Haber365 YouTube kanalında yayınlanan Pusula programının yeni bölümünde Seda Ateşoğlu’nun sorularını yanıtlayan Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı; Miçotakis'in Meis, Karaada ve Fener Adası ziyaretlerini, Gayri Askeri Statüdeki Adaların (GASA) silahsızlandırılmış yapısının ihlal edilmesini ve Yunan askeri kanadının ABD silahlarıyla ilgili "bir gecede güçlendik" itirafını, Yunanistan ile İsrail arasında imzalanan 3 milyar avroluk "Aşil kalkanı" hava savunma anlaşmasını detaylarıyla anlattı.
Gayri askeri statü nedir? Miçotakis Meis'te uluslararası anlaşmaları nasıl çiğnedi?
Seda Ateşoğlu'nun Yunanistan Başbakanı Kiriakos Miçotakis'in Türkiye kıyılarına 2 kilometreden daha yakın mesafedeki Meis Adası'na düzenlediği tahrik edici ziyareti ve "Burası Avrupa Birliği'nin savunma mevzisidir" açıklamasını sorması üzerine Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, hukuki statüyü ve yapılan ağır ihlali tarihi detaylarıyla anlattı:
"Öncelikle kamuoyunun doğru bilmesi gereken bir husus var: 12 Adalar ve Meis, 1923 Lozan'da verilmiş değildir. Bu adalar 1911-1913 arasında İtalyanlar tarafından fiilen işgal edilmiş, 1923 Lozan'da ise bu fiili durum kabul edilmiştir. Ancak Lozan ve 1947 Paris Barış Anlaşmaları uyarınca, Türkiye kıyılarına yakın 23 adanın egemenliği Yunanistan ve İtalya'ya gayri askeri statüde (demilitarized) kalmaları şartıyla devredilmiştir.
Gayri askeri statü, kamuoyunda yanlış bilinen 'silahsızlandırılmış' (disarmament) kavramından çok daha kuvvetlidir; adaların hem silahsızlandırılmasını hem de tamamen askersizleştirilmesini kapsar. Anlaşmalara ve 6 Büyük Devlet Kararı'na göre bu adalarda orduya mensup hiçbir askeri birlik bulunamaz. Bulundurulabilecek tek kuvvet, asayişi sağlamakla görevli polis veya jandarma müfrezesidir. Onların da silahı tabanca, kılıç ve tüfekle sınırlıdır; mevcudu 100'ü geçerse sadece hafif makineli tüfek verilebilir.
Peki Miçotakis ne yaptı? Türkiye'ye 1,5 mil uzaklıktaki Meis'e gidip etrafına orduya mensup ağır silahlı askerleri dizdi. Gözümüzün içine baka baka 'Ben anlaşmaları tanımıyorum, egemenlik devir şartlarını takmıyorum' mesajı verdi. Üstelik Meis'i 'AB'nin savunma mevzisi' ilan ederek Türkiye'yi Avrupa'nın düşmanı gibi göstermeye kalkıştı. Türkiye bu küstahlığa derhal sert tepki vermeli, AB de 'Sen benim adıma sınır çizip düşman üretemezsin' diyerek Yunanistan'a haddini bildirmelidir."
Siyasi partilere "Sessizlik" tepkisi: "Kozlar sıcağı sıcağına kullanılmalıdır"
Yunanistan'ın antlaşma ihlalleri karşısında Türkiye'deki siyasi aktörlerin takındığı tutumu eleştiren Yaycı, eldeki hukuki kozların vakit kaybetmeden masaya sürülmesi gerektiğini belirtti:
"Türkiye’deki bütün siyasi partilerin buna ortak ve güçlü bir tepki göstermesi lazım. Sessiz sessiz duruyorlar, anlayamıyorum. Bunlar uluslararası ilişkilerde asla yutulmaması, göz ardı edilmemesi gereken ihlallerdir.
Aksine bu yaşananlar Türkiye'nin eline çok büyük hukuki ve diplomatik kozlar vermektedir. Uluslararası ilişkilerde 'Zamanı gelince kullanılır' diye bir şey yoktur. O kozu sıcağı sıcağına, ilk andan itibaren ve sürekli kullanacaksınız. Türkiye bu kozu derhal masaya sürmelidir."
