KKTC Başbakanı Üstel'den Fransa-GKRY Anlaşmasına Tepki

KKTC Başbakanı Ünal Üstel, GKRY ile Fransa'nın imzaladığı askeri anlaşmaya (SOFA) yanıt verdi. Yazılı bir açıklama yayınlayan Üstel, adadaki iki devletli gerçekliği yok sayan bu adımın Akdeniz'deki dengeleri bozduğunu belirterek, "Bu tehlikeli politikalar uzun vadede Kıbrıslı Rumların da güvenliğini tehdit ediyor" ifadelerini kullandı.

08.06.2026-21:10 - (Son Güncelleme: 09.06.2026-11:25)
KKTC Başbakanı Üstel'den Fransa-GKRY Anlaşmasına Tepki

Güney Kıbrıs ile Fransa arasında imzalanan askeri anlaşmaya (SOFA) KKTC Başbakanı Ünal Üstel’den tepki geldi. Yazılı bir açıklama yapan Üstel, Rum lider Hristodulidis’in adayı yabancı orduların askeri laboratuvarı haline getirdiğini belirterek, Fransa’nın bölgede askeri varlığını artırmaya yönelik girişimleri, Doğu Akdeniz’deki hassas dengeleri olumsuz etkileyecek niteliktedir dedi.

"Tarihi ve hukuki gerçeklerden kopuk bir adım"

Başbakan Ünal Üstel, imzalanan askeri protokolün adadaki mevcut statükoyu ve Kıbrıs Türk halkının varlığını yok sayan tek taraflı bir anlayışın ürünü olduğunu vurguladı. Anlaşmanın bölge barışına hiçbir katkı sağlamayacağını belirten Üstel, şu ifadeleri kullandı:

"Tarihi, hukuki ve siyasi gerçeklerden kopuk bu yaklaşımın, bölgede barışa, istikrara ve güven ortamına herhangi bir katkı sağlaması mümkün değildir. Rum lider Nikos Hristodulidis, göreve geldiği günden bu yana Güney Kıbrıs’ı yabancı askeri unsurların konuşlanma merkezi haline getirme yönünde sistematik adımlar atmaktadır. Bu politikalar yalnızca Kıbrıs’ın değil, Doğu Akdeniz’in tamamının güvenliği açısından kaygı verici gelişmelerdir. Ada’yı bir iş birliği ve diyalog zemini olmaktan çıkarıp askeri rekabetin parçası haline getirmeye yönelik bu anlayış, bölgesel gerilimi artırmaktan başka bir sonuç doğurmayacaktır."

"Hassas dengeleri de olumsuz etkileyecek"

Başbakan Üstel, imzalanan anlaşmanın adadaki mevcut durumlar ve bölgesel dengeleri göz ardı ettiğini belirtti. "Fransa'nın bölgede askeri varlığını artırma girişimleri, Doğu Akdeniz'deki hassas dengeleri de olumsuz etkileyecektir," şeklinde konuştu.

"Bu tür adımların yaratacağı olumsuz sonuçlar, en başta Rum Yönetimi’nin güvenliğini etkileyecektir"

Kalıcı bir çözümün ve barışın iki halkın egemen eşitliği ve iki devletin eşit uluslararası statüsünün kabul edilmesiyle mümkün olacağını belirten Başbakan Üstel, bu tür adımların en başta Rum Yönetimi'nin güvenliğini etkileyeceğinin uyarısında bulundu.  

"Kıbrıs Türk tarafı olarak, Ada’da kalıcı bir çözümün, sürdürülebilir istikrarın ve gerçek anlamda barışın ancak iki halkın egemen eşitliği ile iki devletin eşit uluslararası statüsünün kabul edilmesiyle mümkün olacağına olan inancımızı bir kez daha vurguluyoruz. Doğu Akdeniz’deki dengeleri kendi lehine değiştirme amacıyla hareket eden çevreler şunu çok iyi bilmelidir ki; bölgesel ve küresel ölçekte önemli bir güç ve oyun kurucu konumundaki Anavatan Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Kıbrıs Türk halkının meşru hak ve çıkarlarını hedef alan hiçbir girişim amacına ulaşamayacaktır. Bu tür adımların yaratacağı olumsuz sonuçlar, en başta Rum Yönetimi’nin güvenliğini ve bölgesel istikrarı etkileyecektir. Gerginliği artıran değil, iş birliğini teşvik eden politikalar izlenmesi tüm tarafların ortak yararınadır."



