Ceyhun Bozkurt anlattı: ABD Irak’tan çekiliyor, Irak'ta ve bölgede güç dengeleri nasıl değişecek?

Ceyhun Bozkurt, Görüş Alanı programının yeni bölümünde ABD’nin Irak’tan çekilmesini, ülkedeki gayriresmi silahlı grupların silahsızlandırılma sürecini ve oluşan güvenlik boşluğunda Türkiye ile İran’ı karşı karşıya getirmek isteyen tehlikeli senaryoları ayrıntılarıyla analiz etti.


Görüş Alanı programının yeni bölümünde Ceyhun Bozkurt, ABD askerlerinin Irak’tan çekilmesini, ülkedeki gayriresmi silahlı grupların entegrasyon sürecini ve oradaki güvenlik boşluğunun bölgesel dengelere olası etkilerini tarihsel bir perspektifle değerlendirdi.

30 yıllık ABD varlığının sonu ve tarihsel arka plan

ABD’nin Irak’taki askerî varlığının sanılanın aksine 2003’te değil, 1990’ların başında "Kalkık Horoz" operasyonu ve Çekiç Güç ile başladığını belirten Ceyhun Bozkurt, yaklaşık 30 yılı aşkın süren bu dönemin artık sona ermekte olduğunu ifade etti. Çekiç Güç bünyesinde ABD, İngiltere, Fransa ve Türkiye’nin yer aldığını hatırlatan Bozkurt; İran-Irak Savaşı ve Halepçe katliamı sonrası bölgede oluşan kaotik ortam üzerinden ABD ve İsrail’in bölgeye yerleştiğini aktardı. Şehit Eşref Bitlis ve silah arkadaşlarının Çekiç Güç üzerinden yürütülen ABD planlarına karşı vaktiyle ciddi bir mücadele verdiğini hatırlatan Bozkurt, 2003 işgalinde ABD ve müttefiklerinin Irak’ın tüm zenginliklerine çöktüğünü, dev küresel petrol şirketlerinin tek bir sahadan yıllık 1,5 milyar sterlin gibi devasa gelirler elde ettiğini vurguladı.

İşgal sürecinde Iraklı vatanperverlerin Şii ve Sünni ayrımı gözetmeksizin direndiğini ancak emperyalist güçlerin ve Mossad gibi gizli servislerin kışkırtmalarıyla mezhep geriliminin tırmandırıldığını aktaran Bozkurt, Tahran yönetiminin politikalarını da eleştirdi. Saddam Hüseyin'in idam edilirken bile dikkat çektiği noktalara değinen Bozkurt, İran’ın ABD işgaline doğrudan karşı durmak yerine işgal sonrasında kendi etki alanını genişletmeye odaklandığını belirtti. Bu mezhepçi ve yayılmacı anlayışın bölgedeki fay hatlarını derinleştirerek Irak'ı fiilen parçalı bir yapıya sürüklediğini ifade eden Bozkurt, işgal anayasasının mimarlarından birinin de daha sonra Suriye'de karşımıza çıkan ve "günümüzün Lawrence'ı" olarak adlandırılan Brett McGurk olduğuna dikkat çekti.

2011 sonrası ABD'nin dönüşü, DEAŞ projesi ve Türkiye'nin Fırat Kalkanı hamlesi

2009'da Obama döneminde maliyetler ve direniş nedeniyle ABD'nin çekilme kararı aldığını ancak 2011'de bir anda ortaya çıkarılan DEAŞ bahaniyle ABD askerî varlığının bölgede yeniden tahkim edildiğini ifade eden Bozkurt, Anadolu Ajansı verilerine göre ABD'nin Harir, Erbil, Kayarra, Kabil, Beled, Taci, Bağdat Havalimanı (Victoria), Habaniye ve Ayn ül-Esed olmak üzere 9 üssün bulunduğunu hatırlattı. DEAŞ projesinin bölge halklarını (Türk, Kürt, Arap, Fars) birbirine kırdırma amacı taşıdığını vurgulayan Bozkurt, DEAŞ'a ilk ve en ağır darbeyi 24 Ağustos 2016'da Fırat Kalkanı Harekâtı ile Türkiye'nin indirdiğini kaydetti. Çatışmalardan ve otorite boşluğundan faydalanan PKK ve PYD gibi terör örgütlerinin de emperyalistlerce beslendiğini ifade eden Bozkurt, Türkiye’nin sınır ötesi operasyonlarının Birleşmiş Milletler Sözleşmesi'nden doğan meşru savunma hakkına ve Irak'ın resmî ordusunun sınırlarında egemenlik sağlayamamasından kaynaklanan güvenlik zorunluluğuna dayandığını dile getirdi.

Özerk silahlı grupların geleceği, Bağdat'ın silah tekeli ve Başika Anlaşması

Irak'ta tek bir resmi ordunun bulunması gerekirken Haşdi Şabi, Peşmerge ve İran destekli özerk grupların varlığının ciddi istikrarsızlık yarattığını aktaran Bozkurt; 80. Alay, Babil Tugayı, Bedir Tugayı, Nujaba, Katayib Hizbullah, Katayib el-İmam Ali ve Asaib Ehlil Hak gibi grupların silahsızlandırılması ya da orduya entegrasyonu sürecinin çetin geçtiğini ifade etti. Bağdat yönetiminin ve Şii Koordinasyon Çerçevesi’nin silahları devlet kontrolüne alma adımları kapsamında silahsızlanma takviminin kademeli olarak 30 Haziran 2027’ye uzatıldığını aktardı. Cumhurbaşkanı’nın Birleşmiş Milletler temasları sırasında gündeme gelen Başika Üssü’nün Irak ordusuna devri konusundaki anlaşmaya da değinen Bozkurt, Türkiye’nin 2015'ten bu yana DEAŞ'la mücadele ve yerel unsurları eğitme misyonunu başarıyla yürüttüğünü, Bağdat'ın egemenliğini sağlama adımlarını destekleyerek Başika'yı Irak ordusuna devretme kararı aldığını hatırlattı.

ABD Hava Savunmasını çekti: "Türkiye ve İran karşı karşıya getirilmek istenebilir"

ABD ve İtalyan güçlerinin çekilmesiyle bölgede devasa bir güvenlik ve hava savunma boşluğunun doğacağını vurgulayan Bozkurt, kritik uyarılarda bulundu. Bölgedeki grupların İsrail ve ABD hedeflerine yönelik gerçekleştirdiği dron ve füze saldırılarının %95’inin ABD koalisyonuna ait hava savunma sistemlerince engellendiğini, ancak ABD'nin çekilirken bu sistemleri de beraberinde götürdüğünü belirtti. Hava savunmasız kalan bölgede Irak Türkmenleri, Kürt bölgesel yönetimi ve yerel halkın provokasyonlara açık hale gelebileceğini ifade etti. ABD’nin çekilme hamlesinin arkasında Türkiye ile İran’ı Irak sahasında karşı karşıya getirme planlarının yatıyor olabileceğine dikkat çeken Bozkurt, Türk devlet aklının bu tehlikeli senaryolara karşı sağduyulu bir strateji izlediğini belirtti. Bozkurt, Ortadoğu’daki tüm krizlerin başlangıç noktasının Irak olduğunu ve önümüzdeki dönemde de bölgenin kaderini belirleyecek en kilit merkez üssünün Irak olacağını vurgulayarak değerlendirmesini tamamladı.

Yorumlar

0

Henüz yorum yapılmamış

Bu içerik hakkında ilk yorumu siz yapın!