Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı'dan Heybeliada Ruhban Okulu uyarısı

Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, Pusula programının yeni bölümünde Heybeliada Ruhban Okulu'nun yeniden açılması tartışmasını ve perde arkasındaki sinsi planı detaylarıyla anlattı. Türk devletinin denetiminden kaçmak için isim ve statü oyunlarına başvurulduğunu belirten Yaycı, Batı Trakya'daki Türklere aynı haklar tanınmadıkça Türkiye'nin tek bir taviz dahi vermemesi gerektiğini vurguladı.


Haber365 YouTube kanalında yayınlanan Pusula programının yeni bölümünde Seda Ateşoğlu’nun sorularını yanıtlayan Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, Heybeliada Ruhban Okulu’nun yeniden açılması tartışmalarını ve arkasındaki uluslararası stratejileri masaya yatırdı. Yunanistan ve ABD merkezli baskılara karşı Türkiye’nin dik bir duruş sergilemesi gerektiğini vurgulayan Yaycı, Batı Trakya Türkleri için denklik şartı koşulmadan adım atılmaması gerektiğinin altını çizdi.

"Yunan ve Amerikan basını 'yeni formül' diyerek Türkiye’ye dayatmaya çalışıyor"

Heybeliada Ruhban Okulu tartışmalarının Türk medyasında yeterince yer bulmadığına dikkat çeken Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, konunun yabancı basındaki yansımalarını ve arkasındaki niyetleri şu sözlerle aktardı:

"Türk medyasında bu konu Haber365 dışında pek çıkmıyor ama son derece önemli. Peki biz bu gelişmeleri nereden takip ediyoruz? Yabancı basından, Yunan ve Amerikan basınında... Geçtiğimiz günlerde Yunan basınının gazetelerinde haberler çıkmaya başladı; 'Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılması için yeni formül üzerinde çalışılıyor' dediler. Allah Allah, kim çalışıyor? Nerede çalışıyor? 'Biz kesinlikle Türkiye'nin denetiminde ve kontrolünde, direkt YÖK'e ya da Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı okul açmayacağız. Türkiye bizi kontrol edemez' fikrinde ısrarcılar.

Açılması konusunu düşünmemeliyiz bile. Neden açılıyor?"

"Türkiye'de Ortodoks ruhban yetiştirmeye ne ihtiyaç var?"

Türkiye'deki Rum cemaati nüfusu ile Ruhban Okulu talebi arasındaki orantısızlığa değinen Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, Yunanistan'ın Batı Trakya'daki Türk ve Müslüman nüfusa yönelik baskıcı politikalarını hatırlattı:

"Türkiye'de Ortodoks Hristiyan ruhbana ne ihtiyaç var? Bizim Türkiye'de Ortodoks Hristiyan ruhban yetiştirmeye ne ihtiyacımız var? Sayısı bin küsur olan Ortodoks Hristiyan Rum cemaat var. Bunun için ruhban yetiştirmeye ne ihtiyaç var, soruyorum!

Peki soruyorum; muhafazakâr Müslümanlara, mütedeyyinlere soruyorum: Kardeşim, yüz binlerce Batı Trakya Türk'ü var. Orada bir tane müftülüğe bağlı —seçilmiş müftülüğe, atanmış değil— yani müftümüzü seçmemize bile müsaade etmeyen bir Yunanistan varken, yüz binlerce de Türk Müslüman varken orada bir tane İmam Hatip Lisesi var mı?

'Burada açalım, ne olacak, onu açalım, kiliseleri tamir edelim...' Camiler yıkılsın, 'minareli şehir' diye alınan Selanik'te tek minare kalmamış olsun; sen burada kiliseleri tamir et, Ruhban Okulu aç, orada bir tane İmam Hatip Lisesi açama.

Kiliseler burada devletin parasıyla, halkın parasıyla restore edilirken; orada camiler yıkılsın, mezarlıklar talan edilsin. Atina'daki Fethiye Camii'nin kapısına senelerce eşek bağladılar, biliyor musunuz? Fethiye Camii'nde bir kere Cuma namazı kılınmamıştır şu ana kadar, bu Yunanistan kuruldu kurulalı! Hani sadece Türk Müslüman yok ki, bir sürü Müslüman var ama asla müsaade edilmeyen bir yapıda."

