FETÖ’nün Kaşif Kozinoğlu’nu her anlamda hedef aldığını biliyoruz. 1990’ların, daha sonra tasfiye edilen dairesi olan MİT Kontr-Terör Dairesi’nin başındaki ismi Mehmet Eymür, yıllarca Kozinoğlu’nu hedef aldı. Kozinoğlu, Mehmet Eymür için yazılı notlarında “FETÖ’den maaş alıyor” notunu düşmüştü. Enver Altaylı, Mehmet Eymür ve FETÖ’nün ortaklaşa saldırdığı Kozinoğlu ve onun temsil ettiği düşünce de mücadelesini sürdürüyordu.
Yazı serimizin ilk bölümünde aktardığımız üzere Türkistan coğrafyasında ve diğer görevlerinde yaptıkları birilerini rahatsız etmişti. Kaşif Kozinoğlu’nun yaşasaydı, ölümünden 10 gün sonra mahkemede okuyacağı savunmasında da hakkındaki dezenformasyona dikkat çekmişti:
“Son 7 yıldır hakkımda yürütülen dezenformasyon faaliyeti kapsamında basında yer almış tüm haberler iddianameye serpiştirilmek suretiyle ‘örgütsel dökümanlarda ismimin geçtiği’ şeklinde iddianamede yer almıştır.”
Aslında dezenformasyon merkezine de işaret ediyordu. Savunmalarını hazırlarken düştüğü notlardan birinde şu yazıyor:
“MİT’te bir dönem faaliyet gösteren Kontrterör Merkezi ile ilgili iddialar var ise bunlar Kontrterör Daire Başkanlığı kapanana kadar bu bölümün Daire Başkanlığı’nı yapmış olan ve MİT’ten 2 kez ilişiği kesilen Mehmet Eymür’den sorulabilinir.” https://www.hurriyet.com.tr/gundem/eymur-e-sorun-19485042 )
İkinci yazımızda aktardığımız YÖK girişimleri, dönemin CHP Konya Milletvekili Atilla Kart’ın yazılı soru önergesi ve dönemin Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül’ün Kart’ın soru önergesine verdiği yanıt da bu dezenformasyon girişimlerine örnekti. Hangi saiklerle yapıldığı henüz açıklık kazanmayan bu girişimler, FETÖ’nün Şemdinli kumpası ile başlayan kumpaslar sürecinde sürekli sıcak tutuldu ve sonunda Kozinoğlu hakkında 3 Mart 2011 tarihinde gözaltı kararı verildi.
Karar üzerine Kozinoğlu’nun evinde arama yapıldı. Evinde dinlediği kasetler bile haberleştirildi. Servis üzerine servis yapılıyor, FETÖ’nün medya görünümlü paçavraları Kozinoğlu’na saldırıyordu. Kumpaslarla mücadele yürütenler ise geçmişte Kozinoğlu ile gerilim yaşasa da Kozinoğlu’nu savunma mevzisine geçiş yapmıştı. Kumpaslara karşı duranlar arasında Cumhuriyet Halk Partisi de yer alıyordu. Yetkilileri sıklıkla Ergenekon, Balyoz, Odatv vb. kumpasların kabul edilemeyeceğini kamuoyu önünde dile getiriyordu. Ancak beklenmedik bir çıkış, CHP’nin o dönem Konya Milletvekili olan (yine) Atilla Kart’tan geldi. Kart, Kozinoğlu’nun yurda dönerek savcılığa gittiği ve tutuklama kararının verildiği gün olan 10 Mart 2011 tarihinde, geçmişteki dezenformasyonlara rağmen Kozinoğlu hakkında soruşturma izni vermeyen dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yanıtlaması istemiyle verdiği yazılı soru önergesinde adeta Erdoğan’a “Kozinoğlu hakkında neden soruşturma izni vermedin” tepkisi veriyordu. O dönem AK Parti içindeki havaya bağla olarak bir AK Partili vekil verse bile tepki çekecek soru önergesinin sahibi bir CHP’li vekildi. Atilla Kart, 10 Mart 2011 tarihli soru önergesinde adeta kumpasçıların diliyle şöyle diyordu:
“Dışişleri Bakanlığı’nın tespit ve araştırmasını yaptığı, ilgili Makamları uyardığı ve bilgilendirdiği anlaşılmaktadır. Ancak aradan geçen 6 yıla rağmen, Kaşif Kozinoğlu’nun sahtecilik eyleminden dolayı hakkında idari ya da adli sürecin başlatılmadığı anlaşılmaktadır. MİT tarafından da bu konuda herhangi bir sürecin yine başlatılmadığı anlaşılmaktadır. Bir başka ifadeyle; Devletin ilgili birimleri, suç işlediği ve sahtecilik eylemini gerçekleştirdiği açıklık kazanan Kaşif Kozinoğlu’nu doğrudan himaye etmişler, yasal sürecin işlemesini engellemişlerdir.
Ortaya çıkan gerçek ve tablo budur.
Bu olayın hem yasal ve hem de siyasi olarak doğrudan sorumlusu ise Başbakan’dır. Başbakan’ın bu konuya ivedi olarak açıklama getirmesi ve kamuoyunu bilgilendirmesi gerekir.”
Yazılı soru önergesi mi, “Kozinoğlu’nu neden FETÖ’ye vermediniz” sorgusu mu belli olmayan bu ifadeler, tekrar altını çizelim, Kozinoğlu’nun kumpasta tutuklandığı gün olan 10 Mart 2011’de verildi.
Özetle Kaşif Kozinoğlu, maalesef 2000’lerin başından itibaren sistemli bir saldırıyla karşı karşıya kaldı. Aynen kumpaslarda hedef alınan diğer isimler gibi... Bu saldırılarla isimlerin yanına soru işaretleri eklendi ve kumpas yani saldırı zamanı kamuoyunun tepkisi en aza indirildi.
Maalesef, önemli kişi ve kurumlar da bu saldırıya alet edildi.
Henüz yorum yapılmamış
Bu içerik hakkında ilk yorumu siz yapın!