Haber365'te yayımlanan Pusula programında Seda Ateşoğlu'nun sorularını yanıtlayan Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, Türk dünyasını hedef alan küresel girişimlere ilişkin değerlendirmelerini paylaştı. Türk Devletleri Teşkilatının Ankara'da düzenlenen 13. Zirvesi'ne Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in katılmaması üzerinden başlayan tartışmalara değinen Yaycı, Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinin korunması gerektiğini vurguladı.
Yaycı, Azerbaycan'ın İsrail ile ilişkileri ve başörtüsü düzenlemeleri üzerinden yürütülen tartışmaların iki ülke kamuoyunda karşılıklı tepkilere neden olduğunu belirtti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin Azerbaycan ile kardeşlik ilişkilerine yönelik açıklamalarını hatırlatan Yaycı, Aliyev'in zirveye katılmamasına gereğinden fazla anlam yüklenmemesi gerektiğini söyledi.
Türkiye-Azerbaycan ilişkilerine dikkat çekti
Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkilerin sıradan bir diplomatik ortaklığın ötesinde olduğunu belirten Yaycı, iki ülkenin birbirinden uzaklaşmasının Türk dünyasının bütünlüğünü de etkileyebileceğini ifade etti.
Yaycı, konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı:
"Azerbaycan ve Türkiye iki devlet tek millettir. Çok net. Ve Azerbaycan'la Türkiye'nin ilişkileri çok griftir. Biz dost falan değiliz. Biz kardeşiz. Aynı ailenin çocuğuyuz."
İki ülke arasındaki anlaşmazlıkların kamuoyu önünde büyütülmemesi gerektiğini söyleyen Yaycı, Erdoğan ve Aliyev'in sorunları doğrudan görüşebilecek yakınlıkta olduğunu belirtti. Yaycı, ilişkilerin zayıflamasından İsrail, ABD ve Rusya gibi ülkelerin yararlanabileceğini savundu.
Azerbaycan'a yönelik eleştirilerde bulunan bazı çevrelerin Batı Trakya Türklerinin karşılaştığı sorunlar konusunda aynı tutumu göstermediğini ileri süren Yaycı, Yunanistan'daki dinî özgürlükler ve Türk toplumunun hakları üzerinden yürütülen tartışmalara da değindi.
İsrail ve Zengezur Koridoru konusunda uyardı
Azerbaycan'ın İsrail ile ilişkilerini değerlendiren Yaycı, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki yakınlığın İsrail'in bölgedeki etkisini sınırlayan unsurlardan biri olduğunu savundu.
İki ülke arasındaki bağların zarar görmesi halinde Azerbaycan'ın İsrail ile daha yakın bir ittifaka yönelebileceğini ileri süren Yaycı, bunun İran ve Kafkasya başta olmak üzere bölgesel gelişmeleri etkileyebileceğini söyledi.
Zengezur Koridoru'nun geleceğine de değinen Yaycı, ABD'nin Ermenistan topraklarından geçen güzergâha yönelik girişimlerinin Türkiye ve Azerbaycan açısından stratejik sonuçlar doğurabileceğini savundu. Koridor üzerindeki Amerikan etkisinin artmasının bölgedeki dengeleri değiştirebileceğini belirtti.
Yaycı, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki güvenlik ve savunma iş birliğinin önemine işaret ederek Şuşa Beyannamesi'nin iki ülke açısından taşıdığı değeri vurguladı. Azerbaycan'ın Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne verdiği desteği ve Türk savunma sanayisine yönelik yatırımlarını da hatırlatan Yaycı, ilişkilerde yaşanabilecek bir krizin siyasi ve ekonomik sonuçları olacağını ifade etti.
Türk Devletleri Teşkilatının geleceğini değerlendirdi
Türk Devletleri Teşkilatının zayıflatılmasına yönelik girişimler bulunduğunu savunan Yaycı, Orta Asya ülkeleri arasında oluşturulan ayrı iş birliği mekanizmalarını değerlendirdi.
Türkiye ve Azerbaycan'ın Türk Devletleri Teşkilatının temel unsurları arasında bulunduğunu vurgulayan Yaycı, bu iki ülkenin dışarıda kaldığı bölgesel yapılanmaların teşkilatın etkisini azaltabileceğini ileri sürdü.
Yaycı, "Yüzlerce yıldır hayal ettiğimiz Türk Devletler Teşkilatı hayata geçmişken bunun içinin boşaltılması kimin işine yarar? Emperyalist güçlerin işine yarar." ifadelerini kullandı.
Türkiye'nin Mekke İttifakı ve Bedir Mutabakatı gibi savunma ortaklıklarına katılmasına da değinen Yaycı, bu girişimlerin Türk Devletleri Teşkilatından uzaklaşmaya neden olmaması gerektiğini belirtti. Azerbaycan'ın söz konusu savunma iş birliklerine dahil edilmesinin önemini vurgulayan Yaycı, Türkiye'nin dış politika ve güvenlik ortaklıklarında mezhep temelli ayrımlardan uzak durması gerektiğini savundu.
Rusya'nın katılımına ilişkin değerlendirme
Programda Rusya'nın Türk Devletleri Teşkilatına katılma ihtimalini de değerlendiren Yaycı, Moskova'nın bu yöndeki yaklaşımına temkinli bakılması gerektiğini söyledi.
Rusya'nın federasyon olarak katılma isteğine dikkat çeken Yaycı, teşkilatta yer alan Türkiye dışındaki asli üyelerin eski Sovyet cumhuriyetleri olduğunu hatırlattı.
Rusya'nın teşkilat içinde etkili bir konuma gelmesinin bu ülkelerin bağımsız karar alma süreçlerini etkileyebileceğini savunan Yaycı, şu soruları yöneltti:
"Rusya orada olursa, eski büyük abileri orada olursa o zaman Türk Devletler Teşkilatının bağımsızlığı ve özgün yapısı muhafaza edilebilir mi acaba? Yoksa Türk Devletler Teşkilatı sulanabilir mi? Sulandırılabilir mi?"
Yaycı, Türk kökenli toplulukların bulunduğu her devletin teşkilata dahil edilmesinin kuruluşun temel niteliğini değiştirebileceğini belirtti. Buna karşılık Suriye, Irak ve Balkanlar'daki Türk topluluklarının kurumsal yapılar aracılığıyla temsil edilmesi gerektiğini ifade etti.
Programın sonunda Türkiye-Azerbaycan ilişkileri üzerinden sosyal medyada yürütülen tartışmalara da değinen Yaycı, iki ülke halklarını karşı karşıya getirebilecek açıklamalara itibar edilmemesi çağrısında bulundu. Türk Devletleri Teşkilatının korunmasının gelecek nesiller açısından önem taşıdığını vurgulayan Yaycı, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki kardeşlik bağlarının zarar görmemesi gerektiğini belirtti.
Henüz yorum yapılmamış
Bu içerik hakkında ilk yorumu siz yapın!