BM 51. maddesi ve Türkiye'nin "Önleyici meşru müdafaa" hakkı
Yunanistan'ın adaları silahlandırmasının uluslararası antlaşmaların açık bir ihlali olduğunu vurgulayan Yaycı; Miçotakis'in bu hamleleri doğrudan Türkiye'yi hedef alarak yaptığını beyan etmesiyle birlikte Türkiye'ye açık bir tehdit oluşturduğunu belirtti. BM Şartı'nın 51. maddesindeki meşru müdafaa hakkına ilişkin doktrindeki kritik değişimi açıklayan Cihat Yaycı, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Bu adaların silahlandırılması ve askerleştirilmesi bir antlaşma ihlalidir. Miçotakis açıkça 'Biz Türkiye'ye karşıyız, Türkiye'ye karşı savunma yapıyoruz, buradaki silahlarımız Türkiye'ye yöneliktir' diyerek Türkiye'yi açıkça tehdit etmiştir. Türkiye'ye açıkça tehdit yöneltildiği an durum değişir.
Birleşmiş Milletler (BM) Şartı'nın 51. maddesi normal şartlarda bir saldırı olduğunda karşılık vermeyi öngörür. Fakat ABD (Irak ve Afganistan'da), İsrail ve Rusya (Ukrayna'da) bu 51. maddeyi 'Önleyici Meşru Müdafaa' (Pre-emptive Strike / Önleyici Vuruş) kavramıyla genişletmişlerdir. Yani 'Karşı taraf bana saldırmaya niyetli; ben bu saldırıyı önlemek ve kendimi savunmak amacıyla önceden müdahale etmek durumunda kaldım' anlayışını uluslararası hukuka yerleştirmişlerdir.
O zaman ABD, İsrail veya Rusya ne yapıyorsa Türkiye de şu an aynı hakka sahiptir. Türkiye, BM Şartı'nın 51. maddesinin bu genişletilmiş yorumu olan 'önleyici meşru müdafaa' ve 'önleyici vuruş' hakkını derhal kullanmalıdır. Sen benim etrafıma 'Aşil kalkanı' vesaire diyerek bir sürü hava savunma sistemi, saldırı silahı, füze ve hava üssü kuracaksın, askerlerinle bana poz verip açıkça düşmanlık gösterisinde bulunacaksın... O zaman Türkiye'nin de çıkıp 'Ben de bu tehdidi büyümeden önlemek durumundayım' demesi şarttır."
"AB dış sınırı" argümanı hukuken yok hükmündedir
Yunanistan'ın Ege ve Doğu Akdeniz'deki ihlallerini "Avrupa Birliği sınırı" kılıfına uydurma çabalarını sert bir dille eleştiren Yaycı, şu hukuki uyarılarda bulundu:
"Akademisyenlerimizin, bürokratlarımızın ve siyasetçilerimizin çok iyi vurgulaması gereken bir diğer husus şudur: Yunanistan sürekli 'AB'nin dış sınırlarını, AB'nin deniz sınırlarını koruyorum' diyerek konuyu istismar ediyor. Bu argüman uluslararası hukukta tamamen yok hükmündedir.
Çünkü Avrupa Birliği bir devlet veya ABD, Rusya, Almanya gibi bir federasyon değildir. AB askeri veya siyasi tek bir devlet yapısı değil, ekonomik odaklı bir birliktir. AB'de her devletin kendi ordusu, kendi parlamentosu, kendi kanunları ve kendi sınırları vardır. Bir tüzel devlet kişiliği olmadığı için 'AB sınırı' diye bir kavram olamaz; orası doğrudan Yunanistan'ın kendi sınırıdır.
Üstelik bir NATO üyesi olarak başka bir NATO üyesini düşmanlaştırıp silah gösteremezsiniz. Eğer 'AB sınırı' mantığıyla bakacaklarsa, iki ülkenin de NATO sınırları içinde olduğunu hatırlatmak gerekir. Türkiye, mütekabiliyet esasına göre Yunanistan'a diplomatik ve askeri alanda hak ettiği yanıtı eşleniğiyle vermelidir."
