Haber365 YouTube kanalında yayınlanan Pusula programında Seda Ateşoğlu’nun sorularını yanıtlayan Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, Doğu Akdeniz’in jeopolitik kaderini değiştiren ve 27 Kasım 2019’da imzalanan Türkiye-Libya Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılması Mutabakat Muhtırası’nın arkasındaki 10 yıllık zorlu ve meşakkatli süreci ilk kez bu denli kapsamlı bir şekilde gözler önüne serdi.
"2009'da herkes Mısır diyoru: 'Türkiye ile Libya'nın karşılıklı kıyısı var' diyen ilk ve tek kişi ben oldum"
Anlaşmanın temellerinin atıldığı 2009 yılına götüren Cihat Yaycı, o dönem devlet içindeki ezberleri nasıl bozduğunu şu çarpıcı sözlerle anlattı:
"Bu çok uzun, meşakkatli ve büyük bir gayret gerektiren süreçtir. 2009 yılında Kaddafi döneminde Libya bir münasır ekonomik bölge ilan etmişti. O dönem devlet içindeki çalışma grupları ve akademisyenler olaya A4 kağıdı üzerinden bakıyor, dünyanın bir küre olduğunu ve Türkiye'nin doğudan batıya dümdüz uzanmadığını, yaklaşık %22'lik bir enlem farkına sahip olduğunu göz ardı ediyorlardı. Yaptıkları ilk çalışmada sadece Mısır'la karşılıklı kıyımız olduğu iddia ediliyordu.
Ben ise Karadeniz'deki diagonal hatları, dünya küresini ve kıyı geometrisini hesaba katarak Türkiye ile Libya'nın karşılıklı kıyıları olduğunu savundum. Ekiptekileri ikna etmekte çok zorlandım, büyük bir dirençle karşılaştım. Başladım buna bilimsel bir makale yazmaya. 2009'da başladığım makaleyi 2010'da bitirdim ve Güvenlik Stratejileri dergisinin hakemlerinden onay aldı. 27 Kasım 2019'a kadar Libya ile karşılıklı kıyılarımız olduğunu benden başka yazan, söyleyen bir Allah'ın kulu yoktur, bulamazsınız!"*
"Kaddafi ziyareti öncesi yaşanan büyük panik ve Sayın Cumhurbaşkanımızın siyasi dehası"
Makale tamamlandıktan sonra dönemin Başbakanı olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a sunum yapıldığı anları ve Kaddafi ile buluşma perdesini anlatan Yaycı, o gece yaşananları şöyle aktardı:
"Komutanlarımın uygun görmesiyle bu projeyi en üst düzey toplantıda gündeme getirdik. Ben kendi karargahıma, akademisyenlere anlatırken zorlanırken, Sayın Cumhurbaşkanımız o zaman başbakanken konuyu hemen kavradı ve 'Bu anlaşma çok önemli, bunu yapmalıyız' dedi. Kaddafi'ye yapılacak ziyaret için hazırlık talimatı verdi. Haritaları, metinleri İngilizce, Türkçe ve Arapçaya çevirttik.
Trablus'a gitmek üzere uçuş saatini beklerken ziyaretin iptal edildiği haberi geldi. Başımdan aşağı kaynar sular döküldü. Komutanıma 'Siyasetçilerin kararı her an değişebilir, haritaları özel kaleme bırakalım' dedim. Ve hakikaten gece saatlerinde karar değişti, 'Libya'ya gidiliyor, gelin' dediler. Yetişmemiz imkansızdı. Ama Sayın Cumhurbaşkanımız haritaları ve metinleri bizzat yanına almış, Trablus'ta Kaddafi ile harita üzerinde konuyu görüşmüştü. Kaddafi de 'Tamam, bu bizim faydamıza, imzalayalım' demişti. Ancak dönüşte 1,5 ay sonra Libya'da iç savaş patladı, Kaddafi devrildi ve süreç inkıtaya uğradı. Bu tesadüf müdür, takdir ediyorum ki pek normal gelmiyor bana."
