Son günlerde fon yolsuzluğunu/hırsızlığını vb. düşününce aklıma “Sen ağa, ben ağa, bu ineği kim sağa” sözü geldi. Onu biraz değiştirerek başlıktaki sözü üreteyim dedim.
SPK açıklama yapmış. “Bilgi notlarını dahi dikkate alıyoruz” diyor.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı açıklama yapıyor, “Oğluma kefilim” diyor.
Peki “o haklı, bu haklıysa”, ineği sağan kim.
Herkes bu kadar kısa zamanda bu kadar para kazanılamayacağını, bir firmanın (fonun içindeki) bu kadar büyüyemeyeceğini biliyor veya biliyor olması lazım o zaman bu işte bir pisk var demektir. Bu durumda yetkili mercinin harekete geçmesi gerekir, geçmemişse ya da kimler geçirmedi ise hesabını vermesi lazım.
Çünkü...
Türkiye’yi zayıflatmak isteyen, engellemek isteyen, çelme takmak isteyen, enerjisini içeride tükettirmek isteyen bir İsrail ve Siyonist Lobisi gerçeği var. Bunu da böyle bir zamanda böyle bir konjoktürde savaşa çıkartarak yapamayacağını biliyor çünkü Batı’daki bütün kredisini tükettiği gibi inanandırıcılığını, itibarını hepsini bitirdi. Bugün İsrail’in arkasında duranlar bile aslında İsrail’i tasvip etmiyor, sevmiyor ancak Siyonist lobi ve İsrail’in bir nevi mahalle baskısı gibi kullandıkları sosyal medya var. Çok güçlü oldukları bir finans çevresi var. Batı da (ABD dahil) bunların farkında ancak Siyonistler kritik alanlara hakim olmuşlar, Yahudi olmayanları da ele geçirmişler. Bu kritik alanlarda görev alan şahıslar zamanında siyonist lobi tarafından bir biçimde satın alınmış, bu nedenle bunlara karşı çıkamıyorlar. Ancak bugün Siyonistler ve İsrail son derece sıkışmışlık içinde. İşte bu ortamda önlerindeki en büyük engel olarak Türkiye Cumhuriyeti’ni görüyor. Gerçekten de Siyonistlerin ve İsrail’in önünde en dik duran, en tutarlı ülke Türkiye. İsrail bu engeli nasıl pasifize edilebilir? Savaş çıkarması için bir bahane yok, ürettikleri de kendi ellerinde patlıyor. Şu an savaş çıkaracak maddi (silah-mühimmat stoğu anlamında)-manevi (moral motivasyon anlamında) gücü de yok. En güçlü oldukları alan FİNANS. İşte bizi buradan vurmaları kuvvetle muhtemel. Peki bunlar nerede? En iyi bildikleri şey görünmez olmalarıdır. İstihbarat diliyle ‘sahte bayrak operasyonu’ yaparlar. İçinizden bir şirketi alırlar büyütürler. Dışarıdan farklı ülke şirketleri vasıtasıyla gelirler, gelirler oğlu gelirler.
Diğer taraftan içerden vurmak da şart. Bunun için iç kamuoyundan destek lazım. Bu zaten var. Bunlara kayıtsız şartsız destek olan FETÖ kriptoları ve sempatizanları ile PKK'nın terörsüz Türkiye'ye karşı olan kesimi var. Aç gözlü, nankör ve bizim hassasiyetlerimizden uzak, “ülke ne olur” umurunda olmayan bir kesim de zaten var. Bir de siyaseti kutuplaştıran, insanları ötekileştiren, “düşmanımın düşmanı dostumdur” düsturu ile hareket eden ve bunu büyük bir siyaset zanneden muhalif bir kesim de var ki, bunlar kendilerini 15 Temmuz’da Bağdat Caddesi’nden geçen tankları alkışlayarak, ilk başlarda sosyal medyada darbeye (hayırlı olsun ibareli) destek mesajları atarak, restaurantlarda darbeye kadeh kaldırarak (gün doğdu hep uyandık marşları söyleyerek/gerçekten uyanmışlar) destek olmuşlar ve kendilerini göstermişlerdi. Yine siyaseten gözleri kararmış olup 15 Temmuz saldırısına bir süre 'kontrollü darbe' ve 'tiyatro' diyen kesim de vardı. İşte sözünü ettiğimiz Siyonist lobi ve İsrail bunları çok güzel kullanıyorlar. Bu kullanmayı senelerce algı operasyonları, dezenformasyon haberleri ile bilinçaltını ele geçirerek yaptılar. Senelerce “Türk ekonomisi battı, bu yıl batacak, önümüzdeki yıl batacak” diye güvensizlik ektiler. Bu nedenle Türk halkı yıllarca hep altın gibi döviz gibi devlete yararı olmayan alanlara para yatırdı. Para bu alanlarda kaldığı için faiz ister istemez yükseldi. Sermaye piyasası cılız kaldı yeterince gelişemedi. En ufak bir panikte borsa düştü birileri fırsat bilip aldı, yükseltti, sattı. Maalesef bu kısır döngüye bir çok servet sahibi de odun taşıdı.
