikten ziyade yabancı ve Müslüman düşmanlığı üzerine kurulu "saf bir ulus" anlayışını temsil ettiğini ifade eden Adıbelli, göçmenlerin banliyölerde "getto" hayatına mahkûm edilerek ne entegre ne de deport edildiğini, bunun da bugünkü toplumsal şiddet patlamalarının zeminini hazırladığını söyledi.

"Ukrayna savaşı Avrupa için bir tuzak mıydı?"

Avrupa’nın ABD’nin dümen suyunda hareket ettiğini ve jeopolitik anlamda sahada varlık gösteremediğini belirten Adıbelli, Ukrayna krizinin bir "Avrupa Savaşı"na dönüştürülmesinin büyük bir stratejik hata olduğunu vurguladı. Avrupalı liderlerin Rusya’yı ekonomik ve kültürel olarak tamamen dışlayarak (Tolstoy gibi yazarların ve sanat faaliyetlerinin yasaklanması dahil) müzakere zeminini yok ettiğini, Putin’in ise artık sadece Ukrayna’yı değil doğrudan Avrupa’yı hedef alan bir söyleme evrildiğini ifade etti. Donald Trump’ın Zelenski politikası nedeniyle Rusya ile Washington arasındaki geleneksel dengenin bozulmasından ve ABD'nin Çin’e mahkûm edilmesinden duyduğu rahatsızlığa değindi.

"Parçalanmış Avrupa Türkiye için ne ifade ediyor?"

ABD’nin hiçbir zaman tek parça ve güçlü bir Avrupa Birliği’ni istemediğini, Euro’nun doların hegemonyasına alternatif olmasının Washington’ı rahatsız ettiğini belirten Dr. Adıbelli, bugün ABD’nin de desteğiyle parçalanmış ve ulusal ekonomilerine geri dönen bir Avrupa’nın konuşulduğunu söyledi. Brüksel veya Strazburg merkezli hantal bir yapının tüm kıtayı yönetemeyeceğini ifade eden Adıbelli, İngiltere’nin Brexit ile başlayan sürecin ardından Türkiye için klasik AB üyeliği gömleğinin çoktan dar geldiğini vurguladı:

"Türkiye artık kapıda bekleyen değil, enerji jeopolitiği ve güvenlik açısından Avrupa’nın kapısını çaldığı bir ülkedir. Türkiye için en rasyonel model tam üyelik yerine 'Avrupa Birliği Plus Türkiye' (Ayrıcalıklı Ortaklık) modelidir. Gümrük Birliği güncellenmeli, vizesiz seyahat sağlanmalı ancak Türkiye asla egemenliğini ve bağımsızlığını Brüksel’e devretmemelidir."

"Türkiye bir tercih değil, jeopolitik bir zorunluluktur"

Avrupalı bazı liderlerin Türkiye ve Rusya’yı "doğudaki iki bela" olarak nitelendiren çelişkili tutumlarını eleştiren Adıbelli, Türkiye’nin haritadan silinemeyecek net bir gerçeklik olduğunu belirtti. Konuşmasını Türkiye’nin iç dinamiklerine dair güvenceyle tamamlayan Adıbelli, Avrupa’daki şiddet içeren marjinal eylemlerin ve sistem krizlerinin Türkiye’de karşılığı olmadığını, ülkenin köklü devlet geleneğiyle bu tür savrulmalardan bağışık olduğunu vurguladı.

Yorumlar

0

Henüz yorum yapılmamış

Bu içerik hakkında ilk yorumu siz yapın!