"Özdemir Bayraktar'ın teşviki ve siyasi iradeyle gelen tarihi adım"
2017'de Deniz Kuvvetleri Kurmay Başkanı olduktan sonra konuyu yeniden canlandırmak için yazdığı kitapları ve rahmetli Özdemir Bayraktar ile olan mesaisini anlatan Yaycı, imza aşamasındaki dönüm noktasını şu sözlerle vurguladı:
"2017'den sonra 'Libya Türkiye'nin Denizden Komşusudur' kitabını yazdım, makaleler kaleme aldım. Merhum Özdemir Bayraktar ile tanıştığımızda konuyu kendisine anlattım; kafasına yattı, kitaplarımın basılmasını teşvik etti ve konuyu Sayın Cumhurbaşkanımıza hatırlatmamız gerektiğini söyledi. Kamuoyu oluştu, Dışişleri'nde, üniversitelerde her yerde anlattık.
Ve nihayetinde, başka hiç kimsenin değil, Sayın Cumhurbaşkanımızın net iradesi ve talimatıyla 27 Kasım 2019'da bu anlaşma imzalandı. Fikir benden, hazırlık benden çıkmış olabilir; ancak o siyasi irade olmasaydı bu çalışma raflarda bekleyen on binlerce makaleden biri olurdu. Hayat veren o siyasi iradedir. 2019'daki Gölcük töreninde Sayın Cumhurbaşkanımız tüm Türkiye'nin önünde bu emeği tescilledi ve adımı anarak hakkımı teslim etti. İyi ki de söylemiş, çünkü sonradan herkes 'bu zaferde benim de payım var' yarışına girdi."
"Mavi Vatan Stratejisi: Libya bize %60 daha fazla deniz alanı kazandırdı"
Harita tasarımlarındaki stratejik detaylara ve mutabakat muhtırasının hukuki sağlamlığına değinen Müstafi Tümamiral Yaycı, şunları kaydetti:
"Zannediyorlar ki Filistin, İsrail, Lübnan ve Suriye kıyılarının olduğu haritayla olmayan harita farklı. İkisinde de Mavi Vatan 462.000 km² yazar. Ben bir strateji güttüm; önce Libya anlaşmasını hedefledim, diğerlerini geçici olarak sakladım. Libya anlaşması imzalandıktan sonra onları çıkaracaktım.
Anlaşmayı meşru Trablus hükümetiyle 'mutabakat muhtırası' olarak imzaladık çünkü Libya iç hukukuna göre Başkanlık Konseyi'nin onaylaması yeterliydi ve süreç hemen tamamlanıp 8 Aralık 2019'da doğrudan Birleşmiş Milletler'e kaydedildi. Hafter tarafındaki sözde Tobruk Meclisi'nin ve Akila Salih'in itirazları tamamen Yunan ve Rum kışkırtmasıydı. Hatta o Tobruk meclisi üyelerini Türk-Tex'te 4 saat boyunca ağırlayıp anlattım; 'Biz zannediyorduk ki deniz alanı kaybettik, meğer kazanmışız' dediler. Yunanistan'ın teklif ettiği alana kıyasla Libya bu anlaşmayla %60 daha fazla deniz alanı, yani 100.000 km² kazanmıştır!"
Doğu Akdeniz'e örülen "Türk Kalkanı"
Bu mutabakatın Doğu Akdeniz'deki stratejik anlamına son noktayı koyan Yaycı, sözlerini şu vurguyla tamamladı:
"Biz bu anlaşmayı yaparak Doğu Akdeniz'deki 189.000 km²'lik deniz alanımızın batı sınırını çizmiş ve doğusu bizimdir dedik. Bundan sonra Rum-Yunan ikilisinin kablo ve boru döşeme hayallerinin önüne aşılmaz bir duvar örüldü. Yunanlılar ve Rumlar bu anlaşma hattına ne diyor biliyor musunuz? 'Türk Kalkanı' diyorlar! Bir kağıt parçası gibi görünen bu mutabakat, Akdeniz'de jeopolitik bir kalkan oluşturmuş ve Türkiye'nin stratejik derinliğini tescillemiştir."
"Cehalet inatçılıktır: Türkiye'ye savuranlar 4 saatlik eğitim sonunda haklılığımızı teslim etti"
Geçmişte Libya’daki Tobruk Temsilciler Meclisi üyelerinin Türkiye aleyhine yaptığı sert açıklamaların arkasındaki gerçeği ve değişen zihniyeti anlatan Cihat Yaycı, o gün yaşananları şu çarpıcı örnekle aktardı:
"Hafter tarafındaki Tobruk Meclisi üyeleri önceleri bu anlaşmaya karşı çıkıyor, sanki Libya'nın deniz alanını almışız gibi ağır ifadeler kullanıyorlardı. Bu kişileri 4 saat boyunca ağırladım. Kendilerine deniz yetki alanları sınırlandırma prensiplerini ve anlaşmanın onlara ne kazandırdığını harita üzerinde tek tek anlattım.
