2025: “Güç” Yılında Türkiye’nin Görünmez Kalkanı MİT

2025: “Güç” Yılında Türkiye’nin Görünmez Kalkanı MİT
Ramda Afsar
19.02.2026 Perşembe 18:24 | Son Güncelleme: 19.02.2026 Perşembe 18:24

 

Uzun yıllardır süregelen fakat etkisini son birkaç yılda somut olarak deneyimlediğimiz global bir değişim süreci yaşıyoruz. Sadece ülkemizde değil tüm Dünya’da normlar ve tanımlar teker teker ve baş döndürücü bir hızla değişiyor.

Tanımlar ve normlarda yaşanan değişikliklerin meydana getirdiği sonuçlardan en büyüğü ise “MİLLİ GÜÇ” kavramında kendini gösteriyor.

Değişim öncesi dönemde, niceliksel üstünlükleriyle pazarlık masasında otoriteyi sağlayan ülkelerin yerini stratejik güç üretebilen ülkeler almaya başladı.

Eskiden devletlerin sadece askerî veya ekonomik nicelikselliğini temel alan güç tanımı, bahsettiğim değişim sonrasında yerini bilgi, zamanlama, gizlilik ve bir adım sonrasını tahmin ederek bu tahmin doğrultusunda pozisyon almayı temeline alan bir tanım haline gelmiştir.

Doğru bilgi ile, doğru zamanda, milli menfaatler doğrultusunda atılacak gizli adımları belirleyerek faaliyete geçme hususunu da Milli Strateji olarak nitelendirmemiz yanlış olmaz. Milli Strateji dediğimiz olgu da yeni “MİLLİ GÜÇ” kavramının en temel yapı taşıdır.

Şartların gerektirdiği biçimde değişen ve gelişen bu kavramlar da Global sahada oyunun kurallarının yeniden belirlenmesini sağlamaktadır. Kuralların değişmesi ise sistemin baştan dizayn edilmesi anlamına gelmektedir.

Peki Türkiye bunun neresinde?

Türkiye, sizlere bahsetmiş olduğum global oyun kurallarının tam merkezinde yer alıyor. Üstelik oyuncu olarak değil oyun kurucu olarak…

Mossad’a yönelik ajan ağı operasyonlarını hatırlayın. Bu operasyon tam olarak karşı istihbarat üstünlüğüdür. Ajan yakalamak değil, ağı çıkarmak önemlidir. Network ağı deşifre edilmek suretiyle; temas, para, lojistik, hedef listesi ve yöntemler de açığa çıktı. Bu da Mossad’ın hedeflediği girişimleri daha başlamadan sonlandırdı.

Bu operasyonun ülkemizin kazanımı dış politika pazarlık gücümüzü etkin kılarak oyuncu değil oyun kuran pozisyonunda olmamızı sağlamaktır. “Sessiz koz” en güçlü kozdur.

MİT’in Pakistan istihbaratı ISI ile birlikte yaptığı operasyonu hatırlayın. DEAŞ-Horasan içinde “üst düzey Türk medya sorumlusu” olarak tanımlanan ve “Abu Yasir Al Turki” kod adıyla anılan Özgür Altun’un Pakistan–Afganistan sınırında yakalandığı ve Türkiye’ye sınır dışı edildiği haberleşti.

Operasyonun Türkiye dışında, üstelik zor bir coğrafyada ve ortak istihbarat iş birliğiyle yapılması; MİT’in “erişim” ve “ortak çalışabilirlik” gücünü kanıtlıyor.

Millî İstihbarat Teşkilâtı 2025 yılına ait raporu kendi sitesinde yayınladı. Toplamda 16 sayfalık bir metin olmasına rağmen, doğru okunduğu taktirde cümlelerin içerisine gizlenmiş birçok alt yazıyı tespit edebilmeniz mümkün. Ama benim en çok dikkatimi çeken ve kritik bulduğum cümle şu: Türkiye bu denklemde “seyirci” kalmadı. 2025’te hem dış politikada hem iç güvenlikte stratejik bir “denge ve tahkimat” dönemi yaşandığı vurgulanıyor. Yani bir yandan masada ağırlık koyan diplomasi, diğer yandan sahada caydırıcılık ve içeride toplumsal dayanıklılık… Bunu, klasik bir güvenlik refleksi olarak görmek Milli İstihbarat Teşkilatı’na karşı büyük bir haksızlık olur çünkü Teşkilatın özverili çalışmaları neticesinde çok zorlu yollar kat ettik. Bu, devlet aklının aynı anda birden fazla cepheyi yönetme kapasitesi ve kabiliyetidir.

Bulunduğumuz coğrafyada “iyi niyet” diye bir güvenlik doktrini yok ve olamaz! Milli Güvenlik ve Milli Çıkarlar söz konusu iken, üstelik tüm Dünya’da global bir satranç oyunu düzenlenirken iyi niyetten bahsetmek şu iki sonuçtan birini doğurur.

• Ya satranç tahtasında gözden çıkarılması en basit pozisyonda olan piyonlardan biri olursunuz ve en umulmadık anda oyun kurucuların menfaati uğruna masayı terk etmek zorunda bırakılırsınız

• Ya da “Bizi mat etmek istemezler, niyetleri bu değil” algısı ile temkini elden bıraktığınız an şahınızı rakip oyuncuya kaptırarak masayı terk etme durumunda kalırsınız.

Bu yüzden MİT’in 2025 değerlendirmesi, bir “kurum raporu” olmanın ötesinde, bir devlet aklı notu gibi okunmalı: Türkiye, türbülansın ortasında “denge”yi korurken aynı anda “tahkimat” yaptı. Ve bunu yaparken şiarını da açıkça koydu:

“Vatan için her an, her yerde…”

Bu yazı vesilesi ile Millî İstihbarat Teşkilâtı’nın tüm çalışanlarına ve görevi esnasında şehadete eren tüm isimsiz kahramanlarımıza, Türk Milleti’nin menfaatlerini her şeyden önde tutan vatanperverler adına minnet ve şükranlarımı sunmayı bir borç bilirim.

 


haber365.com