Yunanistan savaş mı istiyor? 12 mil tuzağı, "Aşil Kalkanı" projesi ve İsrail adımları

Ceyhun Bozkurt, Görüş Alanı programının yeni bölümünde Yunanistan’ın Adalar Denizi’ndeki 12 mil ısrarını, İsrail ile imzalanan 3.6 milyar dolarlık "Aşil kalkanı" projesini ve ABD’nin bölgedeki askeri yığınaklanmasını analiz etti. Atina’nın Ege adalarına İsrail askerlerini yerleştirmeye başladığına dikkat çeken Bozkurt; Yunanistan’ın yerli savunma sanayisi, nitelikli personel ve ekonomik dayanıklılıktan yoksun olduğunu vurgulayarak NATO’nun çifte standardına tepki gösterdi.


Görüş alanı programının yeni bölümünde Ceyhun Bozkurt, Yunanistan’ın Adalar Denizi’ndeki 12 mil ısrarını, bölgenin tarihsel ve hukuki arkaplanını, ABD’nin Yunanistan’daki askeri yığınaklanmasını ve Atina’nın İsrail ile imzaladığı "Aşil kalkanı" projesini ve Doğu Akdeniz’deki son askeri gelişmeleri değerlendirdi. 

MSB'den Yunanistan'ın tek taraflı hamlelerine sert tepki

Yunanistan’ın Ege ve Adalar Denizi’nde karasularını 12 mile çıkarma söylemlerini değerlendiren Bozkurt, Milli Savunma Bakanlığı’nın konuya ilişkin açıklamasını hatırlattı. Bakanlığın açıklamasında; Ege’de adil, hakkaniyetli ve uluslararası hukuk ilkelerine uygun bir deniz yetki paylaşımının ancak karşılıklı diyalog ve iyi niyet çerçevesinde mümkün olabileceği, Yunanistan’ın Türk tarafının haklarını ihlal eden tek taraflı tasarruf ve iddialarının uluslararası hukuka aykırı olduğu ve kabul edilemeyeceği net bir dille vurgulandı.

Türkiye için 12 mil adımı savaş sebebi

Yunanistan’ın 12 mil iddiasının onlarca yıldır gündemde tutulduğunu ifade eden Bozkurt, Türkiye’nin 1990’lı yıllarda aldığı kararla, Yunanistan’ın karasularını 12 mile çıkarmaya yönelik de bir adım atması durumunda bunu doğrudan bir savaş sebebi sayacağını dünyaya deklare ettiğini belirtti. Atina yönetiminin Batı emperyalizmi ve son dönemde İsrail siyonizminin desteğini arkasına alarak bu kararı kaldırmaya çalıştığını belirten Bozkurt, Türkiye’nin kararlı duruşundan taviz vermediğinin altını çizdi.

Lozan'dan günümüze karasuları ve 12 milin oransal analizi

Bozkurt, Adalar Denizi'ndeki karasuları dengesinin tarihsel gelişimini ve 12 mil senaryosunun doğuracağı stratejik riskleri aktardı. Lozan Anlaşması ile her iki ülke için de 3 mil olarak belirlenen karasularının, 1936 yılında Yunanistan’ın tek taraflı adımıyla 6 mile çıkarıldığını hatırlatan Bozkurt, Türkiye’nin Montrö ve kuruluş süreci yoğunluğu nedeniyle ancak 1964’te kendi karasularını 6 mile yükselterek yanıt verebildiğini belirtti. Yunanistan’ın ise 1982 BM Deniz Hukuku Sözleşmesi’ni gerekçe göstererek sınırı 12 mile çekmeyi hedeflediğini ifade etti.

Mevcut 6 millik dengede Adalar Denizi’nin %35’inin Yunanistan, %7’sinin Türkiye kontrolünde olduğunu ve %58’inin açık deniz alanı olarak kaldığını belirten Bozkurt, karasularının 12 mile çıkarılması halinde Yunan kontrolünün %64’e yükseleceğini, açık deniz alanının ise %19’a gerileyeceğini söyledi. Bu senaryoda Karadeniz ve Türk boğazlarından Ege’ye çıkan tüm ticari ve askeri gemilerin doğrudan Yunan karasularından geçmek zorunda kalacağını belirten Bozkurt, bunun Türkiye’nin denizden tamamen kuşatılması anlamına geldiğini vurguladı. Yunanistan'ın egemenliği anlaşmalarla devredilmemiş ada, adacık ve kayalıkları (EGAYDAK) anakara gibi göstererek Türkiye'yi kıyıya hapsetmeye çalıştığını söyleyen Bozkurt, Türkiye'nin buna karşı güçlü bir direnç kapasitesi bulunduğunu ekledi ve Süleyman Demirel’in "Ege bir Yunan gölü değildir, Ege bir Türk gölü de değildir, binaenaleyh Ege bir göl değildir" sözlerini anımsattı.

