Donald Trump’ın sosyal medya hesabı üzerinden Netanyahu’yu açıkça destekleyen açıklamasını değerlendiren Dr. Barış Adıbelli, bunun ABD siyasi tarihinde bir ilk olduğunu belirtti. Bir ABD Başkanının doğrudan başka bir ülkedeki seçimlere müdahil olarak taraf seçmesinin diplomatik teamüllere aykırı olduğunu söyleyen Adıbelli, Trump’ın şahsi dostlukla başkanlık sorumluluğunu karıştırdığını ifade etti.
Time dergisinde yer alan ve iki lider arasındaki ilişkinin soğuk olduğunu belirten mülakatların hemen ardından gelen bu desteğin bir sürpriz olduğunu vurgulayan Adıbelli, ABD’deki Yahudi lobisinin ve Epstein dosyaları üzerinden kurulan baskıların Trump’ı bu adımı atmaya zorladığını kaydetti.
"Sıkışan iki liderin seçim pazarlığı"
Hem Trump’ın hem de Netanyahu’nun kendi iç siyasetlerinde köşeye sıkıştıklarını dile getiren Adıbelli, ABD’de 3 Kasım’da yapılacak ara seçimler öncesinde Trump’ın kamuoyu destek oranının %30’lara kadar gerilediğini hatırlattı. Netanyahu’nun da içeride yolsuzluk, dışarıda ise soykırım suçlamalarıyla yargılanma riskiyle karşı karşıya olduğunu belirten Adıbelli, bu hamlenin Netanyahu’ya seçim öncesinde "can suyu" verme çabası olduğunu ifade etti.
İsrail halkının İran politikasını desteklese de Netanyahu’nun ekonomi, turizm ve güvenlik alanında yarattığı tahribattan rahatsız olduğunu söyleyen Adıbelli, dış dünyadaki izolasyonun İsrail toplumunda ciddi bir huzursuzluk yarattığını belirtti.
"Netanyahu gitse de İsrail’in dış politikası değil, yöntemi değişir"
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın açıklamalarına atıfta bulunan Dr. Barış Adıbelli, İsrail’de iktidara kim gelirse gelsin devlet politikasının özünün değişmeyeceğini vurguladı. Muhalefet liderleri Eisenkot, Yair Lapid veya Naftali Bennett gibi isimlerin de geçmişte İsrail parlamentosunda (Knesset) Filistin devletinin kurulmasını oy birliğiyle reddeden kararlara imza attıklarını hatırlatan Adıbelli, farkın yalnızca strateji ve yöntemde olacağını ifade etti:
"Muhalefetin Netanyahu’ya itirazı saldırgan politikalara değil, bu politikaların 'çok göstere göstere' yapılmasına. Netanyahu’nun 1 günde yapmaya çalıştığını muhalefet 30 yıla yayarak, sessiz sedasız yapmak istiyor. Dolayısıyla militarist siyonizm ideolojisi değişmediği sürece sandıktan kim çıkarsa çıksın Filistin halkı ve bölge için sonuç değişmeyecektir."
"Netanyahu İsrail’i saf bir 'Yahudi Devleti' yapma peşinde"
Netanyahu’nun benimsediği ideolojinin kökenlerine inen Adıbelli, Netanyahu’nun babasının "Revizyonist Siyonizm" akımının teorisyenlerinden biri olduğunu belirtti. Likud Partisi’nin temelini oluşturan bu anlayışın 1948 öncesindeki terör örgütlerinin bakiyesinden beslendiğini ifade eden Adıbelli; Gazze’deki insansızlaştırma çabalarının, Batı Şeria’daki gaspçı yerleşimci politikalarının Theodor Herzl’in kafasındaki homojen ve saf "Yahudi Devleti" (Judenstaat) hedefine ulaşma çabası olduğunu vurguladı.
"80 bin sivilin katliamından tüm İsrail siyaseti sorumludur"
Netanyahu’nun kendi kişisel hırsları ve aile mirası uğruna hem bölgesel barışı hem de İsrail’in geleceğini felakete sürüklediğini ifade eden Dr. Barış Adıbelli, uluslararası hukukun meşru müdafaa hakkını intikam hissiyle kullanmaya izin vermediğini hatırlattı.
Gazze’de yaşanan yıkımda doğrudan hedef alınan siviller, kadınlar ve çocuklar için Netanyahu kadar ona sessiz kalan İsrail muhalefetinin de sorumlu olduğunu belirten Adıbelli, muhalefetin seçim sonrası kuracağını söylediği soruşturma komisyonlarının bile Filistinlilerin hesabını sormak için değil, İsrail ordusunun zafiyetlerini araştırmak için kurulacağını dile getirerek konuşmasını tamamladı.
Henüz yorum yapılmamış
Bu içerik hakkında ilk yorumu siz yapın!