“Kulluk Bilinci” Nasibimiz Olsun… Hz Allah’a Bir de Bu Açıdan Bakınız

“Kulluk Bilinci” Nasibimiz Olsun… Hz Allah’a Bir de Bu Açıdan Bakınız
Dr. Hikmet Aytek
02.04.2026 Perşembe 20:18 | Son Güncelleme: 02.04.2026 Perşembe 20:18

“İnsanın acziyetini, sınırlarını, kusurlarını ve yaratılış gayesini anlayarak kendisini tanıması, Allah’ın kudretini ve varlığını idrak etmesi, kibir ve aşırı arzulardan arınarak ruhunu olgunlaştırması kulluk bilincidir.”

Cümlemize nasip olsun inşallah…

Hz. Âdem Safiyullah’a ad verecek ebeveyni bulunmuyordu. Adını Allah c.c verdi. ÂDEM oldu. Manası “yok” demektir. Niye böyle bir ad diye düşünmek gerek. Yoklukta varlık aranmaz. Biz de zaten yokuz….

Koca Yunus’un dediği gibi “Ete kemiğe büründürüldük, Âdem olarak göründük. Bu sözü de “İlim kendini bilmektir” diyerek tamamlamış….

Bir pirinç tanesinde dahi varlık aramak, bu yokluğa aykırıdır. Çünkü; “La ilahe illallah” yani: “Ancak Allah var, Allah’tan gayrı Tanrı yoktur” diyerek Müslüman oluyoruz. Peki ben yoksam düşünen kim? Rabbim bizi ilminin ürünü olan düşüncesinde var etti.  Adımızı “Âdem” olarak verdi.

Hani birileri güya tasavvuf yaptığını sanarak; “Yaradılan her şey Allah’ın zerresidir” diyor ya. Bunun hakikatla ilgisi yoktur. Zira yaratılandan yaratan olmaz ama; “O’nun düşüncesinin bir parçasıdır” demek tevhide ve hakikate uygundur.

Hu Allah, bizi düşüncesinde yarattı. Düşünmekte özgür yarattı ve “kün” dedi olduk. Hayatımız sıratımızdır. Rabbimiz bizi düşünerek ve bile istiye yaptığımız veya yapmamız gereken uygulamalar ile değerlendiriyor.

Hesaba sonradan ilave olanlar, yaşarken yaptığımız ama Hakk’a yürüdükten sonra sevabı devam eden işlerdir.

İnsanın yaradılış cevheri Rabbimizin aklında var ettiği düşüncesidir. Düşüncesinin ürünü olan sonsuzluktan da öte ilminin pırıltısıdır.  Yani Nurudur.

“Allah göklerin ve yerin nûrudur. Onun nûrunun misali, içinde kandil bulunan bir kandilliktir. Kandil bir cam içindedir, cam inciyi andıran bir yıldızdır; (bu kandil) doğuya da batıya da ait olmayan, yağı neredeyse ateş dokunmasa bile ışık veren mübarek bir zeytin ağacından yakılır. Nûr üstüne nûr. Allah nûruna dilediğini kavuşturur. Allah insanlar için misaller veriyor, Allah her şeyi hakkıyla bilmektedir.” NUR 35

Bu ayet üzerinde biraz düşünmek lazım.

Allah, insanı suretinde yani sûbuti sıfatlarının kırıntıları ile benzeterek ve düşünmesini isteyerek yarattı. Biz O’nun ilmindeyiz, O da bizim ilmimizde. İlim deryasında zerre-i miskal aciz bir halimiz var. Her konuda O ne kadar verdi ise biz de o kadarız. Allah gayreti ve tefekkürü sever. Hz. Kur’an da akıl etmeyi ve düşünmeyi emreden o kadar çok ayet var ki…

Ayet, delil demektir. Ayetleri sadece Kur’an’da var diye bilenlerin zahir ulemasının ilmi kıt olur. İNSAN DA BİZATİHİ AYETTİR. Delildir.

“Göklerde ve yerde nice deliller vardır ki, onlar bu delillerden yüzlerini çevirip geçerler. “YUSUF 105

Yüz çevirip geçmemeyi öğreten Allah’ın rehber kıldığı kullar, peygamber ve evliyalar, onların eliyle nasibini alan Arifler, aşıklar, ehli hal mü’minlerdir. Allah rızkı istediğine ilmi isteyene verir dedi yol büyüklerimiz…

İnsana hürmet, yaradılana sevgi gerek. Hayvanlar maalesef bu gereğe bazı insanlardan daha çok uyum gösteriyor.

“Beni öldürseniz de düşüncem yaşar ve engellenemez” diyen birileri farkında olarak veya olmayarak bir hakikati dile getiriyor.

“Ölür ise ten (beden) ölür, canlar ölesi değil” dedi. Yunus Emre.

Sohbetimizi, onu onaylayan Ayet-el Kürsi ile tamamlayalım çünkü anlatmaya çalıştığımız hususun önemli kısmı onda mevcuttur. Dikkatle bakalım! Allah, ilmine yarattığı düşünce sahibi insana hakikati ayeti ile nasıl sunuyor.

“Bismillahirrahmanirrahim

Allah, O Allah’tır. O, yegâne hak mâbuddur ki O’ndan başka İlâh yok, yalnız O; daima yaşayan, duran, tutan, her an bütün hilkat üzerinde hâkim, Hayy ü Kayyum ancak O’dur. Ne gaflet basar O’nu ne uyku. Göklerde, yerde ne varsa hepsi O’nundur. Kimin haddine ki izni olmaksızın O’nun yanında şefaat edebilsin? Allah, yarattıklarının işlediklerini, işleyenlerini, geçmişlerini, geleceklerini bilir. Onlar ise O’nun bildiklerinden yalnız dilediği kadarını kavrayabilir; başka bir şey bilemezler. O’nun kürsüsü, ilmi bütün gökleri ve yeri kucaklamıştır ve bunların koruyuculuğu, bunları görüp gözetmek kendisine bir ağırlık da vermez. O, öyle ulu, öyle büyük ve yücedir."

Dualarınıza talibim.

Cuma gecesi ve günü hayırlara vesile olsun inşallah...,

 

 

03 NİSAN 2026 Cuma

Dr. Hikmet Aytek (Galibi)


haber365.com