Haber365 YouTube kanalında yayınlanan Pusula programının yeni bölümünde Seda Ateşoğlu’nun sorularını yanıtlayan Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı; Fener Rum Patrikhanesi Başpapazı Bartholomeos’un Bodrum ziyaretinin perde arkasını, yıkılmış kiliseyi yeniden inşa etme projesini ve Batı Trakya’daki Türk-İslam mirasının talan edilmesine sessiz kalınmasını eleştirdi.
Bartholomeos’un 26 Ağustos 2026 tarihinde Bodrum’a yaptığı ziyareti ve Bodrum Belediye Başkanı Tamer Mandalinci ile gerçekleştirdiği görüşmeyi gündeme getiren sunucu Seda Ateşoğlu; Heybeliada Ruhban Okulu ve Ayvalık uyarılardan sonra Bodrum’daki bu adımların perde arkasını sordu. Ateşoğlu'nun "Bodrum’daki bu ziyaretin arkasında ne var?" sorusunu yanıtlayan Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, tehlikeli planı deşifre etti.
"Restore edilecek bir yer yok, 1969'da yıkılmış binayı yeniden dikiyorlar"
Aya Nikola Kilisesi’nin tarihsel sürecini anlatan Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, ortada restore edilecek bir yapı bulunmadığının altını çizdi:
"Aya Nikola Kilisesi 1969 yılında çürük raporu verilerek kontrollü şekilde yıkılmış bir yerdir. Yerine daha sonra Halk Eğitim Merkezi yapılmış, o da yıkılınca boş arazi kalmıştır. Yani restore edilecek bir kilise yok! Ortadan tamamen kaldırılmış bir binayı rekonstruksiyon adıyla yeniden yapmaya çalışıyorlar.
Ben buradan Bodrum Belediye Başkanı’na soruyorum: Başka işin mi kalmadı senin? Yeniden kilise inşa etmek ne demek? Kültür ve Turizm Bakanlığı iki yıllığına burayı belediyeye tahsis ediyor, Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi ile belediye iş birliği yapıp 'Aya Nikola Müzesi' adıyla açacağız diyorlar. Bu nasıl bir anlayıştır?"
"Batı Trakya'da camilerimiz talan edilirken bu neyin Yunan aşkı?"
Yunanistan'ın Batı Trakya ve Selanik'teki Türk eserlerine yönelik tutumu ile Türkiye'deki tavrı kıyaslayan Yaycı, mücazat ve karşılıklılık ilkesinin önemine değindi:
"Batı Trakya’da camiler yıkılıyor, mezarlıklar talan ediliyor. Selanik’te yüzlerce yıkılan camimizden bir tanesini Yunan hükümetinin ya da Selanik Belediyesi'nin yeniden inşa edeceğini düşünebilir misiniz? Sen bunu yapacaksan karşılıklı yapacaksın! 'Ben bunu yapıyorsam sen de Selanik'teki şu camiyi yeniden yapacaksın' dememiz lazımdır. Nerede bir kilise kalıntısı varsa canlandırmaya çalışıyorlar. Biz ise kendi eserlerimize maalesef bakmıyoruz."
"Bartholomeos denetlemeye geldi: Halikarnas piskoposluğu iddiası hortlatılıyor"
Bartholomeos’un 26 Ağustos gibi manidar bir tarihte Bodrum’a gelerek maket üzerinden inceleme yapmasının tesadüf olmadığını belirten Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, arka plandaki dini ve siyasi emelleri şu sözlerle açıkladı:
"Bartholomeos buraya denetlemeye geldi. Belediye başkanı maket yaptırmış, projenin son durumunu anlatıyor. Peki niye burayı önemsiyorlar? Çünkü Bodrum'un antik adı Halikarnasos. 5. ve 6. yüzyıllarda burası piskoposluk merkeziydi. Patrikhane kayıtlarında başpapaz kendini hâlâ 'Halikarnas Piskoposu' olarak tanımlıyor. Kilise inşa edilerek 'buralar Yunan toprağıydı' algısı oluşturulmaya çalışılıyor.
Buradan Bodrum Belediye Başkanı’na sesleniyorum: Bu işi derhal durdurun! Bu bir kültür meselesi değildir. Oraya illa müze yapacaksan Alparslan Müzesi aç, Atatürk Denizcilik Müzesi aç, Yörük Müzesi aç, Türk denizciliğinin müzesini aç! Buranın Türklüğünü pekiştir, senin ne işin var kilise ihya etmekle?"
Darülaceze’deki "Ekümenik" skandalı: Hoşgörü başka, egemenlikten taviz vermek başka!
Bodrum’daki girişimlerin yanı sıra Darülaceze’nin Arnavutköy’de yaptırdığı kilisenin açılışına asılan "Ekümenik Patrikhane" tabelasını da eleştiren Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, "Darülaceze'ye kilise yapılması başka, "Ekümeniklik" iddiasının tabelaya yazılması başkadır!" dedi.
Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı şu ifadeleri kullandı:
"Darülaceze’nin kuruluşundan beri cami, kilise ve havrayı birlikte barındırması; din ayrımı gözetmeden ihtiyaç sahiplerine hizmet etmesi, milletimizin hoşgörüsünün ve devletimizin büyüklüğünün göstergesidir. Buna hiçbir itirazımız olamaz.
Ancak Türk Milletinin bağışlarıyla yapılan, bir kamu kurumunun yerleşkesinde bulunan kiliseye “Ekümenik Patrikhane” tabelası asılması, ibadet hürriyetiyle açıklanamaz.
Çünkü Türkiye Cumhuriyeti, Fener Rum Kilisesi’ne “ekümenik”, yani dünya Ortodokslarının üzerinde evrensel yetkiye sahip bir merkez statüsü tanımamıştır. Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 2007 tarihli kararında da Patrikhanenin ekümeniklik iddiasının yasal dayanağının bulunmadığı açıkça belirtilmiştir. Fatih Kaymakamlığı da 2022 yılında bu hukuki durumu resmi açıklamayla yeniden hatırlatmıştır.
Burada mesele bir tabela değildir. Mesele, Türkiye’nin tanımadığı bir sıfatın önce törenlerde, sonra tabelalarda, ardından resmi yazışmalarda fiili bir statüye dönüştürülmeye çalışılmasıdır. Sessiz kalındıkça “Türkiye bu sıfatı fiilen kabul ediyor” görüntüsü oluşturulacaktır.
Darülaceze yönetimi şu sorulara açıkça cevap vermelidir:
Bu tabela kimin talimatıyla asılmıştır?
Darülaceze yönetimi tabelaya önceden izin vermiş midir?
Kilise, Darülaceze yerleşkesine mi aittir, yoksa Fener Rum Kilisesine tahsis mi edilmiştir?
Türkiye Cumhuriyeti’nin tanımadığı “ekümenik” sıfatının bir kamu kurumu yerleşkesinde kullanılmasına neden müdahale edilmemiştir?
İbadet yerine saygımız sonsuzdur. Ancak ibadet hürriyeti üzerinden siyasi ve hukuki statü üretilmesine izin verilemez. Tabela derhal kaldırılmalı ve kilisenin hukuki, idari ve mali statüsü kamuoyuna açıklanmalıdır.
Hoşgörü başka, egemenlikten taviz vermek başkadır. Türkiye’nin tanımadığı bir sıfat, Türk Milletinin bağışlarıyla yapılan bir eserin duvarına yazılamaz!"
Henüz yorum yapılmamış
Bu içerik hakkında ilk yorumu siz yapın!