Ceyhun Bozkurt, Görüş Alanı programının bu bölümünde Batı merkezli emperyalist sistemin ve Amerikan ordusunun yaşadığı derin tükenmişliği, dış ilişkiler konseyinin (CFR) yayın organı Foreign Affairs dergisinde yer alan çarpıcı analizler ve somut veriler eşliğinde değerlendirdi.
40 trilyon borç, Abraham Lincoln krizi ve askeri tükenmişlik
Amerikan medeniyetinin ve Batı tahakkümünün sonsuza kadar süreceği tezine iman edenlerin aksine, ABD’nin yaşadığı çöküşün artık Batılı kaynaklar ve derin yapılanmalar tarafından bile kabul edildiğini belirten Ceyhun Bozkurt, 40 trilyon doları aşan devasa bir borç yükünden bahsedildiğini hatırlattı. Başkan Donald Trump’ın bile bu sıkışmışlığı görerek sağa sola para akıtmayı kesmek istemesinin ve madenlere çökmeye çalışmasının arkasında bu acil nakit ihtiyacının yattığını ifade etti.
ABD’nin dış politikasını yönlendiren en önemli derin yapılanmalardan biri olan ve geçmişte rahmetli Erol Bilbilik’in yazılarıyla Türkiye’ye tanıttığı CFR’nin yayın organı Foreign Affairs’te Barry Posen imzasıyla yayımlanan "Amerika İçin Az Çoktur Stratejisi" başlıklı makaleye atıfta bulunan Bozkurt, Amerikan ordusunun içler acısı durumunu şu örneklerle aktardı:
Uçak Gemisi ve İntihar Vakaları: Hint-Pasifik okyanusunda görev yapan ve İran’a yönelik saldırganlık sürecine de sürülen dev uçak gemisi Abraham Lincoln, normalde 4-6 ay sürmesi gereken seferini 10-11 aya çıkararak tükenme noktasına geldi. Gemide teknik arızaların baş gösterdiği, denizcilerin arka arkaya intihar ettiği ve ailelerin protestolarıyla Amerikan askerinin psikolojik bir çöküş içine girdiğinin anlaşıldığı vurgulandı.
F-35 Rezaleti: Tanesi 100-150 milyon dolara mal edilen F-35 savaş uçaklarının envanterdeki durumuna dikkat çeken Bozkurt, harbe hazır olma oranının sadece %25 olduğunu, yani her dört uçaktan üçünün ani bir savaşta kullanılamaz vaziyette bulunduğunu kaydetti.
Kısa süreli savaş doktrininin çöküşü ve İran direnişi
Amerikan ordusunun geleneksel olarak "çok şiddetli saldırılarla çok kısa sürede savaş bitirme" konseptine dayandığını ve ordunun aynı anda iki büyük savaşa (örneğin hem Çin hem Rusya ile) göre dizayn edildiğini belirten Bozkurt, bu doktrinin günümüz şartlarında iflas ettiğini ifade etti. 1991’deki Irak işgali gibi eski örneklerde bu yöntemin işe yaradığını ancak artık hedef ülkelerin direniş kapasitesinin arttığını söyledi.
Bunun en somut örneğinin İran’da yaşandığını belirten Bozkurt, Amerika’nın Irak işgalinden bile daha şiddetli füze ve hava saldırıları gerçekleştirmesine rağmen İran’a tek bir adım dahi geri attıramadığını vurguladı. Bu uzun süreli kapışmaların ABD'nin taarruz ve savunma füze stoklarını tükettiğini, yerine konulması için 48 ila 60 aya (3-5 yıla) ihtiyaç duyulduğunu dile getirdi. Bu durumun, Amerika’ya karşı sadece 1-2 ay direnebilen ülkelerin dahi zafer kazanma ihtimalini katbekat artırdığına dikkat çekti.
"Avrupa kendi başının çaresine baksın" ve müttefiklerini koruyamaz halde bir ABD
Foreign Affairs makalesindeki en çarpıcı tespitlerden birinin Avrupa’ya yönelik olduğunu belirten Bozkurt, analistin "Başlıca Avrupa devletleri isterlerse Rusya ile kendi başlarına başa çıkmak için fazlasıyla yeterli ekonomik ve teknolojik kaynağa sahiptir" diyerek NATO’nun Avrupa komutanlığının Avrupalılara devredilmesini ve ABD’nin güç çekmesini savunduğunu aktardı.
36 yıldır Yugoslavya’dan Irak’a, Afganistan’dan Suriye’ye kadar dünyayı ateşe veren Amerikan ordusunun bugün bırakın küresel bir müdahaleyi, kendi müttefiklerini korumaya dahi mecalinin kalmadığını belirten Bozkurt, askeri envanterinden psikolojisine kadar çöküş yaşayan ABD’nin etki gücünün giderek azaldığını ve dünyanın yeni bir döneme girdiğini vurgulayarak sözlerini tamamladı.
Henüz yorum yapılmamış
Bu içerik hakkında ilk yorumu siz yapın!