Büyük Atatürk’ün harf devrimi, atılmış isabetli bir adımdır. Buna bir itirazımız asla yoktur. Bu konuda tamamlanması gereken bir eksiklik olduğu zaman içerisinde net olarak görülmüş ve hissedilmiştir. Bu milletin bir evladı olarak ben bunu bizzat hissettim.
Yeni alfabe bize vizyon olarak katkı sağlarken geçmişe dair bilgilere ulaşma imkânımız kısıtlı hale gelmiştir. Eski Türkçe’yi okuma kabiliyetine sahip bazı kişilerin okuduğu hususlara ilişkin yorumlarla yetintilmiştir. Yani biz istediğimiz konuda tarihi bir boyuta ulaşamıyoruz ama birilerinin arzu edip ulaştığı bilgilerden yararlanmaya çalışıyoruz. Eski mezar taşı kitabeleri tam bir tarihî yansımayken biz doğrudan bu bilgiyi alamıyoruz. Resmî evrakları, bilimsel ve ilimsel tarihî verileri okuyup anlayamıyoruz. “Eski Türkçe” derken sadece Osmanlı zamanı alfabesini değil gerekli olanların tümünü kastediyorum.
Türk Millî Eğitimi bizi batılı kaynaklara mahkûm olmaktan mutlaka kurtarmalı, milletimizin her bireyine her branşa ait kaynaklara ulaşım imkânı sağlamalıdır. İlk önce eğiticilere daha sonra da onlardan eğitim alan milletimiz için bu hak sağlanmalıdır. Bu vesile ile ülkemizde millî birliğe zarar veren söylemlerin üretildiği bir konu daha düşmana inat, faydalı hale çevrilmelidir.
Doğru kararlar doğru bilgiler ile; bu da ancak araştırma ile sağlanabilir. Geçmişinden kopmadan geleceğe göre güncelleme için bu iki alfabeye ait bilgi şarttır. Milletimiz bundan mahrum kalmamalıdır.
Sadece uzmanların bir şeyler bilmesi toplumsal gelişim için faydalıdır ama yeterli değildir. Toplumsal öneri, teşvik ve uygulama için çok önemlidir. Ancak bilgi sahibi olan toplumlar inisiyatif sahibi olurlar ve dinamik davranabilirler.
Bu saatten sonra Siyonist emelli emperyalizmin tüm algı operasyon aparatları “DEĞİŞİM”ve” DÖNÜŞÜM” kelamlarını eskisinden bol kullanacaklar ve bizi biz olmaktan çıkarmaya devam etme hususunda gayret edeceklerdir. Biz ise ısrarla özümüzden kopmadan “GELİŞİM” demeye ve gereğini yapmaya gayret etmeliyiz. Milletimiz için aranan (saadet), (Deva) ve (gelecek) onların astırdığı siyasal tabelalarda değil; Millî bilinç ve milli güç unsurlarınızın sürekli ve güncellenerek gelişimindedir. Çare bizzat kendimizdedir. Dilimiz en güçlü hazinemizdir. Devletimiz bu hazinemize önem vererek gereğini yapmalıdır.
Türk Dünya’sının lehçelerine vakıf olmayan Türkiye Türklüğü, Türk Dünyası ile bağlarını artırmak, onlarla ekonomik ve kültürel ilişkilerini geliştirmek için bu eksiğini de gidermek zorundadır.
İngilizce ve Rusça dil bilgisi ile Türk olmayan unsurlar bizden daha güçlü iş birliği kurmaktadırlar. Bu durum millî çıkarlarımızla örtüşmemektedir...Bir örnek vermek gerekirse; Kıbrısta KKTC’nin tanımayan Türk Devletlerinin Güney Kıbrıs’ı tanımasını verebilirim.
16 Nisan 2026
Dr. Hikmet Aytek
- MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞINI VE YÜKSEK ÖĞRETİM KURUMUNU GÖREVE ÇAĞIRIYORUM 16.04.2026
- CEHENNEM KAPILARI 165 KIZ ÇOCUĞU KATİLİ SİYONİSTLER İÇİN AÇILIYOR! 07.04.2026
- “Kulluk Bilinci” Nasibimiz Olsun… Hz Allah’a Bir de Bu Açıdan Bakınız 02.04.2026
- Satrançta Rakibimize “Şah–Mat” Demeden ŞAH Olunmaz 30.03.2026
- Kemalizm ile Gerçek Atatürkçülüğün Arasındaki Uçurum 26.03.2026
- Tümünü Gör