Haber365 YouTube kanalında yayınlanan Pusula programının yeni bölümünde Seda Ateşoğlu’nun sorularını yanıtlayan Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı; Bodrum, Ayvalık ve Kütahya'da tarihi aslı olmayan veya yok olmuş kiliseleri yeniden inşa/restore etme girişimlerini eleştirdi. Batı Anadolu'daki kiliselerin 19. yüzyılda dış baskılarla yapıldığını vurgulayan Yaycı, mütekabiliyet esasının uygulanması gerektiğini belirterek devlet yetkililerine hayati uyarılarda bulundu.
"Batı Anadolu'daki kiliseler 1830 sonrası dış baskıyla yapılmıştır"
Programda Batı Anadolu'daki kiliselerin tarihi arka planına dikkat çeken Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, bu yapıların Osmanlı'nın din özgürlüğüyle değil, küresel güçlerin baskısıyla inşa edildiğini ifade etti:
"Nedir bu kilise aşkı yani? Ben bunu anlamıyorum. Nerede bir kilise kırıntısı var, Kültür ve Turizm Bakanı gidiyor hemen harala gürele 'Orayı nasıl canlandırırım, nasıl yeniden yaparım' telaşına düşüyor. Sanki bunlar binlerce yıllık yapılarmış gibi bir imaj oluşturuluyor. Bir de 'Burayı yaparsak turist akar' diye bir parmak bal çalıyorlar. Milletin işi gücü yoktu, bilmem neredeki kiliseyi görmeye mi gelecek?
Batı Anadolu'da yapılan kiliseler, Yunan İsyanı denilen Mora Türk soykırımından ve Yunanistan'ın kurulmasından sonra yapılmıştır. 1830'lardan itibaren dış güçlerin Osmanlı'ya yaptığı baskılar neticesinde inşa edilmiştir. Bunların Osmanlı'nın din özgürlüğü anlayışıyla bir alakası yoktur. Batı Anadolu, Yunanistan'ın Megali Idea (Büyük Yunanistan) hayalinin hedefindedir; 1919'da ordularını buraya çıkarmalarının sebebi de budur."
"Olmayan kilisenin maketini başpapaza sunuyorlar"
Bodrum'daki kilise projesini ve Fener Rum Patrikhanesi’nin bölgedeki hedeflerini deşifre eden Cihat Yaycı, sözlerini şöyle sürdürdü:
"1880'lerde Bodrum'da bir kilise yapılıyor. Niye? Fener Rum Kilisesi bünyesinde 'Halikarnasos Metropolitliği' kurmak için. Bu kilise 1950'lerde yıkılıyor, yerine betonarme Halk Eğitim Merkezi yapılıyor. Sonra o bina da yıkılıyor ve arazi şu an bomboş. Yani ortada tarihi bir kilise falan yok!
Şimdi Bodrum Belediye Başkanı ile Fener Rum Kilisesi Başpapazı birlikte proje geliştiriyorlar; hiç var olmayan kiliseyi 'yeniden inşa' etmek için maket yaptırıyorlar. Maket üzerinde durumu gidip başpapaza arz ediyorlar. Zaten uyduruk bir yapı, yok ki öyle bir kilise!
Bodrum’da turist mi eksik de bu kiliseye gelecekler? Orada tarihi ihya etmek istiyorsan Cami yap, Turgut Reis'in anısını yaşat, büyük bir Denizcilik Müzesi yap! Türk tarihini ve denizciliğini anlat. Her şey bitti de nereden çıktı bu kilise aşkı?"
"Ayvalık ve Kütahya'da aynı senaryo: Bu din özgürlüğü değil, etki alanı genişletmektir"
Ayvalık ve Kütahya'da yürütülen projelere dikkat çeken Yaycı, bu adımların dini özgürlükle açıklanamayacağını belirterek şu ifadeleri kullandı:
"Aynı şey Ayvalık’ta da yaşanıyor. 1800’lerden sonra yapılan yapılardan 'Ayazma' adı altında dernekler kuruluyor, 'kutsal su' söylemleri geliştiriliyor. Fener Rum Kilisesi Başpapazı oraya da gidiyor. Bu durum dini özgürlük falan değildir; bu tamamen etki alanını genişletme ve 'Buralar aslında bizimdi' mesajı verme politikasıdır.
Şimdi durduk yere Kütahya gündeme getiriliyor. Kütahya’nın ne farkı var? Kütahya; Dumlupınar Zaferi’nin kazanıldığı, Yunan’ın taş üstünde taş bırakmayıp yaktığı, yıktığı yerdir! Sen Yunan’ın hedefini gerçekleştirmek için, 1830’lardan sonra dış baskılarla inşa edilen İstiklal Mahallesi’ndeki Aya Haralombos Kilisesi’ni gündeme getiriyorsun."
"Zaten cami olan yeri kilise olarak restore etmeye çalışıyorlar"
Kütahya'daki yapının geçmişte cami olarak kullanıldığına dikkat çeken Cihat Yaycı, Fener Rum Patrikhanesi'ne devir iddialarına tepki gösterdi:
"Gidip gören akademisyenlerle konuştum; içerisinde mihrap ve minber var. Burası zamanında İstiklal Camii olarak kullanılmış. Daha sonra bu alan Kızılay’a devredilmiş. Şimdi birileri çıkmış, 'Bunu alacağız, müthiş bir inanç turizmi olacak, restore edeceğiz' diyor. Camiliğini görmezden gelip 'Ben bunu aslına döndüreceğim' mantığıyla hareket ediyorlar.
Yunanistan’da kiliseye çevrilmiş bir eser için 'Eskiden camiydi, ben bunu tekrar camiye çeviriyorum' diyecek tek bir Yunan yetkili düşünebiliyor musunuz? Olabilir mi böyle bir şey? Ama bizde Fener Rum Kilisesi’ne gidip 'Gelin burayı restore edin, senin kilisen' denmeye çalışılıyor. Bu toprak kimin toprağı, kimin malı?"
"Kütahya Yunan soykırımının en büyük şahididir"
Yapılan girişimlerin Megali Idea hedefinin bir parçası olduğunu vurgulayan Cihat Yaycı, sözlerini şöyle tamamladı:
"İnanç turizmi söylemlerinin tamamı, 19. yüzyılda Megali Idea çerçevesinde yapılan şeylerin ihyasından ibarettir. Kütahya; Yunan zulmüne, Yunan soykırımına ve yıkımına en büyük şahitliği yapmış vilayetimizdir. Dumlupınar Zaferi'nin kazanıldığı topraklarda böyle bir tezat kabul edilemez."
Henüz yorum yapılmamış
Bu içerik hakkında ilk yorumu siz yapın!