Toplum içerisinde yaşayan bireyler, hem kendi hem de bakmakla yükümlü olduğu kişilerin hayatlarını idame ettirebilmesi için çalışmak ve bu çalışmanın karşılığında kazanmak zorundadır. Kuşkusuz bu durum, bir insanın yaşamı boyunca sergilediği en önemli ve doğal rolü oluşturmaktadır. Kişinin bir iş sahibi olması, kimlik bunalımının önüne geçecek, özgüveninin tam olmasını sağlayacak ve bunların yanında bağımsızlık ve kendine yeterlik duygularını aşılayacaktır. Bunun tam karşısında yer alan işsizlik olgusu ise beraberinde pek çok sorunu kompleks bir yapıya büründürmektedir. Özellikle okuldan işe geçme sürecinde bulunan gençlerin olası bir işsizlik sorunuyla baş başa kalmaları, öncelikli etkisini ekonomik olarak gösterecek akabinde ise sosyal ve psikolojik sorunları bir sarmal haline getirecektir.
Genç bir işgücü adayı, söz konusu güne kadar hiçbir işe girememiş ya da çalışmış olduğu işi kaybetmiş olabilir. Her iki durumda da genç işsiz, hem kendi hem de ailesi açısından gelir yokluğu çekecektir. Bu mikro etkisinin yanında makro anlamda gençlerin çalışmaması sonucu üretime katılamamaları ve dolayısıyla ülke üretiminde önemli bir kayıp ve eksik istihdam meydana getirmeleri sonucu ortaya çıkacaktır. Gerçekten de, bir ülke nüfusunun en dinamik kesimini oluşturan gençlerin istihdam edilememesi, söz konusu ülkede çok önemli oranda üretim kaybı meydana getirmiş olacaktır.
İşsizlik sigortasının yaygın olarak kullanıldığı ülkelerde, genç işsiz sayısının artması, ülke ekonomilerine ve kamu maliyesine önemli oranda ek yük getirmektedir. Yine benzer bir şekilde genç işsizlik oranlarının yüksek olduğu ülkelerde, vergilerden elde edilecek olan gelirler de aynı oranda azalmaktadır. Çünkü vergi, çalışan ve çalışmasının karşılığında kazanç elde eden gerçek ve tüzel kişilerden alınan kesintilerdir. Devlet müessesesinin en önemli gelir kaynağı olan vergilerin azalması sonucunda kamu maliyesi olumsuz anlamda etkilenmiş olacaktır.
Üzerinde düşünülmesi gereken bir diğer husus kayıtdışı istihdamdır. Özellikle işsizlik sigortasının bulunmadığı ya da güçlü olmadığı ülkelerde kayıtdışı istihdam sorununun baş göstermesindeki en önemli nedenlerden biri işsizliktir. Genç işsizliğinin yoğun olarak görüldüğü ülkelerde genel eğilim, bu gençlerin kayıtdışı istihdam faaliyetlerine katıldıkları ve dolayısıyla düşük ücretlerle ve iş güvencesinden yoksun olarak çalıştıkları yönündedir.
Genç işsizliğinin neden olduğu daha pek çok ekonomik sonuç gösterilebilir. Üretici-tüketici dengesinin bozulması sonucu kişisel gelirlerin azalması ve gelir dağılımının bozulması, tasarrufların azalması, sosyal güvenlik gelirlerinde önemli oranlarda kayıplar meydana gelmesi, sağlık harcamalarında artışlar oluşması ve gençlerin eğitimleri için ayrılan kaynakların israfı bunlardan sadece bazılarıdır.
Buraya kadar olan kısımda genç işsizliğinin ekonomik etkileri üzerinde durduk. Ancak yapılan araştırmalar, genç işsizliğinin ekonomik etkilerinin yanında, çok önemli sosyal sonuçlar da meydana getirdiğini göstermektedir. Çalışma azmi, hırsı ve isteği içerisinde bulunan genç bir bireyin işsiz kalması, sosyal manada pek çok sorunun oluşmasına da neden olmaktadır. Özellikle bu sürecin uzun süreli (1 yıldan fazla) olduğu durumlarda, gençler topluma ve sisteme karşı kızgın ve öfkeli olabilmektedirler. İşsiz kalmış olmayı çoğu zaman bir başarısızlık veya yenilgi olarak kabul eden genç bireylerde en fazla görülen sosyal etkilerden biri de toplumdan uzaklaşmadır. Kendisini toplumdan soyutlayan ve yabancılaşan gençlerin, önemli oranlarda suç işleme eğilimine girdikleri de görülmektedir. Günümüzde dünyanın pek çok ülkesinde artan oranlarda oluşum suç dünyası, bu gençler için adeta bir istihdam alternatifi olmaktadır. Bütün geleceklerini ve hayatlarını tehlike altına atma pahasına kendilerini bu suç dünyasına dahil eden gençler bir yandan kendilerini ve ailelerini öte yandan da ülkenin entelektüel sermayesini adeta bir risk dünyasına sürüklemektedir.