"Mütekabiliyet esas alınmalı"
Yunanistan'ın adalar üzerinden sergilediği tahrik edici eylemlere ve düşmanca söylemlere karşı Türkiye'nin uluslararası hukuktan doğan karşılıklılık hakkını kullanması gerektiğini vurgulayan Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, uluslararası ilişkilerdeki "mütekabiliyet" esasını ve büyük devlet duruşunu şu sözlerle açıkladı:
"Uluslararası ilişkilerde karşılıklılık esastır. Ya 'aynıyla mukabele' edip aynı şekilde karşılık verirsiniz ya da 'misliyle mukabele' ederek tepkiyi birkaç kat artırırsınız. Sen bir yapıyorsan, ben üç yapıyorum dersiniz. Buradaki tahriklere aynıyla mukabele edilebilir. Nasıl yapılabilir? Bizim devlet büyüklerimiz de gider adalarımıza, Yunan sınırlarını gözler ve oradan mesajı verirler. Gemilere çıkıp Adalar Denizi'nde dolaşarak Türk devletinin kararlılığını gösterirler. Bu gerilimi tırmandırmak değil, milli onurun ve devlet vakarının doğrudan sergilenmesidir.
'Aman ne yaparsa yapsın, biz tınlamıyoruz' denemez. Karşıdan bir devlet size bir şey söylediğinde, büyüklüğüne veya küçüklüğüne bakmaksızın cevabını vermek zorundasınız. Bugün ABD ya da Rusya küçük bir devlet kendilerine laf söylediğinde sessiz mi kalıyor? 'Sen küçüklüğünü bileceksin, ben büyük devletim, saygı göstereceksin' diyerek derhal haddini bildiriyor. Tepkisiz kalırsanız 'büyük devlet' imajını kaybedersiniz.
Amerika'da bizzat dersinde bulunduğum Henry Kissinger'dan dinlemiştim; 'Büyük devlet, kendini saydıran ve bu tür ukalalıkları asla cevapsız bırakmayan devlettir' demişti. Büyük devlet olmak tam olarak bu demektir. Türk Devleti hakikaten büyük bir devlettir; bugüne kadar bu duruşu her zaman hissettirmiştir ve bundan sonra da cevabını net bir şekilde verecektir.
Yani 1 mil kadar aslında 1 mil kadar uzaklıkta yüzerek gidebileceğimiz yerde. Zaten Sayın Cumhurbaşkanımız da çok güzel söyledi; 'Seslensek karşıdan duyulur' dedi. Aslında güzel bir cevap da vermiş oldu."
Karaada ve Fener Adası Lozan ve Paris Anlaşmalarına Göre Türkiye'nindir: "Hukuken Mutlandır, Rücu Etmiştir!"
Yunanistan Başbakanı ve yetkililerinin Meis’in hemen yanında yer alan Karaada ve Fener Adası’na gerçekleştirdikleri askeri karakol ziyaretlerinin uluslararası hukuku tamamen çiğnediğini belirten Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, bu adaların hukuki statüsünü ve tarihi arka planını şu sözlerle ortaya koydu:
"1923 Lozan Antlaşması'nda 12 Adalar ve Menteşe Adaları Bitişik Adalarıyla birlikte İtalya'ya devredilirken, Meis için sadece 'Meis Adası' ifadesi kullanılmış; etrafındaki Bitişik Adalar İtalya'ya verilmemiştir. 1947 Paris Barış Anlaşması'nda ise bu adalar İtalya'dan alınıp Yunanistan'a devredilirken Türkiye masada bile yoktu.
Bizim akademide Başbakan Adnan Menderes ve Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu'nun diplomatik mirası olan 'Menzor Tezi' (Lozan'ın 16. maddesi) çok açıktır: Bir adanın veya toprağın kaderi yeniden belirleniyorsa, Türkiye mutlaka masada olmak zorundadır! Nitekim Kıbrıs meselesinde de Türkiye tam olarak bu ilkeyle sürece dahil olmuş ve haklarını korumuştur. Türkiye'nin bulunmadığı bir devir kararı hukuken 'mutlandır', yani tamamen yok hükmündedir!
