Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Antalya NEST Kongre Merkezi'nde 77. Uluslararası Uzay Kongresi Açılış Töreni'nde yaptığı açıklamalarda uzaya yönelik ilginç mesajlar verdi. Türkiye’nin başta Ay olmak üzere uzaydaki çalışmalarıyla ilgili önemli bilgiler aktaran Erdoğan’ın, bazı ülkelerin uzayı silahlandırdığını söyleyerek şu vurguları yaptı:

“Bizim ilkemiz şudur. Uzay yarışı birkaç ülkenin kendi arasında yürüttüğü bir mücadele olamaz. Böyle olmamalı. Böyle görülmemelidir. Aynı şekilde uzay, önden gidenin el koyduğu bir ganimet de değildir. Özellikle uzayı silahlandırmak ve burayı silahlanma yarışının aracı hâline getirmek fevkalade yanlıştır. Dahası tehlikelidir. İnsanlığın ortak geleceğine yönelik aleni bir tehdit oluşturmaktadır. Bunun son dönemde yaygınlık kazandığını görüyor ve doğru bulmuyoruz. Türkiye olarak uzayın imkânlarından daha fazla ülkenin yararlanmasını istiyoruz.”

Erdoğan’ın bu vurgusu, birilerince belki espri konusu yapıldı ama aslında Cumhurbaşkanı yıllar öncesinden, geleceğe yönelik bir uyarı yapmakta son derece haklı.

Şöyle ki;

Son yıllarda özellikle ABD’nin uzayı silahlandırdığını bizzat ABD’li komutanlar açıkladı.

Detaylandıralım.

ABD Başkanı Donald Trump imzalı, 18 Aralık 2025 tarihli Başkanlık Kararnamesi’nde ABD’nin uzaya nükleer dahil olmak üzere silah ve füze sistemleri yerleştirmesi talimatı yer alıyor. Örneğin, kararnamenin 2’nci maddesinin 7’nci fıkrasında şu ifade yer almakta:

“ABD'nin uzay çıkarlarına yönelik tehditleri, çok alçak Dünya yörüngesinden ve Ay yörüngesi çevresindeki uzaydan tespit etme, nitelendirme ve bunlara karşı koyma yeteneğinin sağlanması, buna uzaya nükleer silah yerleştirilmesi de dahildir;...”

ABD Uzay Komutanlığı (SPACECOM) Başkanı ve Uzay Kuvvetleri Generali Stephen Whiting, 12 Ağustos’ta Huntsville, Alabama'da düzenlenen yıllık Uzay ve Füze Savunma (SMD) Sempozyumu'nda yaptığı konuşmada, yörüngede ve/veya atmosfer içinde hem kinetik olmayan hem de kinetik seçenekleri içeren yeni "entegre uzay ateşi" yetenekleri üzerinde çalışma yapıldığını söyledi. Whiting, konuşmasında şunları söyledi:

“Uzayda güvenli bir liman yok. Siper kazamazsınız veya kalkan inşa edemezsiniz. Uydularımız sürekli veya tahmin edilebilir bir şekilde rakibin silahlarının angajman bölgesindedir. Ve insanlık tarihindeki en yüksek performanslı, en mükemmel uyduları inşa edebiliriz, ancak kırılgan, hedef alınabilir destekleyici altyapıya bağlılarsa, performansları bir sonraki savaşın ilk gününde sıfıra düşecektir.”

SPACECOM başkanı ayrıca şunları söyledi: “Uzay varlıklarımız, müşterek kuvvetin geri kalanı gibi ateş etmeli, hareket etmeli ve iletişim kurmalıdır ki, uzay varlıklarımız da müşterek kuvvetin ateş etmesini, hareket etmesini ve iletişim kurmasını sağlayabilsin. Kısacası, uzay, müşterek kuvvetin savaşma yeteneğini güçlendirmek ve düşmanlarımızın bunu yapma yeteneğini zayıflatmak için müşterek kuvvet gibi savaşmalıdır.”

