Arka arkaya önemli gelişmeler yaşanıyor.

Bab el-Mendeb Boğazı’na kıyı bölgelerini ele geçiren Husiler, ülkenin petrol kaynakları bakımından zengin bölgelerinden Marib çevresinde de yoğunlaşmaya başladı. Şiddetli çatışmalar yaşanıyor. Daha önce kenti ele geçirmeye yönelik saldırıları başarısız olan Husilerin, Suudi Arabistan destekli güçler açısından önemli bir askeri merkez niteliği de taşıyan petrol kentini kontrol etmek için mücaadeleci olacakları belirtiliyor.

Bir taraftan da diplomasi trafiği sürüyor. Reuters'e göre, Umman'ın yardımıyla Maskat’ta ABD’li ve Husi temsilcileri arasında 12-13 Eylül günlerinde kamuoyuna açıklanmayan bir görüşme gerçekleşti. Amerikalıların, Yemenlilerin ABD gemilerine saldırma niyetinde olmadıkları ve Umman'ın arabuluculuğuyla imzalanan 2025 ateşkes anlaşmasına bağlı kaldıkları konusunda güvence aldıkları iddia ediliyor.

ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper, "acil koordinasyon görüşmeleri" için Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad'a gitti. Hatırlanacağı üzere, ABD basınında, Veliaht Prens bin Selman’ın Trump’tan Husilere müdahale istediği, ancak Trump’ın bu talebe olumsuz yanıt verdiği ileri sürülmüştü. Bu yanıtta, füze sıkıntısı dahil, ABD ordu gücündeki bazı sorunlar olduğu dile getirilmişti.

Kesin olan bir şey var ki, 12 yıl sonra, Yemen ciddi bir şekilde karıştı ve yeniden iç savaş çıktı. Ama bu iç savaş aynı zamanda Suudi Arabistan ve diğer bölge coğrafyalarını da etkileyecek gibi.

14 Eylül’deki yazımızda Suudi Arabistan’ın yaklaşık günde 4,5 milyon varil petrol kapasiteli petrol boru hattı saldırılar dolayısıyla devre dışı kalmıştı. Bölgesel ve Küresel ekonomiye bir darbe de bu gelişme nedeniyle vurulmuştu.

Üstüne Suudi Arabistan, özellikle 10 Eylül’deki saldırıların Irak’taki İran yanlısı güçlerce gerçekleştirildiğini açıkladı. Hatırlatmak gerekirse, 10 Eylül 2026 sabahı büyük bir insansız hava aracı saldırısı gerçekleşti. Saldırılar Riyad ve Midanah bölgelerindeki (El-Mesbaa ve El-Deqra) pompa istasyonlarını hedef alarak yangınlara neden oldu. Irak Başbakanı, insansız hava araçlarının İran sınırındaki Maysan vilayetinden fırlatıldığını inkar etmedi, hatta kabul etti. Bağdat yetkilileri saldırıyı kınadı ve derhal soruşturma başlattı. Ancak Irak’ın da topa girmesi ateşi yayma riskini artırdı. 

Peki Türkiye ne yapıyor?

Ankara, Basra Körfezi petrol altyapısı etrafındaki son gerginliğe ilişkin tutumunu açıkladı. Dışişleri Bakanlığı, Irak topraklarından Suudi Arabistan'ın Doğu-Batı petrol boru hattına yönelik düzenlenen insansız hava aracı saldırılarını "en sert şekilde" kınayarak, Riyad'ın egemenliğini teyit etti ve Suudi yönetiminin gösterdiği itidali övdü.

Detaylandıracak olursak "Husilerin Mekke'ye yönelik insansız hava aracı saldırısını şiddetle kınadı. Suudi Arabistan'ın egemenliğine, toprak bütünlüğüne ve güvenliğine desteğimizi yineliyor ve Suudi Arabistan ile dayanışmamızı tekrarlıyoruz." ifadelerini kullandı. Türk diplomatlar ayrıca, "bölgenin istikrarını ve güvenliğini tehdit eden" saldırılara derhal son verilmesi çağrısını yineleyerek, tüm tarafları gerilimi daha da tırmandırmayı amaçlayan her türlü eylemden kaçınmaya çağırdılar.

Ankara, Irak’ın saldırılarla ilgili soruşturma başlatmasını da memnuniyetle karşılandı. Türk yetkililerinin sözlü "kararlılığı" vurgulayarak Mekke Savunma İttifakı’ndaki müttefik Riyad'a, desteğini açıkça göstermiş oldu.

Peki söylemdeki bu destek eyleme dönüşür mü? Yani Türkiye, Suudi Arabistan’a askeri destek verir mi?

Doğrudan muharip anlamda bir güç gönderileceğini sanmıyorum. Ancak 7 Ağustos’ta imzalanan ve artık altyapısı inşa sürecinde olan İttifak çerçevesinde adımlar atılabilir. Örneğin Türk savunma sanayiinin rüştünü ispatlamış ürünlerinden bazıları Yemen’deki merkezi yönetime verilmek üzere Suudi Arabistan’a satılabilir.

Ayrıca Yemen'den gelebilecek saldırıları püskürtmek için füzeler ve insansız hava araçlarından oluşan savunma sistemleri konuşlandırılabilir.

Mekke Savunma İttifakı’nın bir diğer önemli ülkesi Pakistan da Suudi Arabistan’a açık destek ilan etti. Pakistan Silahlı Kuvvetleri Halkla İlişkiler Birimi (ISPR) Genel Müdürü Korgeneral Ahmed Şerif Çaudri, Arab News'e verdiği röportajda Pakistan'ın Suudi Arabistan'a hem diplomatik hem de "fiziksel" olarak destek verdiğini söyledi.

Çaudri, "Pakistan, Suudi Arabistan Krallığı'nın tamamen yanındadır. Hem diplomatik hem de fiziksel olarak. Fiziksel kelimesinin altını özellikle çizmek istiyorum" ifadelerini kullandı.

Özetle Suudi Arabistan’ın yanında Yemen’deki Husilere karşı doğrudan bir savaşa gitmiyoruz. Ama müttefikimiz olan Suudi Arabistan’ı da sahipsiz, yalnız, desteksiz bırakmayacağız gibi gözüküyor.