Irak’ın kuzeyindeki bölgesel yapıdan söz edilirken yıllardır “Kürdistan” ifadesi kullanılıyor.
Ben özellikle kullanmıyorum.
Çünkü burada çok açık bir çifte standart görüyorum.
Irak’ın kuzeyindeki bölgeye “Kürdistan” denildiğinde hiçbir rahatsızlık duymayanlar, hatta orada yaşayan insanları doğrudan “Kürt” kimliği üzerinden tanımlayanlar; sıra Türkiye’ye geldiğinde “Türkiye”, “Türk Milleti” ve “Türk” kavramlarından neden rahatsız oluyorlar?
Kürdistan’a “Kürdistan” derken iyiydi de Türkiye’ye “Türkiye” denilmesi neden sizi rahatsız ediyor?
Daha açık sorayım:
Kürdistan Bölgesi’nde yaşayanları “Kürt” diye tanımlamayı doğal görüyorsunuz da Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının ortak milli kimliğinin “Türk” olarak tanımlanmasına neden karşı çıkıyorsunuz?
İşte benim itirazım tam olarak bu çifte standardadır.
Üstelik meselenin çok daha dikkat çekici başka bir tarafı vardır:
Türkçe nerede?
Irak’ın kendi Anayasasını açıp okuyalım.
Irak Anayasası’nın 4. maddesi, Iraklıların çocuklarını Türkçe dahil kendi ana dillerinde devlet eğitim kurumlarında eğitme hakkını güvence altına almaktadır.
Aynı madde, Türklerin nüfus yoğunluğu oluşturduğu idari birimlerde Türkçenin resmi dil olduğunu da hükme bağlamaktadır.
Anayasa’nın 125. maddesi ise Türklerin idari, siyasi, kültürel ve eğitim haklarını ayrıca güvence altına almaktadır.
Bunlar benim ortaya attığım siyasi talepler değildir.
Irak’ın kendi Anayasasının hükümleridir.
O halde soruyorum:
Türkçe ana dilde eğitim anayasal bir haksa, bu hakkın uygulamadaki karşılığı nerede?
Türklerin yoğun olarak yaşadığı idari birimlerde Türkçe resmi dil statüsündeyse, kamu hizmetlerinde Türkçe nerede?
Bir Türk, devlet dairesine girdiğinde Türkçe hizmet alabiliyor mu?
Resmi işlemlerini Türkçe yapabiliyor mu?
Türk çocukları anayasanın kendilerine tanıdığı ana dilde eğitim hakkından fiilen ve yeterli ölçüde yararlanabiliyor mu?
İşte konuşulması gereken budur.
Çünkü bir hakkın anayasada yazması yetmez. O hakkın fiilen kullanılabilmesi gerekir.
Türkiye’de yıllardır “ana dilde eğitim”, “ana dilde kamu hizmeti” ve “dil hakkı” diyenlere de buradan açıkça soruyorum:
Irak’ın kendi Anayasasının Türklere tanıdığı bu hakları neden aynı kararlılıkla savunmuyorsunuz?
Türkiye’de Kürtçe için istediğiniz hakları, Irak’ın kuzeyindeki Türkçe için neden istemiyorsunuz?
Türkiye söz konusu olduğunda “ana dil” diyorsunuz.
Irak’ın kuzeyindeki Türkler söz konusu olduğunda neden susuyorsunuz?
Eğer mesele gerçekten insan hakkıysa, ölçünüz kişiye ve etnik kimliğe göre değişemez.
Hak, herkes için haktır.
Asıl dikkat çekilmesi gereken nokta budur.
Irak’ın kuzeyinde Türkler vardır. Erbil’de vardır, Süleymaniye’de vardır; Kerkük ve çevresindeki Türk varlığı ise zaten tarihi ve siyasi bir gerçektir.
Fakat yıllardır oluşturulan siyasi dil, bu Türk varlığını giderek görünmez hale getirmektedir.
Bir taraftan bölgenin tamamı “Kürdistan” kavramıyla özdeşleştirilirken, diğer taraftan oradaki Türklerin anayasal dil, eğitim, kültür ve temsil haklarının ne ölçüde hayata geçirildiği yeterince sorgulanmamaktadır.
Ben işte bunu sorguluyorum.
Türkiye de sorgulamalıdır.
Çünkü mesele yalnızca bir kelime veya tabela meselesi değildir.
Mesele, Türklerin kendi tarihi coğrafyalarındaki varlıklarının korunmasıdır.
Mesele Türkçenin yaşatılmasıdır.
Mesele Irak Anayasasının Türklere verdiği hakların kağıt üzerinde bırakılmamasıdır.
Ve mesele aynı zamanda Türkiye’ye demokrasi, eşitlik, ana dil ve kimlik üzerinden sürekli ders vermeye çalışanların kendi çifte standartlarıyla yüzleşmesidir.
O yüzden bir kez daha soruyorum:
“Kürdistan” diyorsunuz; oradaki insanları “Kürt” olarak tanımlıyorsunuz. Peki neden Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının ortak milli kimliğinin “Türk” olduğunu söylediğimizde itiraz ediyorsunuz?
Ve ikinci sorum:
Irak Anayasasında Türklerin Türkçe eğitim ve Türkçenin resmi dil olarak kullanılması konusunda hükümler varsa, bunların uygulamadaki karşılığı nerede?
Kral çıplak.
Artık bu soruları sormanın ve cevaplarını istemenin zamanıdır.
Türkiye’ye “Türkiye”, Türk Milletine “Türk Milleti” demekten rahatsız olanların, başkalarının etnik isimlendirmeleri söz konusu olduğunda gösterdikleri hassasiyeti önce kendi çifte standartlarında sorgulamaları gerekir.
Henüz yorum yapılmamış
Bu içerik hakkında ilk yorumu siz yapın!