Bir önceki yazımızı 2000’lerle birlikte özellikle Şenkal Atasagun ve Kaşif Kozinoğlu gibi isimler üzerinden MİT’e yönelik FETÖ ve şer ittifakının saldırılarından bahsederek “Tam da bu dönemde Kemal Gürüz başkanlığı döneminde YÖK, Kozinoğlu dahil olmak MİT personellerine saldıran bir başvuru yaptı...” demiş ve virgül koymuştuk.

Şu hatırlatmayı da yapalım. O dönem Kozinoğlu isminin gündeme servislerle yıpratma amacıyla getirildiği olaylardan biri, o döneme damga vuran Telekulak hadisesiydi. Kozinoğlu’nun dönemin Yargıtay Başkanı Eraslan Özkaya ile yaptığı görüşme de Telekulak kapsamında basına servis edilmişti. Telekulak neydi?

15 Temmuz saldırısı sonrası TBMM’de kurulan komisyonun 634 sayfalık raporundan okuyalım:

“Ergenekon Komplosunun temelleri, 1990′lı yılların ikinci yarısında cemaatin emniyet teşkilatı içerisinde gerçekleştirdiği Telekulak Operasyonunda atılmıştır. Bu operasyon cemaatin komplo yeteneğinin test edilmesi ve kendilerine güvenlerinin artmasına neden olmuştur. Telekulak Operasyonu, cemaatin kendilerini emniyet içerisinde soruşturan dönemin Ankara Emniyet Müdürü Cevdet Saral ve yardımcısı Osman Ak'a ve teşkilatına yönelik bir tür karşı operasyondur. Cemaatin savcıları harekete geçerek bu memurlar hakkında soruşturma açarak tasfiye edilmeleri sağlanmıştır. Bu tasfiye edilen ekibin yerine cemaat kendi adamlarının geçmesini sağlamıştır. Cemaatin kendilerine karşı bir tasfiye hareketine, karşı bir tasfiye hareketi ile karşılık vermeleri ve de üstelik bunu 28 Şubat'ın hemen sonrasında yapmaları ve başarılı olmaları, yeteneklerini ve operasyonel yapılarını değil aynı zamanda ne kadar cesur ve cüretkâr olduklarını da ortaya koymaktadır. Cemaat için Telekulak Operasyonu, Ergenekon Komplosu için bir hazırlık okulu olmuştur.”

Bu notu düştükten sonra tekrar YÖK’e dönelim. 2003 yılında üstüne vazifeymiş gibi YÖK bir anda Kaşif Kozinoğlu’nun da aralarında bulunduğu 20 kişilik bir listede bulunan isimlerin Türk dünyasındaki diplomalarının peşine düştü. Ancak 2 yıl boyunca ses çıkmadı. Bunun üzerine yeni bir hamle yapıldı. Hamlenin sahibi, dönemin CHP Konya Milletvekili Atilla Kart’tı. Hangi saiklerle yapıldığı anlaşılmayan bir yazılı soru önergesiyle meseleyi TBMM gündemine taşıdı (ki günümüzde bir açıklama yaptı ama tam olarak tatmin edici bir açıklama olduğunu düşünmüyorum).

Atilla Kart, dönemin Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün yanıtlaması istemiyle 3 maddelik soru önergesinde şunları gündeme getirmeye çalıştı:

“Basına ve kamuoyuna yansıyan haberlere göre; YÖK, MİT Dış Operasyonlar Daire Başkanı Kaşif Kozinoğlu’nun Taşkent Üniversitesinden edindiği diplomanın sahte olup olmadığını Bakanlığınız aracılığıyla ilgili Büyükelçiliğe sormuş, ancak aradan geçen 2 yıla rağmen bu yazışmaya cevap verilmemiştir. Söz konusu yazıda, bir kriptoda yer alan 20 kişilik listede isimleri geçen kişilerin, 4 yıllık üniversiteden mezuniyetlerini belgeleyen diplomaların geçerli ve sahte olup olmadığının araştırılması istenmiştir. Bu 20 kişi arasında, Kaşif Kozinoğlu’nun da bulunduğu yolunda iddia ve şüphelerin söz konusu olduğu bildirilmiştir.

Bu gelişmeler ve bilgiler karşısında aşağıda yazılı hususların cevaplandırılmasını talep etmek gereği doğmuştur.

