Amiral Cihat Yaycı uyardı: "İmroz’da Bahar" filmi tehlikesi! Gökçeada üzerinden büyük kışkırtma mı?

Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, Pusula programında "İmroz'da Bahar" filmi ve benzer yapımlar üzerinden yürütülen isim dayatmalarını eleştirdi. Mekan isimlerinin bir ruhu ve hafızası olduğunu vurgulayan Yaycı, "İmroz diye bir yer yoktur, buranın adı Gökçeada’dır. Subliminal mesajlarla Türk toprağında şüphe doğurmaya çalışıyorlar, Kültür ve Turizm Bakanlığı buna mutlaka müdahale etmelidir" uyarısında bulundu.


Haber365 YouTube kanalında yayınlanan Pusula programında Seda Ateşoğlu’nun sorularını yanıtlayan Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, son dönemde gündeme gelen "İmroz'da Bahar" filmi ve benzer yapımlar üzerinden yürütülen kültürel manipülasyonları, mekan isimlerinin hafızasını ve Türk coğrafyası üzerindeki gizli ajandaları gözler önüne serdi.

"İmroz'da Bahar filmi masum değil: Kültür Bakanlığı bu oyuna müdahale etmelidir"

Gökçeada yerine bilinçli olarak "İmroz" isminin kullanılmasının tehlikeli bir kültürel strateji olduğuna dikkat çeken Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, şu ifadeleri kullandı:

"Bu hafta çok ilginç ve bir o kadar tehlikeli bir konuyu gündemimize almamız gerekiyor: 'İmroz'da Bahar' adında bir film çekildi, galası da yapıldı. Bu son derece tehlikeli bir durumdur ve Kültür ve Turizm Bakanlığı buna mutlaka müdahale etmelidir! Çünkü İmroz diye bir yer yoktur, buranın adı Gökçeada’dır. Araştırdığınızda, bu filme katkı sağlayanların daha önceden de sözde Ermeni soykırımı iddiasına destek veren çalışmalar yaptıklarını görüyoruz.

Gökçeada’da seni ne rahatsız ediyor da Gökçeada yerine İmroz diyorsun? Bu tür yapımlarla subliminal mesajlar verilerek Türk toprağında aidiyet ve hak iddia etme şüphesi doğurmaya çalışıyorlar. Türkçe isimlerin kullanılmasından ve benimsenmesinden taviz verilemez."

"Yunanistan'da 'İstanbul' dediğiniz için kapıdan içeri almıyorlar"

Yunanistan ve Batı Trakya'da Türk kimliğine ve Türkçe isimlere yönelik sistematik bir baskı uygulandığını belirten Yaycı, komşu ülkedeki zihniyeti şu çarpıcı örnekle anlattı:

"Bir konferansta Batı Trakya’dan gelen bir vatandaşımızla konuştum. Orada insanlara öyle bir baskı yapıyorlar ki, meselâ 'İstanbul' kelimesini kullandığınızda sizi resmen kapıdan içeri almıyorlarmış! 'Nereden geliyorsun?' diye sorduklarında mutlaka 'Konstantinopol' diyeceksin diyorlar.

Bizim içimizdeki bazı çevreler ise 'nostalji' adı altında Yunan isimlerini ve argümanlarını yeniden canlandırmaya çalışıyor. Gökçeada yerine İmroz diyerek Yunan ismini nostalji malzemesi yapıyorlar. Neden yapıyorsun? Başka bir tarihi hafızayı ve iddiayı hortlatmak için! Buna asla geçit verilemez."

"Mekan isimlerinin hafızası vardır: İstanbul başkadır, Konstantinopol başka!"

Mekan adlarının sıradan kelimeler olmadığını, arkalarında derin bir ruh ve tarihsel hafıza barındırdığını vurgulayan Cihat Yaycı, sözlerini şu tarihi ve coğrafi uyarılarla tamamladı:

"Şunu hiç unutmayın: Benim öğrencilerime de sürekli aktardığım temel bir gerçek var; mekan isimlerinin hafızası vardır, mekanların ruhu vardır. Siz isim değiştirerek hafızayı çağırırsınız.

'İstanbul' dediğiniz zaman Türk-İslam hafızasını çağırırsınız; 'Konstantinopol' dediğinizde ise başka bir emperyal hafızayı... 'İstanbul Boğazı' dediğinizde Türk-İslam ruhunu, 'Bosphorus' dediğinizde ise yabancı menşeli bir tasavvuru çağırırsınız. 'Çanakkale' dediğinizde destanları, 'Dardanas' dediğinizde başka bir iddiayı hatırlarsınız. 

Behramkale derseniz Türk hafızasını çağırırsınız. Asos derseniz başka bir hafızayı çağırırsınız. Kapadokya derseniz başka bir hafızayı çağırırsınız. Ihlara derseniz Türk-İslam hafızasını çağırırsınız. İzmir derseniz başka bir hafızayı çağırırsınız. Smyrna derseniz başka bir hafızayı çağırırsınız. O nedenle İmroz değil, Gökçeada. Kos değil, İstan köyü. Samos değil, Sisam. Bunu hiç unutmamak lazımdır."

Yorumlar

0

Henüz yorum yapılmamış

Bu içerik hakkında ilk yorumu siz yapın!