ABD yığınaklanması ve İsrail askerlerinin Yunan adalarına çıkışı

Atina’nın Türkiye’ye karşı yürüttüğü politikada iki ana dış kaynağa yaslandığına dikkat çekildi. Özellikle Biden döneminde Dedeağaç’tan başlayıp Girit’e kadar uzanan hatta kurulan Amerikan askeri varlığının, Yunanistan’ı adeta bir Amerikan işgali durumuna soktuğunu söyleyen Bozkurt, Yunanistan içindeki rasyonel çevrelerin de bu duruma tepki gösterdiğini kaydetti. Bu yığınaklanmanın hem Rusya’nın Akdeniz’e inmesini engellemeyi hem de Türkiye’yi baskılamayı amaçladığı belirtildi.

Türkiye-İsrail geriliminden faydalanan Yunanistan’ın Tel Aviv yönetimiyle işbirliğini derinleştirdiğini ifade eden Bozkurt; Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve Ege adaları kapsama alınarak radar sistemleri kurulduğunu, askeri anlaşmalar yapıldığını ve İsrail askerlerinin Yunanistan kontrolündeki Ege adalarına çıkmaya başladığını vurguladı.

İsrail destekli 3.6 milyar dolarlık "Aşil kalkanı"

Yunanistan’ın İsrail ile ortaklaşa kurmayı planladığı Aşil kalkanı projesinin teknik boyutlarını aktaran Bozkurt, sistemin İsrail’in Demir Kubbe modeline benzer şekilde katmanlı ve yapay zeka destekli bir entegre komuta ağı üzerinden çalışacağını belirtti. Anlaşma kapsamında Yunanistan’ın mevcut Patriot bataryalarının; Rafael üretimi kısa menzilli Spider, İsrail Havacılık ve Uzay Sanayii üretimi orta menzilli Barak MX ile uzun menzilli balistik tehditleri önlemek için tasarlanan Davut Sapanı (David's Sling) sistemleriyle birleştirileceğini ifade etti. 35 ay içinde aşamalı olarak hizmete girmesi öngörülen 3.6 milyar dolarlık projenin doğrudan Türkiye’yi hedef alan bir söylemle devreye sokulduğunu kaydeden Bozkurt, Türkiye’nin ise küresel tehditleri gözeterek Çelik Kubbe ve yakın zamanda entegre edilecek Siper-4 gibi yerli sistemlerle kendi güvenliğini tahkim ettiğini vurguladı.

Yunanistan'ın savunma altyapısındaki derin zaaflar

Atina’nın milyar dolarlık modernizasyon hamlelerine rağmen kalıcı bir askeri güç oluşturmakta zorlandığını belirten Bozkurt, Yunan savunma sisteminin temel aksaklıklarını sıraladı. Türkiye’nin F-16’lara milli yazılım entegre etmesi ve kendi radar sistemlerini kullanması örneğini veren Bozkurt, Yunanistan’ın yerli savunma sanayisi ve AR-GE katkısının yok denecek kadar az olduğuna dikkat çekti. Stratejik planlamadaki bürokratik direnç, demografik daralma nedeniyle nitelikli askeri personel bulma sıkıntısı ve yüksek maliyetli projelerin krizdeki Yunan ekonomisi üzerinde yarattığı ağır baskının Atina’yı tamamen ABD, Fransa ve İsrail’e bağımlı kıldığını söyledi. Bozkurt, bu durumu emekli Deniz Kuvvetleri Harekat Başkanı Yankı Bağcıoğlu’nun "Kalıcı askeri güç; ekonomik dayanıklılık, nitelikli insan kaynağı, güçlü yerli sanayi, doğru harekat konseptleri ve kriz öncesi planlama kapasitesiyle bağlantılıdır" tespitiyle özetledi.

NATO'daki çifte standart ve İsrail kısıtlaması

Ankara’da gerçekleşen NATO zirvesinde, üye ülkelerin savunma kapasitelerini artırırken NATO içi sistemleri kullanması yönünde karar alındığını hatırlatan Bozkurt, Yunanistan’ın NATO dışı bir ülke olan İsrail’den sistem tedarik etmesinin ittifak içindeki derin çelişkiyi gözler önüne serdiğini vurguladı. Geçmişte Türkiye’nin S-400 alımını hedefe koyan Batılı ülkelerin Yunanistan’ın İsrail alımlarına sessiz kaldığını belirten Bozkurt, ABD’nin İsrail’e üstünlük sağlamaması adına Suudi Arabistan gibi ülkelere verdiği silahlarda kısıtlamaya gittiğini, Yunanistan’ın da İsrail bağımlılığı nedeniyle benzer bir kırılganlık yaşadığını ifade etti.

Yunanistan’ın tüm bu hamlelerle NATO’nun altına bir çivi daha çaktığını belirten Ceyhun Bozkurt, Atina’nın Türkiye karşısındaki durumunu Hulusi Akar’ın "Yunanistan başkaları için alıyorsa gerek yok, Türkiye için alıyorsa yetmez" sözleriyle özetledi.

Yorumlar

0

Henüz yorum yapılmamış

Bu içerik hakkında ilk yorumu siz yapın!