Yunanistan'dan Kaz Kayalıkları'nı işgal girişimi: 176 ada, adacık ve kayalık kime ait?

Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, Pusula programının yeni bölümünde Yunanistan'ın Kas kayalıklarına bayrak çizerek başlattığı provokasyonu deşifre etti. Bitişik ada statüsünde olmayan Kas kayalıklarının hukuken Türk adası olduğunu belirten Yaycı, Dışişleri Bakanlığı’nın EGAYDAK listesini acilen resmi olarak açıklaması gerektiğini vurguladı.


Haber365 YouTube kanalında yayınlanan Pusula programının yeni bölümünde Seda Ateşoğlu’nun sorularını yanıtlayan Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, Yunanistan'ın Rodos açıklarındaki Kas kayalıklarına bayrak çizerek başlattığı propagandayı ve Ege'de Egemenliği Anlaşmalarla Yunanistan'a Devredilmemiş Ada, Adacık ve Kayalıklar (EGAYDAK) konusunu masaya yatırdı. Fiili durum yaratma çabalarına karşı Türkiye'nin acilen resmi EGAYDAK listesini açıklaması ve hukuki adımlar atması gerektiğini vurgulayan Yaycı, stratejik uyarılarda bulundu.

"Bir kaya parçası deyip geçmeyin, bir ilçe büyüklüğündedir!"

Yunanistan'ın Rodos adasının 4.2 mil açığında bulunan Kas kayalıklarına bayrak çizerek başlattığı propagandayı değerlendiren Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, konunun arka planını ve deniz hukukundaki karşılığını şu sözlerle açıkladı:

"Kas kayalıkları denilen kayalık... Yunanlar buna 'Hina Kayalıkları' (Hina Rocks) diyorlar, biz 'Kaz Kayalığı' diyoruz. İsmi de resmen Türkçe, Türkçe koyulmuş bir isim. Rodos adasının 4.2 mil açığında bulunan bir kayalık. Şimdi bazı seyircilerimiz şöyle diyebilirler: 'Ya Amiralim, bir tane kayalık için ne abartıyorsun?' diyebilirler. Şimdi öyle değil. Neden öyle değil? Çünkü deniz hukukunda suyun üstünde iğne ucu kadar baş gösteren bir kaya parçası bile, oradaki kara suları neyse —ki Ege'de kara suları 6 mil yani yaklaşık 11 kilometre— o yarıçaptaki alanı ilgili ülkenin egemenlik toprağı yapar. Bu son derece önemli bir şeydir. Bir kaya parçasını sadece bir kaya parçası olarak görmemek lazımdır; etrafındaki deniz alanıyla birlikte neredeyse köyleriyle birlikte Gemlik ilçesi büyüklüğündedir."

"Kaya parçası deyip geçmeyin: Kas Kayalıkları hukuken bir adadır"

Kas kayalıklarındaki Yunan bayrağının varlığından haberdar olma sürecini anlatan Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, Ege'deki egemenlik tartışmalarına dair şu açıklamaları yaptı:

"Şimdi ben bu yayınlarda bu konuları dile getirirken, kitaplar yazarken EGAYDAK (Ege'de Egemenliği Anlaşmalarla Yunanistan'a Devredilmemiş Ada, Adacık ve Kayalıklar) konusundan çok rahatsız oluyorlar. EGAYDAK dediğimiz yapı; egemenliği anlaşmalarla Yunanistan'a devredilmemiş ada, adacık ve kayalıklardır. Bunun sayısı 152 gruptur, adetsel olarak bakıldığında ise şu anda 176 adettir. İşte bu Kas Kayalığı da bunlardan bir tanesiydi. Kas Kayalığı dediğimiz yer, Rodos'un Akdeniz'e bakan yüzünde, 4.2 mil açığında bulunan bir yerdir. Aslında burası bir adadır. Deniz hukukundaki karşılığı ve ifadesi tamamen adadır; 'kayalık' filan deyip küçümsememek lazım. Denizde suyun üzerine baş gösteren her kara parçası bir adadır. Kaz Adaları'na Yunan bayrağı çizildiğini ve Yunanistan'ın burayı sahiplendiğini bana Yunanlar gönderdikleri hakaret dolu e-postalarla bildirdiler.

Benim hazırladığım EGAYDAK haritasını ve kitaplarımı ekleyip, 'Sen ne dersen de, biz buraya bayrağı çizdik, sahipleniyoruz. Biz Sevilla Haritası'nı çizerken seneler önce zaten bu Kas kayalıklarını esas almıştık' diyerek mailler gönderdiler.

Konuyu araştırdığımda, Rodos Belediyesi'nin 2001 yılında burayı kendi sınırları içerisine dahil ettiğini gördüm. Bu durum iktidar veya muhalefet meselesi değil, bütüncül ve kurumsal bir takip eksikliğidir. Yunanistan kendi iç hukukunda 'Ben yaptım oldu' diyerek sınırlarını genişletiyor."