"Heybeliada Türk denizcilik tarihinin müzesidir"

Ruhban Okulu binasının muazzam bütçelerle restore edilip ışıklandırılmasına karşın yanı başındaki tarihi Deniz Lisesi'nin durumuna tepki gösteren Yaycı, sembolik tehlikeye dikkat çekti:

"Heybeliada'daki Ruhban Okulu'ndan çok daha eski, orada Deniz Lisesi vardır. Heybeliada, Türk bahriyesinin hayat bulduğu yerdir; Harbiye'miz, Deniz Lisesi'miz oradadır. Türk denizcilik tarihinin müzesidir. Fakat tarihi Deniz Lisesi binamız mezbelilik halde dururken, Ruhban Okulu binası Yunan vakıflarının desteğiyle restore edilip ışıklandırılıyor.

Ruhban Okulu restore edildi, bu restorasyon kimin parasıyla yapıldı? 'Yeniden açılacak' gözüyle bakılarak mı restore edildi? Burada bu restorasyon için Yunan vakıflarının para verdiği söyleniyor. Türkiye'deki resmi bir kurumun malına Yunanistan'daki vakıflar nasıl destek oluyor, olabiliyor?

Heybeliada Ruhban Okulu'na bir ışıklandırma yapmışlar, gördünüz mü? Burası 'Heybeliada Ortodoks Hristiyanların merkezidir' havası yaratıyor! Nasıl olur? Heybeliada Bahriye'nin merkezidir! Harp Okulumuz bizim orada, Deniz Lisemiz orada bizim!"

İznik örneği üzerinden tarihi ve kültürel hafızanın nasıl yıpratıldığına dikkat çeken Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, uluslararası güçlerin Türkiye'ye Ruhban Okulu konusunda baskı kurma çabalarını şu sözlerle aktardı:

"İznik mesela, ya İznik! İki Türk devletine; Selçuklu'ya, Osmanlı'ya başkentlik yapmış şehir, şu anda Hristiyanlık merkezi olarak lansman yapılıyor. İznik'in Türk-İslam medeniyetinin merkezi olduğu unutuluyor. İznik'te zamanında bir konsil yapılmış, bir tane de taş bulmuşlar; 'Aha da bu taş buranın kilisesidir, o konsilin yapıldığı kilisedir' falan diyecekler... Heybeliada da aynı kadere mahkum ediliyor. 'Heybeliada Ortodoks Hristiyan merkezidir' dedirtmeye çalışıyorlar. Heybeliada Türk denizcilik tarihinin müzesidir, müzesi!"

"Türkiye'ye dayatmayla iş yaptıramazlar, Almanya da Litvanya da kabul etmez"

Seda Ateşoğlu'nun sorusu üzerine uluslararası baskı mekanizmalarını ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin direncini açıklayan Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, durumu şu sözlerle değerlendirdi:

"Türkiye'yi uluslararası alanda ciddi şekilde zorluyorlar. Hatta konuyu Trump'a kadar taşıyarak ilk açıklamasında 'Heybeliada Ruhban Okulu açılsın' dedirttiler. Basına açık görüşmede Sayın Cumhurbaşkanımız, 'Biz onu kendi aramızda hallederiz' diyerek 'Siz bu işe karışmayın, kendi içimizde değerlendiririz' mesajını net bir şekilde verdi.

Anladığımız kadarıyla bu dönemde hayal ettikleri gibi okulu eğitim-öğretime açamadılar. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne kendi dayatmalarını kabul ettiremediler. Böyle bir dayatmayı sadece Türkiye değil; Litvanya'ya, Almanya'ya ya da Guatemala'ya da götürseniz hiç kimse kabul etmez. Türkiye'ye dışarıdan baskıyla iş yaptırmak mümkün değildir. Kaldı ki soruyorum: Yunanistan'da siz bir İmam Hatip Lisesi açabiliyor musunuz?"

