Karadeniz'de deniz ticaretine ağır darbe: Türk gemilerini kalkan yaptılar

Rusya-Ukrayna savaşında Karadeniz'de sivil ticari gemilere yönelik saldırılar 2026 yılında eşi benzeri görülmemiş bir boyuta ulaştı. Haber365 YouTube kanalında süreci değerlendiren Amiral Cihat Yaycı, savaşın başından bu yana vurulan gemilerin büyük çoğunluğunun bu yılın ilk sekiz ayında hedef alındığını belirterek, Karadeniz'de seyir güvenliğinin kalmadığını ve Türk deniz ticaretinin durma noktasına geldiğini vurguladı.


Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, Pusula programının yeni bölümünde Seda Ateşoğlu’nun sorularını yanıtladı. Rusya ile Ukrayna arasında dört buçuk yıldır süren çatışmalar, Karadeniz'deki sivil deniz trafiğini ve küresel ticareti ağır bir krizle karşı karşıya bırakıyor. Bölgede artan saldırılar, rotasını Karadeniz'e çeviren Türk gemilerini açık hedef haline getiriyor. Karadeniz'de denizde çatışma hukukunun ayaklar altına alındığını ifade eden Amiral Cihat Yaycı, ticaret gemilerinin vurulmasının açık bir savaş suçu olduğunu ve yaşanan ihlallerin mutlaka Lahey'e taşınması gerektiğini belirtiyor. Yaycı, limanlarda mahsur kalarak çürümeye terk edilen gemilerin Ukrayna tarafından adeta bir kalkan olarak kullanıldığını ifade ediyor.

Seyir Krizi Rakamlara Yansıdı

Amiral Yaycı'nın paylaştığı veriler, bölgedeki saldırıların ulaştığı vahim tabloyu gözler önüne seriyor. Savaşın başından bu yana Karadeniz'de 226 sivil ticaret gemisi hedef alınırken, bu saldırıların 163'ü yalnızca 2026 yılının ilk sekiz ayında gerçekleştirildi. Son bir ayda yaşanan 200'e yakın gemi saldırısının dörtte üçü Ukrayna, dörtte biri ise Rusya tarafından düzenlendi. Saldırılardan en çok etkilenenlerin başında ise Türk denizciliği geliyor. Vurulan gemilerin yaklaşık yüzde 23'ünü oluşturan 34 geminin Türk bayraklı, Türk sahipli veya Türk işletmeli olduğu belirtiliyor. Yalnızca son iki ayda 24 Türk bağlantılı geminin hedef alındığı Karadeniz'de, bugüne kadar 37 can kaybı yaşandı. Seyir güvenliğinin tamamen ortadan kalkması nedeniyle şu an 100 civarında Türk gemisi Sinop ve Samsun açıklarında bekletiliyor ve ticari faaliyet gösteremiyor.

Yardım Gemisine Saldırı: Lider Kocatepe Vakası

Uluslararası hukukun hiçe sayıldığı olayların en dikkat çekicilerinden biri de Lider Bordo Mavi ve Lider Kocatepe gemilerine yönelik saldırılar oldu. Yirmi altı Ağustos tarihinde Rusya'nın Tuapse Limanı açıklarında Ukrayna tarafından vurulan Lider Bordo Mavi gemisini kurtarmaya giden aynı şirkete ait Lider Kocatepe adlı yardım gemisi de Ukrayna güçlerinin hedefi oldu. Amiral Yaycı, yardıma giden bir gemiyi vurmanın hiçbir izahatı olamayacağını belirterek, bu durumu Türkiye'ye savaş açmak ve ülkenin başını belaya sokmakla eşdeğer bir eylem olarak nitelendiriyor. Yaycı ayrıca, bu tür saldırılara uluslararası toplumun sessiz kalmasını da çifte standart olarak yorumluyor.

Ekonomik Fatura Büyüyor

Saldırıların artması, navlun ve sigorta maliyetlerini astronomik seviyelere taşıyor. Türk Armatörler Birliği, artan riskler nedeniyle sektörün armatörlüğü bırakma noktasına geldiğini belirtirken, bir tankerin sigorta maliyetinin 700 bin dolardan 1 milyon dolara çıktığı ifade ediliyor. Türkiye'nin ithalat ve ihracatının yüzde 85'inin deniz yoluyla yapıldığı gerçeği, Karadeniz'deki krizin makroekonomik dengeleri doğrudan tehdit ettiğini gösteriyor. Petrol ithalatında yaşanan yaklaşık yüzde 30'luk düşüşün yanı sıra, dünyanın tahıl ihtiyacının yüzde 40'ını karşılayan bölgedeki tedarik zincirinin kırılması, küresel tahıl fiyatlarında son aylarda yüzde 18,8'lik bir artışa neden oldu.

Çözüm Masasında Somali Modeli

Dışişleri Bakanlığı'nın diplomatik girişimlerine ve Türkiye'nin moratoryum çağrılarına rağmen çatışan tarafların uluslararası hukuku tanımaması, Karadeniz için yeni tedbirlerin alınmasını zorunlu kılıyor. Amiral Yaycı, ticareti durdurmak yerine caydırıcı hamlelerin devreye sokulması gerektiğini savunarak, Türk Silahlı Kuvvetleri ve Deniz Kuvvetleri koordinasyonunda, askeri gemilerin ticaret gemilerine refakat edeceği emniyetli bir konvoy düzeni oluşturulması gerektiğini vurguluyor. Somali açıklarındaki deniz haydutluğuyla mücadele modeline atıfta bulunan Yaycı, bu koridora yapılacak en ufak müdahalenin ateşle karşılık göreceğinin taraflara ilan edilmesi gerektiğini ifade ediyor. Ayrıca, uluslararası hukuk yollarının işletilerek tazminat davalarının açılması ve gerekirse Türkiye'deki Ukrayna ve Rus varlıklarına tazminatlar karşılığında el konulmasının gündeme getirilmesi öneriliyor.

Yorumlar

0

Henüz yorum yapılmamış

Bu içerik hakkında ilk yorumu siz yapın!