Avrupa’da yaşanan siyasi krizin ardından ekonomik krizlerin daha da derinleşeceğinin işaretleri enerjide görülmeye başladı. Özellikle doğalgaz meselesinde Almanya ve Macaristan’ın yeni bir krizin eşiğinde olduğu görülüyor.
Önce AB’nin küreselci aklının yaşadığı siyasi krizi kısaca hatırlatalım. İzlanda’da 29 Ağustos’ta yapılan referandumda, İzlanda halkı “AB’ye katılım müzakerelerinin yeniden başlaması” yönündeki seçeneğe yüzde 52,8 oranında “hayır” dedi. Bu, AB için yeni bir genişlemenin önünü kapadı. Üstüne Almanya’da AB’nin tüm kıtayı kontrol eden merkezine mesafeli yaklaşan Almanya için Alternatif (AfD) Partisi, Saksonya-Anhalt’taki eyalet seçimlerinde yüzde 43,8 oranıyla, en yakın rakibi CDU’nun iki katından fazla oy aldı. AB’nin ve Almanya’nın küreselcileri şimdi Almanya’nın doğusundan yükselen bu hareketin tüm ülkeye yayılmasından endişeleniyor.
Bunun üzerine Avrupa’daki krizleri derinleştirecek haber geldi. Avrupa’daki doğal gaz fiyatları Çarşamba günü üç yıldan uzun bir süre sonra ilk kez megavat saat başına 80 avronun üzerine çıktı. Bu rakam, İran savaşı öncesindeki seviyenin neredeyse iki buçuk katı ve son büyük enerji krizinden bu yana en yüksek değer.
Almanya büyük endişe duyuyor
Önümüzdeki dönem oluşabilecek doğalgaz krizinden en çok kaygılananların başında Alman şirketleri bulunuyor. Bu ülkedeki şirketler, giderek artan bir şekilde doğalgaz kıtlığından endişe duyuyor. Örneğin Almanya’nın önde gelen kimya şirketlerinden Covestro, kış aylarında doğalgaz tedarikinde belirli bir risk gördüğünü doğrulaması, Alman basınına yansıdı.
Alman yayın organı Handelsblatt'ın ele geçirdiği bir e-posta da endişeleri artırıyor. E-postayı gönderen Alman doğalgaz şebeke operatörü Westnetz. Gönderilenler ise tüm büyük doğalgaz müşterileri. Almanya merkezli ve dünyanın en büyük enerji şirketlerinden biri olan E.ON'un yan kuruluşu olan Westnetz, gönderdiği e-postada müşterilerini, kriz durumunda ulaşılabilecek bir irtibat kişisinin iletişim bilgilerini güncellemeye çağırdı. Gerekçe olarak ise, "Hava koşulları, ekonomik, politik ve diğer öngörülemeyen faktörlerin birleşimi nedeniyle" doğalgaz arzında kıtlık yaşanabileceği belirtiliyor.
Handelsblatt’ın haberindeki bilgilere göre, Ukrayna'daki savaşın başlangıcından beri yürürlükte olan "doğalgaz alarmı" seviyesi geçen yıl kaldırılmıştı. Westnetz sözcüsü, bu tür bir uyarı mektubunun 2024 yılına kadar gönderildiğini, ancak 2025'ten sonra tekrar gönderilmeyeceğini söylemişti. Uyarıların tekrar yayınlanmaya başlamasının birçok şirkette daha fazla belirsizliğe yol açtığı belirtiliyor.
Şirketin gönderdiği e-posta, birçok şirket için 2022 enerji krizini hatırlatıyor. Rusya, Ukrayna'daki savaş sırasında Almanya'ya doğalgaz boru hattı teslimatını durdurduğunda, birçok kişi o kış doğalgazsız kalmaktan korkmuştu. Handelsblatt’a konuşan bir danışman, o dönemde CEO'ların umutsuzluktan gözyaşlarına boğulduğunu anlatmış. Şimdi aynı durumun yeniden yaşanması endişesi hakim.
Depolarda da büyük düşüş var
Gerginliğin önemli bir nedeni de, Almanya'daki doğalgaz depolama seviyelerinin tarihsel olarak en düşük seviyelerden birine inmesi oldu. Depolama tesislerinin şu anda yaklaşık yüzde 53’lük doluluk oranında olduğu bilgisi paylaşıldı. Bu oranın Almanya için son 15 yılın aynı dönemindeki en düşük oran olduğu belirtiliyor. Alman basınındaki haberlere göre dolum mevcut hızda devam ederse, kış başlamadan önce seviye yalnızca yüzde 63'e yükselecek. Bu da olası sıkıntıyı karşılamayacak bir seviye olarak kabul görüyor.
