Rusya ile Ukrayna arasındaki savaş yaklaşık 4,5 yılı aştı. Bu savaşın insani boyutu haricinde Türkiye’yi endişelendiren boyutları var. Bunun başında Karadeniz’deki güvenlik sıkıntıları ve bunun Karadeniz’e kıyısı bulunan savaş dışı ülkelere sıçrama ihtimali. Bir diğer endişe kaynağı da seyrüsefer özgürlüğü kapsamında ticarette oluşacak (artık oluşan) sıkıntılar.
Savaşın başından itibaren bu endişelerin yersiz olmadığı adım adım ortaya çıktı. Özellikle geçen Ağustos ayında Türk ticaret gemilerine yapılan saldırılar sonrasında Türk Dışişleri, Ukrayna Büyükelçisi’ni çağırarak gerekli uyarıları yaptı. Ukrayna Büyükelçisi’nin çağrılması, Türkiye’nin tehdidin kaynağını bildiğini çok açık bir şekilde gösteriyor. Türkiye’nin Ukrayna’nın ve Rusya’nın meşru hakları ve taleplerine yönelik duruşunun kıymetini göstermesi bakımından önemli bir durum. NATO ortakları ile beraber milli çıkarlarımızın sınırları dışında ortak bir politika yürütmesine rağmen gerektiğinde Ukrayna’nın da uyarılması bunu gösteriyor.
Son olarak bir Türk gemisinin daha hedef alındığı iddiası gündeme geldi.
Gelinen noktada Türk ticaret gemilerinin Karadeniz’deki güvenliklerinin riskli hale gelmesi artık meselenin sıkıntı boyutlarını artırdı. Marmara Denizi, Karadeniz’e giremeyen gemilerin otoparkı haline döndü. Ajanslara yansıdığına göre, son dört ayda bölgede 206 gemi hasar gördü; bunların yaklaşık 40'ı Türkiye'ye ait veya Türk bayrağı altında seyrediyor.
Türkiye’nin deniz ticaretinde önemli bir gelir kaleminin girdiği tehlike büyük.
Peki Ukrayna napıyor bu konuda?
Karadeniz’deki problemi Karadeniz’den binlerce km uzaklıktaki bakın kime ile çözmeye çalışıyor?
Rusya ile kibrit çöpü ticareti bile yapsa gemileri hedef alan Ukrayna’ya ait olduğu ihtimali yüksek olan droneları durdurmak yerine Polonya ile işbirliğine atıf yapıyor.
Ukrayna Dışişleri Bakanı Andrii Sybiha, Kiev'de ağırladığı Polonyalı mevkidaşı Radosław Sikorski ile düzenlediği ortak basın toplantısında, "Rusya, Ukrayna liman altyapısına ve sivil gemilerine yönelik saldırılarını yoğunlaştırıyor, Karadeniz'deki denizciliği felç ediyor ve küresel gıda güvenliğini baltalıyor" dedi ve Karadeniz'de seyrüsefer özgürlüğünün yeniden sağlanması için Polonya ile işbirliğinin önemini vurguladı.
Polonya'nın Karadeniz'e bile erişimi yok. Ancak bu durumu garipsemediler.
Türk iş insanları, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Türk liderliğinin girişimiyle daha önce kurulan "tahıl koridoru"na benzer bir "ticaret koridoru" oluşturulmasını talep ediyor. Bu konuda Dışişleri Bakanlığı ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı'nın desteğine güveniyorlar. Gemi sahipleri de bu sektörde İstanbul Ticaret Odası'ndan destek bekliyorlar.
Ukrayna’yı bu konuda yönlendirene de bakmak lazım. Yani drone danışmanına... Ukrayna ile İngiltere’nin bu konuda yoğun çalıştığını biliyoruz. Hatta Trabzon sahiline vuran 300 kg. Patlayıcı dolu olduğu ortaya çıkan insansız deniz aracının da ingiliz menşeli olduğunu, bu konuda İngizlerin Ukraynaya teknoloji transferi ve danışmanlık yaptığı da göz önünde bulundurulursa, Karadeniz’de Rusya-Türkiye gerilimi çıkmasından fayda sağlayacak gücün İngiltere olduğunu da not alırsak, İngilizlere dikkat etmek gerekir.
Henüz yorum yapılmamış
Bu içerik hakkında ilk yorumu siz yapın!