Toplantı bitiminde 'Biz bu anlaşmayı hiç anlamamışız, deniz alanı kaybettiğimizi zannediyorduk, meğer büyük bir alan kazanıyor ve Yunanistan tarafından kandırılıyormuşuz' dediler. Nitekim Libya'ya döndüklerinde bunu kamuoyuna açıkladılar. Türkiye aleyhine sert konuşan o isimlerden biri sonradan soran gazeteciye şu çarpıcı cevabı verdi: 'Cehalet inatçılıktır; ben gittim öğrendim, doğrusunu biliyorum artık.' 2026 yılında ise Libya Temsilciler Meclisi seçimleri yapıldı ve ilk toplantıda bu anlaşma oy birliğiyle resmen onaylandı. Yunanistan ve Rum yönetimi 'Meclis onaylamadı' diyerek hukuki kılıf arıyordu; şimdi tam köşe oldular, büyük bir hayal kırıklığı içindeler!"
"Mısır kendi deniz alanını Yunanistan'a kaptırdı, Türkiye ile anlaşsa 30 bin kilometre kare kazanır"
Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) Türkiye-Libya mutabakatına karşı çıkmasını sert bir dille eleştiren Müstafi Tümamiral Yaycı, Mısır'ın kendi haklarından mahrum bırakıldığını vurguladı:
"Mısır Dışişleri Bakanlığı çıkmış bu anlaşmaya itiraz ediyor. Ya kardeşim, siz neye itiraz ediyorsunuz? Siz Girit ve Rodos/Kasot hatları üzerinden Yunanistan'ı takımada devleti gibi kabul ederek kendi deniz alanlarınızı Yunanistan'a kaptırdınız! Bizim Libya ile yaptığımız anlaşma Mısır'ın hiçbir alanına müdahale etmiyor. Mısır, Yunanistan yerine Türkiye ile anlaşma yapmış olsa 15.000 km², Güney Kıbrıs yerine Türkiye ile uzlaşsa 15.000 km² olmak üzere toplamda en az 30.000 km² daha fazla deniz alanı kazanacaktır.
BAE ve Bahreyn gibi ülkelerin Doğu Akdeniz'le ne alakası var? Bu tamamen Yunanistan borazanlığı yapmak, Yunanistan yalakalığı yapmaktır. Mısır'a sesleniyorum: Bu anlaşmanın sizin hangi alanınıza zararı var? Yok! Ama içeriden fışkırtılan bir Türkiye karşıtlığıyla bu kuru gürültüyü koparıyorlar."
"Ankara için acil hamle zamanı: Filistin ve Suriye ile derhal deniz yetki alanı anlaşması yapılmalıdır"
Doğu Akdeniz'deki bu jeopolitik üstünlüğün kalıcı hale getirilmesi ve bir adım öteye taşınması için Türkiye'nin atması gereken acil adımları sıralებელი Cihat Yaycı, şu kritik önerilerde bulundu:
"Ankara'nın önünde çok net fırsatlar duruyor. İlk olarak, Libya anlaşmasının simetrisi Filistin ile yapılmalıdır. Filistin Devleti ile bu mutabakatın imzalanması, Gazze'yi işgal eden soykırımcı İsrail'e en büyük hukuki cevap olur. Aynı zamanda bu belge, Gazze'den kaynaklanan deniz alanlarının, hidrokarbonların ve balıkçılık kaynaklarının Gazzelilere ve Filistinlilere ait olduğunun tarihi tescilidir. Gazze'nin kıyısından çok daha büyük bir deniz ülkesi sahası Filistinlilere kazandırılmış olur.
İkinci olarak; Suriye rejimiyle ve Lübnan ile yan sınır değil, doğrudan karşılıklı kıyılara istinaden deniz alanları sınırlandırma anlaşmaları bir an önce imzalanmalıdır. Rum yönetimi Şam'a gidip görüşmeler yaparken biz el sıkışmalıyız. Masaya oturamasak bile Karadeniz'de 1986'da yaptığımız gibi önce Münasır Ekonomik Bölge'yi (MEB) resmi olarak ilan eder, haritalarımızı çizer, zamanı gelince de anlaşırız. Önce ilan etmeliyiz ki oyunlar bozulsun."
Henüz yorum yapılmamış
Bu içerik hakkında ilk yorumu siz yapın!