"Binaları törenle açıp kamuoyunu alıştırmak istiyorlar"

Yunanistan'ın hukukun arkasından dolaşarak sinsi bir strateji izlediğini belirten Yaycı, tehlikeli senaryoyu detaylandırdı:

"Doğrudan isteklerini kabul ettiremeyince bu kez adım adım ilerleme taktiğine başvurdular. Niyetleri şu: Önce bu binaları görkemli bir törenle açmak... 'Eğitime başlamadık, sadece binaların açılışını yaptık' diyerek uluslararası kamuoyundaki beklentiyi canlı tutacak ve Türkiye üzerindeki baskıyı artıracaklar. Ardından 'Binalar açıldıysa eğitim de başlar' mantığıyla Türk kamuoyunu zamana yayarak alıştırmaya çalışacaklar. Adeta kurbağayı soğuk suya koyup yavaş yavaş ısıtma taktiği uyguluyorlar. Ama bilsinler ki biz o kurbağalardan değiliz, bunu asla unutmayız!"

"İsim oyunlarıyla hukukun arkasından dolanıyorlar"

Okulun hukuki statüsünü değiştirmek için isim oyunlarına başvurulduğunu belirten Cihat Yaycı, tehlikeli oyunu şöyle açıkladı:

"Fakülte veya üniversite olarak açamayacaklarını anlayınca Yunan medyasından da takip ettiğimiz üzere yeni isim oyunlarına başladılar. 'Lisansüstü dini eğitim birimi', 'Teoloji enstitüsü' ya da 'Kilise içi eğitim merkezi' adı altında açmayı planlıyorlar. İsim ne olursa olsun amaç; Türk devletinin, MEB'in ve YÖK'ün denetiminden tamamen çıkmaktır.

Dışarıdan öğrenci getirerek burayı uluslararası bir ruhban eğitim merkezine dönüştürmek ve Vatikan benzeri bağımsız bir yapı kurmak istiyorlar. Fener Rum Patriği kendisini Papa ile eşit görüyor; 'Yeni Roma’nın başpiskoposu' olarak tanıtıyor. Oysa internet sitelerinde Türkçe seçenek dahi yok. 'İstanbul' yerine 'Konstantinopolis' yazıyorlar. 29 Ekim’i, 30 Ağustos’u, 9 Eylül’ü ya da 15 Temmuz hain darbe girişimini kınayan tek bir mesajlarını duydunuz mu? Türkiye’nin milli günlerini tanımayan bir anlayıştan bu ülkeye ne hayır gelir?"

"Ruhban Okulu'nu Türkiye kapatmadı, kendileri kapattı"

Okulun kapanış sürecine dair yanlış bilinen detayları da anlatan Yaycı, tarihsel gerçeği şu sözlerle aktardı:

"Kamuoyunda 'Ruhban Okulu'nu Türkiye kapattı' şeklinde yanlış bir algı var. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir kanun çıkardı ve ülkemizdeki tüm eğitim kurumlarının MEB ya da YÖK otoritesi altında olacağını belirtti. Onlar ise 'Biz Türk devletinin denetimini kabul etmeyiz' diyerek okulu kendi iradeleriyle kapattılar. Okulu kapatan Türkiye değil, Türk denetimini reddeden kendileridir."

"Batı Trakya'da İmam Hatip açılmadan tek bir adım atılamaz"

Türkiye'nin bu süreçte izlemesi gereken diplomatik stratejiyi ve denklik şartını vurgulayan Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı sözlerini şöyle tamamladı:

"Türkiye kesinlikle geri adım atmamalı ve müsaade etmemelidir. Eğer masaya bir konu gelecekse şartımız net olmalıdır: Yunanistan önce Batı Trakya'da, Gümülcine ve İskeçe'deki seçilmiş müftülerimize bağlı, aynı serbestlik ve statüde bir İmam Hatip Lisesi ile İlahiyat Fakültesi açılmasına izin verir; ancak ondan sonra Heybeliada konuşulabilir. Onlar Ruhban Okulu için hangi şartları istiyorsa, biz de soydaşlarımız için aynısını talep etmeliyiz. Kimse celladına aşık olmamalıdır."

Yorumlar

0

Henüz yorum yapılmamış

Bu içerik hakkında ilk yorumu siz yapın!