Başbakan Üstel’in açıklamasının tamamı: 

“Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile Fransa savunma bakanları tarafından imzalanan Kuvvetlerin Statüsü Anlaşması (SOFA), Kıbrıs Adası’nın mevcut gerçeklerini, uluslararası hukukun temel ilkelerini ve bölgede hassasiyetle korunması gereken dengeleri göz ardı eden son derece yanlış bir adımdır.

Söz konusu anlaşma, Ada’daki mevcut statükoyu ve Kıbrıs Türk halkının varlığını yok sayan tek taraflı bir anlayışın ürünüdür. Tarihi, hukuki ve siyasi gerçeklerden kopuk bu yaklaşımın, bölgede barışa, istikrara ve güven ortamına herhangi bir katkı sağlaması mümkün değildir.

Rum lider Nikos Hristodulidis, göreve geldiği günden bu yana Güney Kıbrıs’ı yabancı askeri unsurların konuşlanma merkezi haline getirme yönünde sistematik adımlar atmaktadır. Bu politikalar yalnızca Kıbrıs’ın değil, Doğu Akdeniz’in tamamının güvenliği açısından kaygı verici gelişmelerdir. Ada’yı bir iş birliği ve diyalog zemini olmaktan çıkarıp askeri rekabetin parçası haline getirmeye yönelik bu anlayış, bölgesel gerilimi artırmaktan başka bir sonuç doğurmayacaktır.

İmzalanan anlaşma ile yabancı askeri personelin Ada’daki varlığının daha kalıcı hale getirilmesine yönelik hukuki bir zemin oluşturulmaktadır. Kıbrıs Adası ile hiçbir tarihi, coğrafi veya siyasi bağı bulunmayan Fransa’nın bölgede askeri varlığını artırmaya yönelik girişimleri, Doğu Akdeniz’deki hassas dengeleri olumsuz etkileyecek niteliktedir.

Rum Yönetimi’nin bir yandan soykırımcı İsrail, diğer yandan sömürgeci Fransa ile geliştirdiği askeri ve stratejik iş birlikleri, Kıbrıs’ı barış ve istikrar ekseninden uzaklaştırmakta, bölgedeki kutuplaşmayı derinleştirmektedir. Bu politikalar yalnızca Kıbrıs Türk halkının değil, uzun vadede Kıbrıslı Rumların güvenliği açısından da risk oluşturmaktadır.

Özellikle Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Kişisel Temsilcisi’nin Ada’da temaslarını sürdürdüğü ve taraflar arasında diyaloğun teşvik edilmeye çalışıldığı bir dönemde böylesi bir askeri anlaşmanın imzalanması, yapıcı çabalara hizmet etmemekte, aksine güven artırıcı ortamı zedelemektedir.

Kıbrıs Türk tarafı olarak, Ada’da kalıcı bir çözümün, sürdürülebilir istikrarın ve gerçek anlamda barışın ancak iki halkın egemen eşitliği ile iki devletin eşit uluslararası statüsünün kabul edilmesiyle mümkün olacağına olan inancımızı bir kez daha vurguluyoruz.

Doğu Akdeniz’deki dengeleri kendi lehine değiştirme amacıyla hareket eden çevreler şunu çok iyi bilmelidir ki; bölgesel ve küresel ölçekte önemli bir güç ve oyun kurucu konumundaki Anavatan Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Kıbrıs Türk halkının meşru hak ve çıkarlarını hedef alan hiçbir girişim amacına ulaşamayacaktır.

Bu tür adımların yaratacağı olumsuz sonuçlar, en başta Rum Yönetimi’nin güvenliğini ve bölgesel istikrarı etkileyecektir. Gerginliği artıran değil, iş birliğini teşvik eden politikalar izlenmesi tüm tarafların ortak yararınadır.

Bu vesileyle uluslararası toplumu, Ada’nın gerçeklerini dikkate almaya, uluslararası hukuka bağlı kalmaya ve Kıbrıs’ta mevcut iki devletli gerçekliğe saygı göstermeye davet ediyoruz.”

YORUM YAZ!..
Modal