Haber365 YouTube kanalında yayınlanan Görüş Alanı programında Ceyhun Bozkurt, ABD ve İsrail'deki siyasi gelişmeleri değerlendirdi. Trump'ın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'ya yönelik desteğine dikkat çeken Bozkurt, ABD'deki seçim sonuçlarının Cumhuriyetçi Parti üzerindeki etkilerini ve 2028 başkanlık seçimleri öncesinde öne çıkan isimleri değerlendirdi.
Trump'ın desteği Netanyahu'ya nasıl yansıdı?
İsrail'deki seçim sonuçlarını değerlendiren Bozkurt, Netanyahu liderliğindeki bloğun 120 sandalyeli parlamentoda 53 milletvekili çıkardığını, bunların 27'sinin Likud Partisi'ne ait olduğunu belirtti.
Hükümet kurmak için 61 milletvekili gerektiğini hatırlatan Bozkurt, Netanyahu'nun tek başına çoğunluğu sağlayamadığını ancak seçim öncesinde Trump'tan aldığı desteğin dikkat çekici olduğunu söyledi.
Bozkurt, "Trump kendi ülkesinde kaybetti. İsrail'de kazandı." ifadelerini kullanarak, Netanyahu'nun seçimlerden önce anketlerde geride olmasına rağmen Likud'un birinci parti konumuna geldiğini anlattı.
Trump'ın seçim sürecinde Netanyahu'ya açık destek verdiğini belirten Bozkurt, ABD ile İsrail arasındaki ilişkilerin seçim sonuçları üzerindeki olası etkilerine değindi.
Arap partileri hükümet denkleminde
İsrail'de hükümetin kurulması açısından Arap partilerinin önemli bir konuma geldiğini belirten Bozkurt, Ortak Liste ve Raam Partisi'nin toplam 19 milletvekiliyle parlamentodaki dengeleri etkileyebileceğini söyledi.
Netanyahu karşısındaki muhalefet bloğunun da tek başına hükümet kurabilecek çoğunluğa ulaşamadığını ifade eden Bozkurt, Arap partileriyle kurulabilecek iş birliğinin yeni hükümetin oluşumunda belirleyici olabileceğini anlattı.
Muhalefetin Arap partileriyle uzlaşamaması halinde yeniden seçim ihtimalinin gündeme gelebileceğini belirten Bozkurt, böyle bir sürecin Netanyahu'nun siyasi konumunu da etkileyebileceğini değerlendirdi.
Bozkurt, Netanyahu ile Gadi Eisenkot'un Filistin politikaları arasında temel hedefler bakımından büyük farklılıklar bulunmadığını savunarak, ayrışmanın daha çok izlenen yöntemlerde ortaya çıktığını söyledi.
ABD'deki seçim sonuçları Trump'ı nasıl etkiledi?
ABD'de yapılan seçimlere de değinen Bozkurt, Cumhuriyetçilerin Temsilciler Meclisi ve Senato'da önemli kayıplar yaşadığını belirtti.
Trump'ın Amerikan milliyetçiliğini öne çıkaran söylemlerinin seçmen üzerinde beklenen etkiyi oluşturmadığını savunan Bozkurt, Cumhuriyetçilerin geleneksel olarak güçlü olduğu bölgelerde de Demokratların destek kazandığını ifade etti.
Seçim sonuçlarının Trump'ın siyasi gücünü etkilediğini belirten Bozkurt, "Trump'ın yediği darbe, Cumhuriyetçilerin yediği darbe büyük bir darbe." dedi.
Bozkurt, ABD'deki sonuçlarla İsrail seçimlerini karşılaştırarak Trump'ın kendi ülkesinde yaşadığı siyasi kayıplara karşın Netanyahu'nun seçimlerdeki konumunu güçlendirdiğini değerlendirdi.
JD Vance'in dört mesajı
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance'in seçim sonuçlarına ilişkin değerlendirmelerine de değinen Bozkurt, Cumhuriyetçilerden uzaklaşan seçmenlerin yeniden kazanılması için dört konunun öne çıktığını söyledi.
Bozkurt, bu talepleri İran'la savaşın sona erdirilmesi, yaşam maliyetlerinin düşürülmesi, Amerikan çıkarlarına öncelik verilmesi ve İsrail ile ilişkilerin yeniden düzenlenmesi olarak sıraladı.
Vance'in mesajlarını değerlendiren Bozkurt, "Savaşı bitir. İki, yaşam maliyeti ve enflasyona odaklan." sözleriyle seçmenlerin ekonomik ve dış politikaya ilişkin beklentilerini aktardı.
Bozkurt, Vance'in İsrail ile ilişkilerde eşitlik temelinde bir yaklaşımı savunduğunu belirterek, bu tutumun Cumhuriyetçi Parti içindeki farklı dış politika anlayışlarını da ortaya koyduğunu ifade etti.
2028 seçimlerinde Vance ve Rubio ayrışması
Cumhuriyetçi Parti'nin 2028 başkanlık seçimlerinde gösterebileceği adaylara ilişkin de konuşan Bozkurt, JD Vance ve Marco Rubio'nun öne çıkan iki isim olduğunu söyledi.
Vance'in "Önce Amerika" yaklaşımını benimsediğini, Rubio'nun ise İsrail ile ilişkiler ve ABD'nin dış müdahaleleri konusunda farklı bir çizgi izlediğini belirten Bozkurt, iki isim arasındaki ayrışmanın gelecek dönemde daha fazla gündeme gelebileceğini değerlendirdi.
Bozkurt, Vance'in seçim sonuçları üzerinden verdiği mesajların 2028 başkanlık yarışı açısından da ele alınabileceğini ifade ederek, "2028 başkanlık seçimlerinde bir anlamda seçim kampanyasını mı başlatıyor?" sorusunu yöneltti.
ABD siyasetindeki gelişmelerin yalnızca Demokratlar ile Cumhuriyetçiler arasındaki rekabetle sınırlı olmadığını belirten Bozkurt, Cumhuriyetçi Parti içinde de dış politika ve İsrail ile ilişkiler konusunda yeni tartışmaların yaşanabileceğine işaret etti.
Henüz yorum yapılmamış
Bu içerik hakkında ilk yorumu siz yapın!