Depolama tesislerinin günümüzde bu kadar boş olmasının başlıca nedeni İran’da yürütülen saldırı-savaş. Normalde, şirketlerin yaz aylarında gazı ucuza aldığı, depolama tesislerini doldurdüğü ve kışın kârla sattığı biliniyor. Ancak ABD/İsrail ikilisinin İran’a saldırısı sonrası bu piyasa mekanizması bu yıl başarısız oldu. İran'daki savaş nedeniyle dünya piyasası normal gaz hacminin yaklaşık dörtte birini kaybetti ve fiyatlar 2022 enerji krizi sırasındaki kadar yüksek. Bu nedenle, son aylarda depolama tesislerini doldurmak için neredeyse hiç teşvik olmadı.
Bu durum Almanya için ciddi bir sorun teşkil ediyor: Ülke, Norveç'ten boru hatları ve kıyı şeridindeki sıvılaştırılmış doğal gaz terminalleri aracılığıyla önemli miktarda doğalgaz ithal etmesine rağmen, aktarılanlara göre çok soğuk kış günlerinde ithalat kapasiteleri, gerekli miktarda doğalgazı ülkeye yeterince hızlı bir şekilde getirmek için yetersiz kalıyor.
Doğalgaz depolama birliği INES'in verileri, bu durumu bu yılın 7 Ocak 2026 tarihindeki örnekle açıklıyor. O gün Almanya'da ortalama günlük sıcaklık eksi altı dereceye kadar düşmüştü. Yüksek ısınma talebi nedeniyle Almanya o gün toplam 5,3 terawatt-saat (TWh) doğalgaz tüketti. Bunun sadece yaklaşık 3 TWh'ı ithalatla karşılanabildi; geri kalanı doğalgaz depolama tesislerinden sağlandı.
Ancak, böylesine soğuk bir günde gaz seviyeleri çok düşükse, depolama tankları tam potansiyelleriyle katkıda bulunamaz. Bu durum sadece tanklar boş olduğunda geçerli değildir. Düşük seviyelerde bile tanklardaki basınç daha düşüktür, bu nedenle gaz çekme işlemi yavaşlar. Sonuç olarak, gaz seviyesi yüksek olduğunda çekilebilecek gaz miktarı tek bir günde daha az olur.
Macaristan da krizin eşiğinde
Avrupa’da krizin eşiğinde olduğu belirtilen ülkelerden biri de Macaristan. Yıllar süren Viktor Orban dönemi, AB’nin baskısıyla sona ermiş, seçimleri Peter Magyar’ın liderliğindeki hareket kazanmıştı. Magyar, Orban’ın sürdürdüğü “Rusya ile iyi ilişkiler” politikasından vazgeçmiş ve AB yönetiminin baskısıyla başta enerji olmak üzere ilişkileri kesmişti.
Ülkenin önümüzdeki dönemde ciddi bir enerji kriziyle baş başa kalabileceği belirtiliyor. Özellikle elektrik enerjisinde Rusya ile anlaşmalar nedeniyle kriz yaşamayan ülkede bu yıl sorunların artabileceği belirtiliyor. Ağustos ayındaki anormal sıcaklıklar nedeniyle Tuna Nehri’ndeki su seviyesinin rekor düzeyde düşük seyretmesinin de enerji krizine katkı sağlayabileceği endişesi hakim.
Ülkenin tek nükleer santrali olan ve elektriğinin neredeyse yarısını üreten Paks Nükleer Santrali’nin yetkilileri, reaktörleri soğutmak için kullanılan Tuna Nehri'ndeki suda kıtlık yaşanması ve ünitelerin aşırı ısınması nedeniyle güç ünitelerinin bir kısmını kapatmak zorunda kaldı.
Ayrıca enerji tüketiminin Haziran ayında rekor seviyelere çıkması, üretim-tüketim dengesini olumsuz etkiledi. Böylesine kritik bir anda Macaristan'ın elektriğinin büyük kısmının yurt dışından ve özellikle de Rusya'dan gelmesi, ülkeyi açmazda bırakıyor.
Şimdi Macaristan’da en büyük endişe, önümüzdeki kış, özellikle elektrikte yaşanabilecek krizin Macar halkını ve sanayisini olumsuz etkilemesi ihtimali.
Türkiye'nin örnek model
Türkiye, olası enerji krizlerini teğet geçiyor. Bu da gerek bağımlı dış politikadan arınmanın ve gerekse de enerji ithalatını çeşitlendirmenin sonucunda gerçekleşiyor. Türkiye, Almanya ve Macaristan’ın mevcut yönetiminin yaptığı gibi, küreselci aklı dinlemedi ve Rusya ile iletişimini sürdürdü. Rus doğalgazının yanı sıra can Azerbaycan dahil olmak üzere ithal enerjide çeşitliliğe gitti. Yine elektrik enerjisinde yenilenebilir enerji kaynaklarına ciddi yatırım yaparak, krizleri aşmada büyük başarı gösterdi. Dönem dönem fiyatlardaki artışı da, vatandaş lehine sübvanseler yaparak engelledi.
Özetle, Avrupa’nın önemli ülkeleri siyasi ve özellikle enerji krizleriyle baş başa kalırken, Türkiye enerjide ve siyasette sıkıntısız bir yol yürüyor.
Henüz yorum yapılmamış
Bu içerik hakkında ilk yorumu siz yapın!