İşsizliğin yarattığı bunalım ve sıkıntı, gençlerin eski sosyal çevrelerinden uzaklaşmalarına neden olmaktadır. Bu çevre genellikle, eski okul ve iş arkadaşlarıdır. Arkadaşlarının kendisine sürekli olarak içinde bulunduğu durumu hatırlatacağını zanneden genç, önceki sosyal yaşamı ile bağlarını koparma noktasına getirmektedir. Bu eski iş ve okul arkadaşlarının yerine genellikle tercih edilen yeni çevre, kendisiyle aynı sorunu paylaşan arkadaşlarının bulunduğu ortamlar olmaktadır. Bunun yanında, günümüzde pek çok genç, işsizliğin bu itici gücüyle birlikte, daha iyi iş olanağı ve gelecek beklentisiyle bulunduğu ülkeden uzaklaşma çabası içerisine girmektedir. Başlangıçta belirli bir süre için çıkılan bu yolculuk daha sonraları kalıcı hale gelmekte ve göç veren ülke için önemli bir değer kaybı oluşmasına neden olmaktadır. Toplumsal anlamda meydana gelen ve farklı şekillerde görülebilen tüm bu asosyalleşme eğilimleri bir bütün olarak “sosyal dışlanma”yı beraberinde getirmektedir.
İşsizlik olgusuyla baş başa kalan gençlerin göstermiş oldukları diğer eğilimlerden bazıları aşırı uyku hali, internet salonları müdavimliği, alkol, sigara, uyuşturucu, ilaç gibi maddelerin yoğun kullanımı ve bunun sonucunda meydana gelen aile içi ilişkilerin zedelenmesi ve hatta şiddete varan davranışlarda bulunulması, yeni kimlik arayışlarına girilmesi ve bu doğrultuda hem kendisine hem de topluma zarar verebilecek çeşitli gruplara katılarak buralarda sosyal kabul görme tatminini yakalama arzusudur.
İşsizliğin gençler üzerinde yarattığı sonuçlardan sonuncusu ve belki de sağlık ile ilgili mahzurlar taşıdığından dolayı en önemlisi psikolojik sonuç ve farklılaşmalardır. Bu psikolojik farklılaşmalar, işsizlik sürecinin uzun sürdüğü durumlarda yerini üzüntüye, gelecek korku ve endişesine bırakmaktadır. İşsizlik ile psiko-sosyal durum üzerinde yapılmış olan pek çok araştırmanın sonucuna göre, işsiz kalan bir gencin genel olarak karşılaştığı psikolojik zararlar şunlardır:
• Kendilerine olan güvenlerini kaybetmeleri,
• Algılanan yeterlilik ve özyeterlilik düzeylerinde azalma meydana gelmesi,
• Hayattan tatmin olma duygularının azalması,
• Depresif duygularında artış meydana gelmesi,
• Stres düzeylerinin yükselmesi,
• Genel sağlık durumlarında önemli bir düşüş yaşanması,
• Umutsuzluk ve çaresizlik psikolojilerine kapılmaları,
• İçine kapanma ve yalnızlık duygusunu yoğun olarak hissetmeleri,
• Kendilerine olan saygılarının zedelenmesi,
• İntihar eğilimlerinin gözlenmesi.
İşsiz gençlerde, çalışanlara oranla daha fazla beklenebilecek psikolojik rahatsızlıkların başlıcaları; depresyon, somatik rahatsızlıklar, aşırı kaygı ve endişe, diğer insanlara yönelik düşmanca tutumlar ve paranoyadır. Görüldüğü üzere, işsizliğin gençler üzerinde ekonomik olduğu kadar çok önemli sosyal ve psikolojik etkileri de bulunmaktadır.
İnsanların çalışır durumda iken sahip oldukları hayatın kalitesi, işsiz duruma düştükten sonra gerek ekonomik gerekse de sosyal ve psikolojik olarak azalmaktadır.
- İşsizliğin Gençler Üzerindeki Etkileri 04.03.2026
- Nüfusun Yaş Yapısı Neden Önemli? 28.02.2026
- Tümünü Gör