Yunan gazetesi Kathimerini’de 24 Eylül 2026 tarihinde yayımlanan bir yazı, Türkiye’ye karşı nasıl bir cephe kurulmak istendiğini açıkça gösteriyor.
Sinan Ciddi ve Isabella Bournas imzalı yazının başlığı bile niyeti ortaya koyuyor: Türkiye’ye açık uyarı verilmesi ve Doğu Akdeniz’deki ittifakın Amerikan caydırıcılığıyla güçlendirilmesi isteniyor.
Yazarlar, Yunanistan–Güney Kıbrıs Rum Yönetimi–İsrail işbirliğini “güvenilir” bir güvenlik düzeni olarak sunuyor. Türkiye’nin Mavi Vatan yaklaşımını ise yayılmacılıkla suçluyor. Washington’dan Yunanistan’a silah aktarımını kolaylaştırmasını, ortak tatbikatları genişletmesini ve bu işbirliğini kalıcı bir güvenlik yapısına dönüştürmesini talep ediyorlar. (ekathimerini.com )
Bu, Türkiye hakkında görüş açıklamanın ötesinde, Türkiye’ye karşı yabancı bir gücün askeri desteğini harekete geçirme çağrısıdır.
Yazının temel sorunu, daha başlangıçta tarafların rollerini belirlemesidir: Yunanistan, Rum yönetimi ve İsrail savunmacı; Türkiye ise saldırgan gösteriliyor. Ardından bütün değerlendirme bu kabulün üzerine kuruluyor.
Yunanistan’ın silahlanması güvenlik ihtiyacı sayılırken Türkiye’nin savunma tedbirlerinin tehdit olarak sunulmasını kabul edemeyiz. Türkiye’nin denizlerdeki haklarını savunması neden yayılmacılık oluyor? Türklerin ve Kıbrıs Türklerinin güvenliği neden aynı hassasiyetle ele alınmıyor?
Türkiye’den kendi haklarından vazgeçmesini bekleyen bir yaklaşım, barışın ve karşılıklı güvenin temeli olamaz.
Yazıda deniz yetki alanları ve bölgesel düzen, Türkiye’nin itirazları yok sayılarak anlatılıyor. Oysa bir tarafın taleplerini tartışılmaz doğru kabul edip diğer tarafın itirazlarını tehdit diye damgalamak, uyuşmazlığı çözmez; onu derinleştirir.
Üstelik Türkiye’ye karşı Amerikan desteğiyle güçlendirilecek bir askeri yapılanmanın Türkiye’nin de yararına olacağı ileri sürülüyor. Türkiye’ye baskı kurulmasını Türkiye’ye iyilik gibi sunan bu mantık kabul edilemez!
Sinan Ciddi’ye de açıkça sormak gerekir:
Türkiye’nin politikalarını eleştirmek için neden Yunanistan–Rum yönetimi–İsrail eksenine daha fazla Amerikan askeri desteği verilmesini istiyorsunuz?
Türkiye üzerine çalışan bir akademisyenden beklenen; Türk tarafının gerekçelerini, güvenlik kaygılarını ve hak iddialarını da dürüstçe değerlendirmesidir. Bir hükümeti eleştirmekle Türkiye’ye karşı caydırıcı bir cephe kurulmasını savunmak aynı şey değildir.
Türkiye’den yetişmiş bir kişinin, Yunan toplumu kuruluşunda çalışmış bir ortak yazarla birlikte Yunan gazetesinden Türkiye’ye karşı askeri destek çağrısı yapması ayrıca sorgulanmalıdır. Buradaki mesele ortak yazarın kökeni değildir. Mesele, birlikte savunulan politikanın Türkiye üzerindeki baskıyı artırmayı hedeflemesidir.
Türkiye’yi tanımak, Türkiye’ye baskı kurulması için gerekçe üretmenin aracı olmamalıdır.
Türkiye, başkalarının çizdiği sınırlara ve kendisine biçtiği role razı olmak zorunda değildir. Mavi Vatan’ı savunmak, Türkiye’nin ve Türk milletinin geleceğini savunmaktır!
Henüz yorum yapılmamış
Bu içerik hakkında ilk yorumu siz yapın!