1- YÖK’ün, 2003 yılı Mayıs-Haziran aylarında veya başka tarihlerde, aralarında Kaşif Kozinoğlu’nun da bulunduğu 20 kişilik bir kriptoyu, listede isimleri yazılı kişilerin diplomalarının sahte olup-olmadığının veya geçerli olup-olmadığının araştırılması için Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla Taşkent Büyükelçiliği’nden sorulmasını istediği yolundaki bilgiler doğru mudur? Bu yolda bir yazışma yapıldıysa, bu yazışmanın âkıbeti nedir?

Bu nitelikte bir yazışma doğruysa, aradan geçen 2 yıla rağmen bu yazışmaya neden cevap verilmemiştir?

2- YÖK’ün bu talebi, o tarihte Büyükelçi olan Sn. Reşit Uman’a ulaşmış mıdır?

Bu yazışmanın Büyükelçi Reşit Uman’a ulaştığı, adı geçenin ilgili makamlar nezdinde girişimde bulunduğu, bu girişim sonucunda aralarında Kaşif Kozinoğlu’nun da bulunduğu şahısların aldıkları diplomaların sahte olduğunun Büyükelçiliğe bildirildiği, o tarihte Dışişleri Bakanlığı İstihbarat Genel Müdür Yardımcısı olan, şimdi ise Taşkent Büyükelçisi olan Sn. Kemal Asya’nın, cevabın olumsuz olduğunu öğrenmesi üzerine yazının geciktirildiği veyahut yazı cevabının gönderilmemesi için girişimlerde bulunulduğu yolundaki iddia ve değerlendirmelerin gerçeklik payı nedir?

Bütün bu değerlendirmelerden sonra, Kaşif Kozinoğlu’nun resmi kayıtlarda görünen tahsil durumu nedir? Adı geçenin Harp Okulu mezuniyeti dışında, herhangi bir fakülte veya yüksekokuldan mezun olduğuna dair kayıtlara intikal eden herhangi bir belge mevcut mudur? Adı geçenin bu yolda kayıtlara intikal eden bir beyanı var mıdır?

3- Kriptoda isimlerinin geçtiği ifade edilen 20 kişi hangi kurumlarda çalışmaktadır? Bu kişilerin tamamı MİT bünyesinde mi çalışmaktadır?

Bu diplomaların sahte olduğu yolunda herhangi bir bilgiye ulaşılmış ise, ilgili kişiler hakkında idari ve adli süreç başlatılmış mıdır?

Kriptoda isimleri geçen bu kişilerle ilgili bilgilerin kamuoyuna açıklanması aşamasında, ‘devlet sırrı’ olarak değerlendirilebilecek herhangi bir unsur var mıdır?”

Soru önergesi bu...

9 Mart 2005 tarihinde 7/5358 Esas No’lu soru önergesine dönemin Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül’ün yanıtı 22 Nisan 2005 tarihinde verildi:

“Özbekistan’daki yüksek öğretim kurumlarından mezun olduklarını beyan eden sekiz kişinin devamlı öğrenci olarak Özbekistan’da öğrenim görüp görmediklerinin YÖK Başkanlığı tarafından soruşturulması üzerine, keyfiyet Taşkent Büyükelçiliğimizce Özbek makamları nezdinde araştırılmıştır. Bu sekiz kişiden biri olan Kaşif Kozinoğlu adlı vatandaşımızla ilgili olarak Özbekistan Dışişleri Bakanları aracılığıyla alınan yanıtta, Kaşif Kozinoğlu’nun Taşkent Devlet Teknik Üniversitesi’nde öğrenim görmediği, adıgeçene yüksek lisans diploması verilmediği ve Kozinoğlu tarafından belirtildiği gibi D1 NO 000521 sayılı bir diplomanın üniversite kayıtlarında bulunmadığı belirtilmiştir.

Taşkent Devlet Teknik Üniversitesi’nde bahsekonu yüksek lisans diplomasının verildiğine dair bir kayda rastlanmadığı, YÖK Başkanlığı’na yazılı olarak da iletilmiş bulunmaktadır.”

Özetle Abdullah Gül de, Kozinoğlu’na yönelik taarruza ateş taşımıştır.

Bunlar yaşanırken, yani Kozinoğlu üzerinden MİT’e yönelik bu saldırıya soruşturma izni vermeyen isim ise dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’dır.


DEVAM EDECEĞİZ...