Alman istihbarat servisinin yıllardır Türk kamuoyunda tartışılan çok sayıda olayda ismi geçer. Necip Hablemitoğlu’na yönelik FETÖ aparatlı suikasttaki konsorsiyumda, Alman vakıfları üzerinden yaptıkları yıkıcı eylemlerde, iddia edilen Alihan Kuriş suç örgütlenmesi gibi örgütlenmeler üzerinden dini gruplara yönelik sızma çabalarında vb.
Hatta Türk siyasetinde tartışma oluşturan mezkur bir cinayet dahil olmak üzere kanlı eylemlerde.
Ancak Türkiye’ye karşı yaklaşık 10 yıl öncesine kadar etkili olabilen bu istihbarat servisinin, Batı merkezli gelişmelerde epey geride kaldığı ileri sürülüyor. Bunun en önemli örneğinin Almanya-Rusya arasındaki gerilimde yaşandığı gündeme geldi.
İki ülke arasındaki gerilim tırmanırken, Berlin yönetimi özellikle hibrit saldırılarda Moskova’yı suçlar pozisyonda. Bu durum ülkenin askerileşmesini artırırken, Alman yönetimi istihbarat boyutunu da yeniden ele almaya hazırlanıyor. Bu kapsamda, Alman Federal İstihbarat Servisi (BND) ve Federal Anayasa Koruma Dairesi (BfV) için büyük bir reform hazırlığı gündeme geldi.
Alman Başbakanlığı/Şansölyeliği tarafından hazırlanan yaklaşık 600 sayfadan oluşan reform taslağını onayladı. Basitçe ifade etmek gerekirse, amaç BND ve BfV'ye daha fazla yetki vermek. Özellikle, "operasyonel yetkiler" ile ilgili kısım dikkat çekici. Şu anda Alman istihbarat servislerinin öncelikle bilgi toplama ve analiz etme yetkisi bulunmakta. Ancak gelecekte, kendileri daha aktif önlemler alabilecekler. Örneğin, bu yeni yetkilerle BND;
- Gelecekte Almanya için tehdit oluşturmaları halinde yabancı şirketleri sabote edebilir ve yabancı bilişim sistemlerine sızabilir.
- Saldırılarda kullanılmak üzere tasarlanmış savunma araçlarını, silahları yurtdışında etkisiz hale getirebilir, yani sabotaj eylemleri yapabilir.
- Alman altyapısına yönelik yabancı hacker saldırılarına yanıt verebilir, yapay zekâ kullanarak büyük veri hacimlerini işlemesine ve yüz tanıma teknolojilerinden yararlanabilir.
Tasarı ayrıca, BND ve BfV ajanlarının "mahkeme kararı olmaksızın dairelere girebilmesini ve özel gözetleme ekipmanları kurabilmesini" öngörüyor.
Süddeutsche Zeitung gazetesinin aktardığına göre, yeni yetkiler Alman istihbaratının doğasını temelden değiştirebilir. Şu anda BND ve BfV öncelikle istihbarat faaliyetleriyle, bilgi toplama ve analiz etme ile meşgul. Yeni yetkiler, BND'yi özel operasyonlar yürütebilen tam teşekküllü bir gizli servise dönüştürecektir.
Dönemin BND başkanı Bruno Kahl, Federal Anayasayı Koruma Dairesi (BfV) ve Askeri İstihbarat Servisi (MAD) başkanlarıyla birlikte 2024 sonbaharında Alman Parlamentosu Bundestag'da yaptığı bir konuşmada, daha fazla yetki talep etmişti. Rusya'dan gelen tehditler ve uluslararası terörizm karşısında Kahl, o dönemde, "Alman istihbarat teşkilatlarının daha fazla hareket alanı gerekiyor" demişti.
Federal Özel Görevler Bakanı ve Şansölyelik Ofisi Başkanı Nina Warken, reform planlarını ülke tarihinin en önemli istihbarat yasası revizyonu olarak tanımladı. Almanya'nın sürekli olarak hibrit saldırıların hedefi haline geldiğini söyleyen Warken, bunun "gerçek ve acil bir tehlike" olduğunu söyledi. Almanya Hristiyan Demokrat Birliği (CDU'lu) mensubu Warken, "diğer kurumlar tarafından önlenemeyen özellikle önemli bir tehdit" söz konusu olduğunda, "BND'nin kayıtsız kalmasının kabul edilemez olacağını" ifade etti. Alman istihbarat teşkilatlarının yeteneklerinin "diğer Avrupa ülkelerinin gerisinde kaldığına" ve kendilerinin de "diğer ülkelerin istihbarat servislerinin desteğine aşırı derecede bağımlı olduklarına" inanıyor. Yasa, örneğin, devlet destekli siber saldırı grupları tarafından işletilen sunucuların kapatılmasına olanak sağlayabilir.