Kaldı ki deniz sınırlarını belirleyen 28 Aralık 1932 Protokolü Meclis'te onaylanmadığı için hiç yürürlüğe girmemiş, 1947 Paris Barış Anlaşması'nda da bu protokollere atıf yapılmamıştır. Dolayısıyla İtalya’nın elinden çıkan Karaada ve Fener Adası, Osmanlı Devleti'nin halefi olan Türkiye Cumhuriyeti’ne kendiliğinden rücu etmiştir!
Buradan açıkça hodri meydan diyorum: Aksini iddia eden bir diplomat varsa çıksın benimle televizyonda tartışsın! Karaada ve Fener Adası, egemenliği antlaşmalarla devredilmemiş 152 grup ada ve kayalıktan çok daha güçlü ve şüphe götürmez bir biçimde Türkiye'ye aittir."
"Karaada ve Fener Adası'na Yunan Askeri karakolu kabul edilemez: Türkiye derhal müdahale etmelidir!"
Bölgedeki fiili durumun kabul edilemez olduğunu ve Türkiye'nin elindeki hukuki ve askeri kozları kararlılıkla sahaya sürmesi gerektiğini vurgulayan Yaycı, askeri bir akademisyen olarak net duruşunu sergiledi:
"Biz eskiden bu adalara tamamen kendi toprağımız gözüyle bakar, gemilerimizi özellikle oradan geçirirdik. Şimdi adamlar Karaada ve Fener Adası'na askeri birlik ve karakol koymuşlar, üstüne bir de askeri ziyaret düzenliyorlar. Böyle bir şey asla kabul edilemez!
Şüphesiz son karar siyasi iradenindir ancak ben bir asker ve akademisyen olarak görüşümü açıkça söylüyorum: Elimde yetki olsa buraya derhal müdahale ederim! Hukuki altyapımız son derece sağlamdır. Diplomatik itirazların yanı sıra askeri tedbirler de alınmalı, 'Buraya çıkamazsın' denilerek o adalar üzerindeki haklarımız fiilen de koruma altına alınmalıdır."
"Meis'e verilen ekmeği, suyu ve sağlık yardımını keseceksin! Yunanistan'daki Türk düşmanlığına karşı mütekabiliyet şart!"
Türk turistlerin Yunan adalarına kazandırdığı kaynakların Türkiye'ye askeri tehdit olarak döndüğünü ve Türk vatandaşlarına uygulanan ayrımcılığa karşı aynı sertlikte yanıt verilmesi gerektiğini belirten Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, şu ifadeleri kullandı:
"Meis'in ekmeğini, suyunu biz veriyoruz; hastası olduğunda hastanelerimizde biz bakıyoruz. Buna karşılık Yunan devlet anlayışının Türkiye'ye tek bir kuruşluk hayrı olmamıştır. Türk turistler 'ucuz yiyoruz' diyerek bu adaları ayakta tutuyor ama kapılarda bekletilip küçük düşürülüyorlar. Adamlar da çıkıp 'Türklerden kazandığımız parayla iki yeni fırkateyn aldık' diye nispet yapıyor. Unutmayın; Yunan adalarında harcadığınız her kuruş bize kurşun olarak dönmektedir!
Düşünebiliyor musunuz; sırf belirli bir siyasi görüşte veya partide olduğu için, Türkiye lehine konuştuğu için Yunanistan'a ve Batı Trakya'ya sokulmayan Türk vatandaşları var. Peki Türkiye aleyhine konuşan tek bir Yunan vatandaşına biz Türkiye'ye giriş yasağı koyuyor muyuz? Yok! İşte eksik olan şey tam olarak bu mütekabiliyettir!
Sen benim vatandaşımı fişleyip kapıdan çeviriyorsan, ben de sana 'Sana artık ekmek, su, gıda ve sağlık yardımı vermiyorum' demek zorundayım! Ne Meis'e, ne Simi'ye (Sömbeki), ne de diğerlerine... Edirne'den giren Yunan vatandaşlarının pazarlarımızdan alışveriş yapmasına da müsaade etmeyeceksin! Büyük devlet olmanın gereği mütekabiliyeti tavizsiz uygulamaktır."
Henüz yorum yapılmamış
Bu içerik hakkında ilk yorumu siz yapın!