SPACECOM Komutan Yardımcısı olan ABD Ordusu Korgenerali Rick Zellmann da, panel sırasında şunları söyledi: “Eğer size hizmet sağlayan 10.000 uydunuz varsa, elbette 10.000 uyduya doğrudan yükselen ASAT (Dünya atmosferi içinden ateşlenen uydu karşıtı önleyici füzeler) ile saldırmaya çalışmayacaksınız. Düşmanlarımızı bu şekilde 10.000 uyduyu vurmaya teşvik ediyorum. Sanmıyorum ki bunu yapsınlar. Bu nedenle, tıpkı bizim yaptığımız gibi, hedefleme uzmanlarımız da birden çok uyduyu vurabilecekleri çeşitli noktaları bulmaya çalışacaklar.”

Bu açıklamalardan yaklaşık bir ay sonra, 14 Eylül sabahı, ABD Hava Kuvvetleri Sekreteri Troy Meink’in açıklamaları herkesi şok edici nitelikteydi. Meink, ABD’nin uzaydaki çıkarlarını korumak için şu anda yörüngede konuşlandırılmış silahlar olduğunu açıkladı.

"Bugün, nerede olurlarsa olsunlar, gelişen tehditlerin zorluklarıyla başa çıkmaya hazır olduğumuzdan emin olmaya devam ediyoruz. Bu nedenle Amerika Birleşik Devletleri artık, ortak kuvveti düşman rakiplerden koruyabilecek yörünge uzay gözetleme yeteneklerine sahip.”

Silahın türü hakkında ayrıntılı bilgi vermeyen Meink, “Hava üstünlüğünde olduğu gibi, uzayda da üstünlüğümüzü korumamız gerekiyor, çünkü bu operasyonlarımız, askeri, ekonomik ve sivil faaliyetlerimiz için giderek daha önemli hale geliyor” diye konuştu.

ABD’li uzmanlar ise bu açıklamalardan şaşkın olduklarını dile getiriyor. Defense One sitesinin haberinde yer alan bilgilere göre, bu açıklamaların, Rusya ve Çin’e de “Siz de silahlanabilirsiniz” demek olduğunu, bunun da uzay ve dünya güvenliği için çok olumlu olmayacağını dile getiriyor.

Rusya ve Çin de hareketli

Bu noktada Çin ve Rusya’nın ne yapabileceği de tartışmalara ekleniyor.

ABD merkezli Secure World Foundation (Güvenli Dünya Vakfı-SWF)’in bir raporuna göre, Rusya ve Çin, uzay silah sistemlerinde ABD’yi geride bırakmıştı. Vakfın, 2 Nisan 2024'te yayınladığı rapor, uzay karşıtı savaş teknolojilerini, yani esasen uzay silahlarını inceliyor. Raporda, Rusya ve Çin'in düşman uydularını imha edebilecek veya devre dışı bırakabilecek elektronik karşı önlemler geliştirme konusunda önemli ilerleme kaydettiği belirtiliyor. Bunlar arasında elektronik karıştırma sistemleri ve lazer veya mikrodalga kullanan yönlendirilmiş etkili silahlar yer alıyor.

Rapora göre ayrıca, Rusya ve Çin, yörüngedeki uzay araçlarına yakın manevra yapabilen ve yakından izleme veya saldırı yapabilen gelişmiş gözetleme uyduları aracılığıyla uzay gözetleme yeteneklerini artırdılar. Uzay silahları geliştiren ülkeler arasında Rusya eş düzlemli yörünge uydularında, Çin ise doğrudan fırlatma yörünge uydularında lider konumdadır.

Raporda, Rusya'nın 2013-2023 yılları arasında uzay güvenliği yeteneklerini önemli ölçüde artırdığı belirtiliyor. Aynı zamanda, Çin'in programı ABD'nin üstünlüğüne karşı koyma ve kendi etkisini artırma arzusundan kaynaklanıyor. Pekin, olası çatışmalar durumunda ABD uzay sistemlerini etkisiz hale getirecek teknolojiler geliştiriyor. Ancak, raporun yazarlarının da belirttiği gibi, Çin'in uzay aracı yeteneklerini saldırgan bir şekilde mi yoksa sadece bir düşmanı caydırmak için mi kullanmayı amaçladığı belirsiz.

Özetle Cumhurbaşkanı, tüm insanlığa ait olması vurgusu yaparak, uzaydaki bu silahlanmanın dünyaya olumlu yansımayacağı konusunda haklı olarak uyarıda bulunuyor. Aynen “Dünya 5’ten büyüktür” uyarısı gibi...