Peki, böyle bir FON REZALETİNİN Erdoğan'a ve hükümetine yaradığını söyleyebilir miyiz? Söyleyen varsa ne siyasetten ne stratejiden anlamıyor demektir. Hükümet büyümeden ve yatırımdan vazgeçmemek uğruna enflasyonu sert bir frenle düşürme yolunu seçmedi. Uzun ve meşakkatli yolu seçti. Bu hususta yıpranmayı da göze aldı. Bunu seçmesinde bir çok faktör de etkili. Bunlardan biri de dünyadaki belirsizlik ve çevremizde bitmek bilmeyen savaşlar. Belki de yaklaşan bir dünya savaşı var. Bilmiyoruz, dünya tam olarak nereye gidiyor? Şimdi bir avuç ne idüğü belirsizler uğruna (ki bunların bir kısmı iktidara yakın, bir kısmı iktidar politikacısının yakını da olabilir. Böyle çürükler her yerde, her zaman bulunabilir) mı bu kadar mücadele boşa gidecek?
Ancak bunlar korunuyor mu? Bunları savunan var mı? Buna bakmak lazım. Hükümet yetkilileri bakımından söylüyorum. Efendim “bunlar korunmuş ki işte vatandaşı soymuşlar”. Öyle değil. SPK gibi, bağımsız denebilecek kurumlar var. Her şey konuşuluyor. Eninde sonunda ortaya çıkar. Kim neyi, nereye kadar saklayabilir ki? Bakın IBB Başkanının en yakınında olan en güvendiği arkadaşları, danışmanları, iş adamı arkadaşları, genel müdür yaptıkları konuşuyor.
Şimdi bu iş araştırılıyor. Bu balonun bu kurum çalışanları tarafından görülmemesi, fark edilmemesi imkansız. Birileri bu işi savsaklamış veya yolunu bulmuş, belki her ikisi. Belki bu kadar büyüyeceğini tahmin edemediler. İnecek çıkacak, kaybeden kaybettim, kazanan kazandım diyecek bu iş arada kaynayacak gidecek ve bu kadar büyük bir olay haline gelmeden sönümlenecek diye düşünmüş olabilirler? Kim olabilirler? Denetim ile ilgili kurumlarda görevini savsaklayanlar ile görevini kötüye kullananlar.
Bunu neden söylüyorum? Bu konuda uyarı yapılmış, hem Borsa tarafından, hem Maliye Bakanı, hem Adalet Bakanı Akın Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı iken...
Olay sönüşür, sonra unutulur gider diye düşündüler. Ama yanıldılar çünkü hesap edemedikleri bir faktör daha ortaya çıktı. SİYONİST LOBİ bu operasyonu Türkiye’nin başına çorap örmek için kullandı ve ördü. Ancak olay bir şekilde faş oldu, daha da büyümeden bastırıldı. Şimdi derlenip toparlanmaya çalışılıyor. Daha da büyüyebilirdi ve altından kalkılamazdı.
Bu arada şu da var. Bu FON’a girip para kaybedenler içinde de, enflasyon baskısından kurtulmak için para yatıran küçük yatırımcı hariç, çok kısa zamanda çok büyük para kazanmak isteyenleri bir kenara not edelim...
Son olarak sözümüzü yine güzel milletimizin güzel bir ifadesiyle bitirelim.
"KESER DÖNER SAP DÖNER GÜN GELİR HESAP DÖNER" ve inşallah bu işe soyunanlar ve göz yumanlar hesabını verirler.
Henüz yorum yapılmamış
Bu içerik hakkında ilk yorumu siz yapın!