Dünkü yazımızda Mekke Savunma İttifakı’na giden yolu çok kısa bir şekilde özetlemeye çalışmış ve bugünkü yazımızda ittifakın analizini yapmaya devam edeceğimizi söylemiştik. Ancak DEM Parti merkezli bazı açıklamalar, eylemler ve Amedspor üzerinden yapılan bazı provokasyon girişimleri ile MHP lideri Devlet Bahçeli’nin detaylı açıklaması üzerine, analizimize bir yazı ara verelim dedik.

Evet bir süredir Terörsüz Türkiye hedefini enfekte etmeye çalışan kesimler dikkat çekiyordu. Biz de dönem dönem katıldığımız veya yaptığımız programlarda, yazılarımızda buna dikkat çekiyoruz. Hatta açık açık bu hedefi provoke etmeye çalışanlara dikkat çektik. Çekmeye de devam ediyoruz.

Provokasyonun çok yönlü olduğunu vurgulayalım. Bu yönleri sayalım:

- Süreci milliyetçi görünümle hedefleyip, terörün şartsız, pazarlıksız gündemimizden çıkmasını istemeyenler...

- Süreci PKK’nın bir kesiminin veya örgütü güdenlerin aklıyla örgütçü yönden provoke edenler.

- Süreci destekleyip görünüp, bunu fırsat bilerek asla kabul edilemeyecek talepleri gündeme getirenler, sözler söyleyenler... Bunlarla ikinci maddede saydıklarımız arasında bağlantı var.

Son dönemlerde milletimizin yüreğinde en müstesna yere sahip olan şehit ailelerimiz ve gazilerimiz üzerinden yapılan algı operasyonları arttı. Gazilerimizin en doğal özlük haklarını savunma eylemini, Terörsüz Türkiye hedefine saldırıya dönüştürmek isteyen grupları gördük.

Bu provokasyon gruplarını yazdık. Bir de olayın diğer tarafını yazalım:

DEM Parti içinden birileri ve PKK merkezli provokasyon unsurlarını.

Sadece son bir haftada yaşananlar bile aslında ne tür bir provokasyonla karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor.

Örneğin DEM Parti eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları’nın yaptığı konuşma. Kabul edilebilecek sözler değil. Zaten Hatimoğulları, PKK lideri Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025’teki açıklamasında örgüte verdiği “tüm gruplar silah bırakacak” talimatına rağmen “Suriye’yi kapsamıyor” demişti. Öcalan yeniden “kapsıyor” demek zorunda kaldı. Yani Öcalan’ın üzerinden yıllarca propaganda üretenler, Öcalan’ın çok açık talimatını yerine getirmemek için sürekli lafı dolandırdılar. Bunun en başında gelen ismi Tülay Hatimoğulları’ydı.

Oysa geçmişte çok sert eleştirdiğimiz Selahattin Demirtaş, Pervin Buldan ve Mithat Sancar gibi isimler sürecin en yoğun destekçisi oldu ve açıklamalarına dikkat etmeye çalıştılar. Ama bazıları, sanki gövde gösterisi yapmaya kalkarak Türk milletinin damarına basmayı kendisine görev edinmişti.

Benzer durumunu kongre toplama sürecinde gördük. Birileri ısrarla “Öcalan çıkmadan/olmadan kongre toplanamaz” dedi. Öcalan’ın bile böyle bir talebi yokken, bu açıklamalar süreci ağırlaştırmaya çalışmak ve hatta enfekte etmek çabasıydı. DEM Parti içinden de benzer ses çıktı ama bu söylemi ağırlıklı olarak Kandil dile getirdi. Güye Öcalan’ın talimatlarını dinliyorlardı. Ama dinlememek için ellerinden geleni yaptılar. Ama başaramadılar.

Hatta şimdilerde “zafer kazandık” yalanını piyasaya sürüyorlar ya, o günlerde Cemil Bayık, “Türk uçakları tepemizde geziyor, dışarı çıkamıyoruz, kongre nasıl toplayalım” demişti. Hani zafer kazanmıştınız? Demek ki bu söylem tamamen sürece zarar vermek, kuklacıları üzerinden bağlantılı oldukları karşıt grupların kışkırtıcı eylem ve söylemlerine pas atmak içindi.

Son olarak bir Amedspor sorunu çıktı karşımıza. Bize “Biz sizi uyarmıştık” diyenler çıkacaktır. Devletin, siyasetin en tepeden Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kabulüyle ve MHP lideri Devlet Bahçeli’nin tebrik açıklamasıyla şans verdiği Amedspor üzerinden süreci provoke edecek eylem ve söylemler ortaya çıkmaya başladı. Bu provokasyonların beslendiği kaynakların mutlaka araştırılacağını düşünüyorum.

Ama son olarak Kürt Çalışmaları Merkezi (KSC) ile Rawest Araştırma işbirliği ve Alman istihbarat yapılanmalarından Friedrich-Ebert-Stiftung’un perde arkasından desteğiyle yürütülen çalışma olduğu ifade edilen “Kürtlerde Amedspor Algısı ve Taraftarlığı Araştırması” olayın başka boyutlara ilerlediğini gösteriyor.

MHP lideri Devlet Bahçeli’nin dün yaptığı açıklamanın satır aralarında DEM Parti’nin de dersler çıkarması gerektiğini düşünüyorum. Bütün önemli vurguların içinde özet olarak madde madde şu uyarılar yer alıyor:

- Barış ve kardeşlik iklimini zehirlemek isteyen dinamikler devrededir.

- Spor kulüpleri ve spor organizasyonları, toplumsal barış konularında provokatif girişimlerin aracı hâline getirilmemelidir.

- Amedspor da dâhil olmak üzere tüm spor kulüplerinin, sporun birleştirici ruhuna uygun hareket etmesi ve toplumsal gerilimleri artırabilecek tutum ve söylemlerden uzak durması önem taşımaktadır.

- Amed Spor’u kirli projelerine alet etmek isteyenlerin olduğu anlaşılmaktadır ve bu provokasyona karşı en başta kulüp yetkililerinin ve Diyarbakır halkının tepki göstermesi gerekmektedir. Bu girişimler terörsüz Türkiye’yi sabote planıdır.

- Kamuoyu araştırma kuruluşlarının ve araştırmacıların nitelik ve yeterliliklerine ilişkin esas ve usullerin belirlenmesini, yönlendirme veya etkileme maksadıyla yalan yanlış, yanıltıcı bilgiler sunanlara cezai yaptırımlar getirilmesini gerekli görüyoruz.

Özetle Devlet Bahçeli açıklamanın tamamında süreci provoke edenlere çok sert tepki gösterirken, aynı zamanda kamuoyu araştırması adı altında manipülasyon yapanlara yönelik cezai yaptırıma kadar varan tedbirlerin alınmasını istiyor.

Dediğim gibi MHP lideri Bahçeli’nin açıklaması gayet net ama satır aralarını okumak isteyenler için de çok mesaj var.

Amedspor üzerinden İspanya’da Katalonya bölgesinin takımı olması dolayısıyla etnik bir kimliği de olan Barcelona modeli oluşturmak isteyenlere de bir mesaj verelim: Avucunuzu yalarsınız, birliğimizi, beraberliğimizi bozamazsınız ve gereken en sert yanıtı alırsınız.