Parlamento istihbarat teşkilatlarının faaliyetlerini denetleyen komisyonun başkanı Mark Henrichmann, Agence France-Presse'e (AFP) verdiği demeçte, Almanya'nın "Rusya ile olduğu kadar diğer aktörlerle de hibrit bir çatışmanın tam merkezinde" olduğunu söyledi. Tehditler arasında dezenformasyon kampanyalarını, siber saldırıları ve sabotajı saydı.
Gerçekte de bakıldığında Alman istihbaratının ABD başta olmak üzere diğer Batılı servislere bağımlı hale geldiğini söyleyebiliriz. Elbette bunda Almanya’nın İkinci Dünya Savaşı’nda yaşadığı yenilgi sonrası ABD, İngiltere ve Fransa gibi ülkelerin Almanya’ya çökmesi etkili oldu. Ama ilginç bir detayla...
BND’yi, yani o dönem ikiye bölünen ülkenin Batı bölgesinin dış istihbarat servisini İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesinden sonra Amerikalılar kurdu. ABD’liler bu yapıyı oluştururken Nazi örgütlenmesinden faydalandı.
Alman istihbaratını kuran Nazi: Gehlen
1935 ile 1945 yılları arasında Nazi Almanyası'nın silahlı kuvvetlerinnin resmi adı Wehrmacht’tı. Wehrmacht’ın bir askeri istihbarat yapılanması olan Doğu Yabancı Orduları (Fremde Heere Ost – FHO) bölümünün başkanı Korgeneral Reinhard Gehlen, Nazilerin en önemli casus şefiydi. Ama casusluk sanatında bir dahiden bahsediyoruz. Onun gücünün, muazzam miktarda veriyi toplama ve analiz etme konusunda bir organizasyon oluşturmasında yattığı belirtilir.
Nazilerin yenilmesine yakın tarihlerden Mart 1945 başlarında, Gehlen'in kıdemli subaylarından oluşan bir grup, SSCB hakkındaki materyallerini mikrofilme aldı, filmleri çelik varillere doldurdu ve Avusturya Alpleri'ne gömdü. 22 Mayıs 1945'te Gehlen ve en yakın yardımcıları Amerikalılara teslim oldu ve savaş sonrası özgürlükleri karşılığında arşivlerini Amerikan karşı istihbarat ajanlarına verdi.
1945 yılının Eylül ortalarından itibaren, Gehlen'in yönetimi altında, Virginia, Fort Hunt'taki PO Box 1142'de bulunan kamptaki Alman savaş esirleri, SSCB'ye karşı yöneltilen B Projesi ("Bolero") üzerinde çalışmaya başladılar. Ekim 1945'ten Nisan 1946'ya kadar, projede yaklaşık 200 subay görev aldı ve İngiltere, Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada hükümetleri için 3.657 sayfadan fazla belge yazıldı.
Dönem ABD-İngiltere ikilisi için düşman tanımının Almanya’dan Sovyetler Birliği’ne evrildiği dönemdi.
Birkaç ay sonra Gehlen, Amerikan hükümetiyle Gehlen Örgütü adında bir Alman casus teşkilatı kurmak üzere bir anlaşmaya vardı. Başlangıçta örgüt Amerika Birleşik Devletleri tarafından finanse edildi ve Almanya kendi hükümetini kurana kadar doğrudan ülkenin en üst düzey liderliğine rapor verdi.
Gehlen Örgütü, modern Alman istihbarat servisinin (BND) temelini oluşturdu . Tamamen ABD kontrolü altında faaliyet gösterdi ve Doğu Avrupa ile Sovyetler Birliği'nde CIA'nın gözü kulağı oldu.
Özetle iki Dünya Savaşında ve Soğuk Savaş sürecinde karşı karşıya gelen Alman ve Rus istihbaratları yeniden boğaz boğaza gelmek üzere. Almanlar bunun tahkimatını da BND ve BfV’ye olağanüstü yetkiler vermeye hazırlanarak yapıyor.
Henüz yorum yapılmamış
Bu içerik hakkında ilk yorumu siz yapın!