"Kas Kayalıkları hukuken Türk adasıdır"

Kas kayalıklarının (Kaz Adası) hukuki statüsünü anlaşmalar üzerinden tek tek açıklayan Yaycı, adanın Yunanistan'a devredilmediğini şu sözlerle aktardı:

"Ege'deki adaların elden çıkışı Cumhuriyet veya Lozan ile değil, Balkan Savaşları (1911-1913) sonrasındadır. İtalya'nın 'Ben bunları geçici olarak kullanacağım, sonra sana iade edeceğim' deyip iade etmemesiyle başlayan bir süreçtir. Bana hiç kimse tarih bilmeden bir şey söylemesin; kimse Cumhuriyet’i ve Lozan’ı suçlamaya kalkmasın! 1923 Lozan Antlaşması ile bu fiili elden çıkış teyit edilmiştir. Lozan Antlaşması’nın 15. maddesinde İtalya’ya devredilen Menteşe Adaları tek tek sayılmıştır: Rodos, Herke, Kerpe, Kaşot, İlyaki, İncirli, Kilimli, İleryos, Batnos, Lipsi, Sönbeki, İstanköy, Astrapalya ve bunların 'bitişik adacıkları' ile Meis.
Burada çok önemli bir detay var: Meis’in bitişik adacıkları verilmemiş, diğerlerinin bitişik adacıkları verilmiştir. Peki 'bitişik adacık' ne demektir? O dönemde karasuları 3 mil olduğu için, adaların 3 mil sınırı içerisinde kalan adacıklar 'bitişik ada' sayılmıştır.

Şimdi soruyorum: Kas Kayalığı, Rodos adasının bitişik adacığı mıdır, değil midir? Eğer bitişik adası olsaydı 3 mil sınırının içinde yer alması gerekirdi. Ancak Kas Kayalığı Rodos'a 4.2 mil mesafededir. Dolayısıyla 3 milin dışında kaldığı için devredilen adalar statüsünde değildir ve devredilmemiştir. Hukuken durum bu kadar nettir.

Biri çıkıp 28 Aralık 1932'deki Türkiye-İtalya arasındaki çalışmayı öne sürebilir. O dönem sınırları belirlemek için teknik bir çalışma yapılmış ancak bu metin Meclis'te onaylanmamıştır. Bir uluslararası metin Meclis'ten geçip onaylanmadıkça geçerlilik kazanmaz. Dolayısıyla 1932 Protokolü'nün hukuken hiçbir geçerliliği yoktur.

Sonuç olarak; 3 mil sınırının dışında kaldığı için İtalya'ya devredilmemiştir. İtalya'ya devredilmediği için de 1947 Paris Barış Antlaşması ile İtalya'dan alınıp Yunanistan'a devredilen adalar arasında yer almamıştır. Kas Kayalığı net bir şekilde Türk adasıdır."

"Yunan medyası tedirgin: 'Cihat Yaycı bizi hukukla köşeye sıkıştırıyor'"

Yunan medyasının ve analistlerinin Pusula programını ve Türkiye'deki hukuki söylemleri yakından takip ettiğini belirten Yaycı, Yunan basınında çıkan haberlere dikkat çekti:

"Yunan medyasında hakkımda ciddi saldırılar var. 'Mavi Vatan'ın, Libya anlaşmasının mimarı olan bu adam çok tehlikeli, çünkü konuşmalarını tamamen hukuk zemininde yapıyor; harita, anlaşma ve uluslararası hukuk örnekleriyle bizi köşeye sıkıştırıyor' diye yazıyorlar. Bizim tek taraflı olarak haklıyız, Türkiye haksız, hukuken hakkımızdır vs. söylemlerine karşı o hukuku ön plana çıkartıyor ve bizim haksız olduğumuzu, Türkiye'nin neden haklı olduğunu hem harita koyuyor, hem anlaşma koyuyor, hem gerekçe koyuyor, hem dünyadan örnekler veriyor, bizi köşeye sıkıştırıyor diyorlar.

Demek ki hukuk çok önemli bir şey. Benim ağzımdan hiçbir zaman 'Biz üç günde bilmem nereye gideriz, şöyle vururuz, böyle çakarız' lafını duymadınız, duyamazsınız. Ben olayın her zaman hukuki zeminde yürütülmesi taraftarıyım. Hukuk ve diplomasinin işlemediği, artık çaresiz kalındığı noktada askeri güç kullanılabilir. Ama önce diplomasiyi ve hukuku bütün yönleriyle kullanmalıyız. Hukuk ve diplomasi, gerektiğinde kullanılacak askeri güce de meşru bir zemin ve gerekçe oluşturmalıdır."

Dışişleri Bakanlığı'na Çağrı: "EGAYDAK listesi resmi olarak açıklanmalı"

Türkiye'nin kararlı bir duruş sergilemesi için devletin elindeki listeleri resmi olarak ilan etmesi gerektiğini vurgulayan Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, sözlerini şöyle tamamladı:

"1998 yılında devletin en üst düzey talimatıyla yaklaşık 40 kişilik bir bilim heyeti çalıştı ve Ege'de egemenliği devredilmemiş 152 grup (şu an 176) adacık ve kayalık tespit edildi. Ancak Dışişleri Bakanlığı bu listeyi resmi olarak açıklamadı.

Liste açıklanmayınca Ege'de görev yapan gemi komutanımız veya F-16 pilotumuz, 'Burası EGAYDAK mı değil mi?' tereddüdünde kalıyor ve oradan geçmeyebiliyor. Geçmediğimiz an, orayı fiilen Yunanistan'a terk etmiş oluyoruz! Dışişleri Bakanlığı bu listeyi derhal resmi olarak açıklamalı ve Yunanistan'a 'Bunların statüsünü netleştirmeden hiçbir konuyu konuşmayız' demelidir.

Adamlar kaya parçasına bayrak çiziyorsa, biz de ekiple gidip Türk bayrağı çizeceğiz. Çevre projeleri ve akademik çalışmalarla orada varlık göstereceğiz. Yunanistan çevre politikalarını sinsi bir şekilde egemenlik tesisi için kullanıyor, biz de aynısını sahada uygulamalıyız."


Yorumlar

0

Henüz yorum yapılmamış

Bu içerik hakkında ilk yorumu siz yapın!