Haber365 YouTube kanalında yayınlanan Pusula programının yeni bölümünde Seda Ateşoğlu’nun sorularını yanıtlayan Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı; Yunanistan ile İsrail arasında imzalanan 3 milyar avroluk "Aşil kalkanı" hava savunma anlaşmasını, gayri askeri statüdeki adaların silahlandırılmasını ve Doğu Akdeniz'deki Türkiye'yi çevreleme planlarını deşifre etti.
Programın açılışında Ege ve Doğu Akdeniz'deki stratejik gelişmeleri gündeme getiren sunucu Seda Ateşoğlu; Yunanistan ve İsrail arasında imzalanan 3 milyar avro değerindeki "Aşil kalkanı" hava savunma anlaşmasının perde arkasını ve bu adımın Türkiye'ye etkilerini sordu. Ateşoğlu'nun sorularını yanıtlayan Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, yürütülen sinsi planı ve Türkiye'nin askeri üstünlüğünü gözler önüne serdi.
"Yunanistan kendi hava savunmasını ve istihbaratını İsrail'e teslim etti"
İsrail’in kendi tarihinde tek bir ülkeyle yaptığı en büyük hava savunma anlaşması olduğuna dikkat çeken Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, Yunanistan'ın egemenliğini devrettiğini vurguladı:
"Sözde Yunan tarihinden uydurma bir isim seçip 'Aşil kalkanı' diyerek durumu kutsallaştırmaya çalışıyorlar. Bu sistem yüksek, orta ve alçak irtifa füzeler ile sensörlerden oluşan çok katmanlı bir yapıdır. Uzun menzilli balistik tehditlere karşı David’s Sling, 35 ila 150 kilometre menzilli Barak MX ve İHA/SİHA ile seyir füzelerine karşı Spider sistemleri entegre edilecek. Mevcut Patriot ve Hawk sistemleri de bu ağa bağlanacak.
Ancak burada asıl tehlike şudur: Radarlar, sensörler, komuta kontrol ve istihbarat ağları tamamen İsrail’e bağlanıyor. Bu durum Yunanistan’ın kendisini İsrail’e teslim etmesi demektir. İsrail bugün dost görünür, yarın Yunanistan’ın başını hiç istemediği bir belaya sokabilir."
Yunan generalin "Bir gecede güçlendik" itirafı ve Gayri Askeri Statüdeki Adalar tehlikesi
ABD’nin tatbikat kılıfıyla Dedeağaç’a getirdiği ağır silahları geri götürmeyip Yunanistan’a hibe ettiğini ve bu silahların Gayri Askeri Statüdeki Adalara (GASA) sevk edildiğini belirten Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, Yunan askeri kanadından gelen itirafı ve yaşanan hukuki ihlali şu sözlerle aktardı:
"ABD, Defender tatbikatları kapsamında Dedeağaç’a getirdiği zırhlı muharebe araçlarını, personel taşıyıcıları, tankları ve helikopterleri geri götürmek pahalı diyerek Yunanistan’a hibe etti. Kamuoyumuz unutmuş olabilir ama devlet unutmaz; Yunan Kara Kuvvetleri Komutanı ve Yunan yetkililer çıkıp, 'Tarihte ilk defa bir anda bu kadar güçlendik. Onlarca senede sahip olamayacağımız silahlara ve araç gereçlere Amerika’nın hibesiyle bir gecede ulaştık, bunları da adalara götürdük' dediler.
Şimdi bu hibe silahların yanına bir de İsrail’in radarlarını, sensörlerini ve füzelerini ekliyorlar. Nereye koyuyorlar bunları? Dedeağaç’a ve Gayri Askeri Statüdeki Adalara. Yani Yunanistan, 1923 Lozan ve 1947 Paris Barış Anlaşmalarıyla silahsız kalması şart koşulan 23 adanın statüsünü ABD ve İsrail eliyle bozduruyor.
Sayın Cumhurbaşkanımızın da ifade ettiği gibi; gayri askeri statüdeki adaların silahlandırılması ve askerleştirilmesi durumunda Türkiye'nin ne yapacağı bellidir. Bu adalar silahlanıyorsa, statüsü bozuluyorsa egemenliği de tartışmaya açılmış demektir. Türkiye bu ihlalleri seyretmez. İhtiyaç duyulduğu an uluslararası hukuktan doğan 'önleyici meşru müdafaa' hakkını kullanır. Bir gece ansızın gelinir."
"Yunanistan üçüncülük takımıdır; ilk atışı yapsalar da sonrası nakavt olurlar"
Kurulan hava savunma sistemlerinin savunma değil, Türkiye’ye karşı olası bir taarruzun ardından verilecek karşılığı engelleme amacı taşıdığını ifade eden Cihat Yaycı, iki ülkenin askeri kapasitesini kıyasladı:
"Bu sistemleri 'biz saldırıya uğrarsak korunalım' diye koymuyorlar. Türkiye’ye saldırdıklarında bizim vereceğimiz yanıtı önlemek için kuruyorlar. Yunanistan; Batı Anadolu’yu Küçük Asya, Karadeniz’i Pontus, İstanbul’u Konstantinopol gören yayılmacı zihniyetinden vazgeçmiş değildir. Bir pundunu bulsa Türkiye’ye saldırma arzusundadır.
Fakat devletler liginde Türkiye Süper Lig’dedir, Yunanistan üçüncülük takımıdır! Türkiye dünyadaki en büyük SİHA pazarını elinde tutan; Kızılelma, Tayfun, Anka, Son, Çakır gibi füzelerini seri üretime geçiren bir güçtür. Anortodoks savaş doktrininde Türkiye kadar mahir devlet yok. Türkiye’ye belki bir fıske vurabilirler, ilk atışı yapabilirler ama sonrası kesinlikle nakavt olurlar!"
"NATO içinde Türkiye’ye karşı şer ittifakı kuruluyor"
Yunanistan’ın NATO üyesi olmasına rağmen ABD ve Fransa ile ayrı ikili savunma anlaşmaları yapmasını eleştiren Prof. Dr. Cihat Yaycı, ittifakın çifte standardına değindi:
"Zaten NATO üyesisin, 5. madde var. Buna rağmen ABD ve Fransa ile Türkiye’ye karşı niye ayrıca savunma ittifakı imzalıyorsun? Bu durum hedefte doğrudan Türkiye’nin olduğunu ve Türkiye’nin NATO içinde Çıbanbaşı olarak görüldüğünün açık kanıtıdır. Biz Yunanistan’a sapanla taş atabilecek mesafedeyken dahi taş atmadık, statükoyu korumak istedik ama karşı tarafta sürekli bir saldırganlık var."
"TF-2000 ve Çelik Kubbe projeleri derhal tamamlanmalı"
Doğu Akdeniz ve Ege'deki bu kuşatmaya karşı Türkiye’nin atması gereken somut adımları sıralayan Cihat Yaycı, savunma sanayisine şu çağrıda bulundu:
"Dış pazara ihracattan ziyade öncelikle iç cephemizi tahkim etmeliyiz. 'Çelik Kubbe' projemizi ve Siper benzeri hava savunma sistemlerimizi hızla tamamlamalıyız. Balistik ve seyir füzelerimizin seri üretimi hızlanmalı, elektronik harp, radar bastırma ve uydu keşif kabiliyetlerimiz artırılmalıdır.
En hayati nokta ise denizdir. Tehdit Doğu Akdeniz ve Adalar Denizi’nden geliyor. TF-2000 Hava Savunma Fırkateyni projesini bir an önce hayata geçirip bu hava savunma sistemlerini deniz platformlarımıza entegre etmeliyiz. Tehdidi ana vatanımıza ulaşmadan denizde önlemek zorundayız."
Henüz yorum yapılmamış
Bu içerik hakkında ilk yorumu siz yapın!