Barış Harekâtı’nın Mücahit Havan Takım Komutanı Haber365’e anlattı

Prof. Dr. Ata Atun, 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’na bizzat katılan Mücahit Havan Takım Komutanı, AP'nin skandal iftiralarına yanıt verdi: "Sahada Mehmetçikten kaçan Rumlar çirkin bir propagandaya sığınıyor."

10.07.2026-17:30 - (Son Güncelleme: 10.07.2026-17:30)
Barış Harekâtı’nın Mücahit Havan Takım Komutanı Haber365’e anlattı

Avrupa Parlamentosu'nun (AP) Türk Silahlı Kuvvetleri'ni (TSK) hedef alan ve Kıbrıs Barış Harekâtı üzerinden asılsız iftiralar yayımlayan skandal raporuna, sahada bizzat çarpışan bir kahramandan yanıt geldi.

1974 yılında adada en ön safta görev yapan  Mücahit Havan Takım Komutanı ve Siyaset Bilimci Prof. Dr. Ata Atun, Haber365’e yaptığı özel açıklamalarda hem cephede yaşanan gerçekleri anlattı hem de Avrupa Birliği'nin (AB) perde arkasında gizlemeye çalıştığı "Kıbrıs" krizlerini aktardı.

"Silahlarını ve gömleklerini atıp kaçtıklarını gözlerimle gördüm"

20 Temmuz 1974'te başlayan harekâta en ön safta Mücahit Havan Takım Komutanı ve kılavuz olarak katıldığını belirten Prof. Dr. Ata Atun, AP’nin "cinsel şiddet" iftiralarını şu sözlerle çöpe attı:

"Ben 1974 20 Temmuz'da başlayan Barış Harekâtı’na Mücahit Havan Takım Komutanı olarak katıldım. Harekâtın başından Ağustos'un sonuna kadar tüm KKTC’yi, Bozkurt’umuzdan (Liderlikten) gelen talimatla köy köy dolaştım. Ne olup bittiğini çok iyi biliyorum. Açık ve net olarak söylüyorum; Rum kadınlarına ve çocuklarına yönelik iddia edilen olayların hepsi yalan dolan. Hiçbiri gerçek değil. Hiçbir kadına tecavüz edilmiş değil, hiçbir kadın ve çocuk Türkler tarafından öldürülmüş değil.

Rum Muhafız Ordusu'na destek vermek için Yunanistan'dan gönderilen 20 bin kişilik Yunan komando tümeni gelmişti Kıbrıs'a. Ben en önde kılavuzdum ve Türk Silahlı Kuvvetleri'nin, Mehmetçiğin önünde ellerindeki silahları yere fırlatarak, gömleklerini çıkarıp atarak, şapkalarını fırlatarak kaçtıklarını gözlerimle gördüm. Sahada askerimize karşı duramayanlar, şimdi çirkin bir propaganda ile TSK'yı lekelemeye çalışıyor. AP de bu tek taraflı yaklaşımıyla Rum yalanlarına alet oluyor."

Gerçek katliam bilançosu: "Muratağa, Sandallar ve Taşkent’i AB kurumları neden konuşmuyor?"

Avrupa Parlamentosu ve bağlı İnsan Hakları Komisyonları'nın tek taraflı davrandığını, çünkü AB kurumlarının içerisinin Rum ve Yunan memurlarla dolu olduğunu belirten Prof. Dr. Ata Atun, adadaki gerçek katliam bilançosunu gözler önüne serdi:

"14 Ağustos 1974'te İkinci Barış Harekâtı başladığında, geri çekilen Rum Birliği Muhafız Ordusu, gitti Muratağa, Sandallar ve Atlılar adlı üç Türk köyünde yaşayan kadınları ve çocukları kurşuna dizdiler, katliam yaptılar. Şu anda zaten biz onu katliam alanı olarak ilan ederek ziyarete de açtık ama bundan hiçbiri bahsetmiyor.

Limasol'daki Taşkent köyünü tamamen yaktılar, yıktılar, köydeki herkesi katlettiler. Baf'taki bir Türk köyümüzü, içindekileri şehit ettikten sonra dozerlerle gelip haritadan sildiler. Ama bunların hiçbirini Avrupa Parlamentosu konuşmaz, İnsan Hakları Komisyonu bu konuda hiçbir karar almaz. Çünkü Avrupa'yı tek bir devlet olarak düşünürsek bütün bakanlıklardaki, dairelerdeki memurların büyük bir kısmı Yunanlı ve Rum. Avrupa Birliği'ni maalesef bu şekilde kendi çıkarlarına alet ediyorlar."

AB’nin çifte standart maskesi düştü: Alman Meclisi’nden vekillerine "KKTC’ye gidemezsiniz" engeli

Batı dünyasının "insan hakları ve demokrasi" söylemlerinin nasıl bir maskeden ibaret olduğunu Alman Parlamentosu'nda yaşanan gizli bir krizle ifşa eden Prof. Dr. Ata Atun, olayın perde arkasını şu sözlerle anlattı:

"KKTC Parlamentosu, Alman Federal Meclisi (Bundestag) milletvekillerinden Achim Kessler ve Maximilian Krah’ı adaya davet etti. 'KKTÇ'ye gelin, biz sizle bir çalışma yapalım, istediğiniz yerlere sizi götürelim, istediğiniz insanla konuşun ve bir çalışma ziyareti raporu hazırlayın' denildi. Ancak Alman Federal Meclisi, kendi vekillerinin bu KKTC ziyaretini iki kez üst üste reddetti ve adaya gitmelerine engel oldu.

Neden engellediler? Çünkü Alman vekiller adaya gelirse gerçekleri kendi gözleriyle görecek ve Rum yalanları ortaya çıkacaktı. Konu kendi üye ülkelerinin (Rum-Yunan) çıkarlarına geldi mi, o çok savundukları ilkelerin hepsi birden unutuluyor."

NATO Zirvesindeki gerçek: "Rumların iddia ettiği gibi bir baskı yok"

Ankara’da yapılan 36. NATO zirvesinin ardından Rum tarafının bilinçli bir dezenformasyon yaymaya çalıştığını kaydeden Prof. Dr. Ata Atun, perdenin arkasını şöyle anlattı:

"Ankara'da yapılan NATO toplantısı çok güzel sonuçları beraberinde getirdi. Kıbrıs konusunda verilmiş olan, alınmış olan hiçbir bağlayıcı karar yok. Sadece bir tavsiye kararı var. Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa ile Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Ankara'da yaptıkları görüşmenin ardından net olarak 'Türkiye bizim stratejik ortağımız' dediler.

Buna karşın Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis, dönem başkanlığı bittiği için dönüp güya bir rapor açıkladı ve 'Türkiye-AB ilişkileri ancak Kıbrıs'ta masaya otururlarsa iyiye gider' algısını yaymaya çalıştı. NATO zirvesinde böyle bir açıklama kesinlikle yok. Rum tarafı bunu tamamen gerçek dışı şekilde etrafa yayıyor."

BM’nin "5+1 fırsat penceresi" sadece bir pembe hayal

BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Maria Angela Holguin Cuellar'ın tarafları Temmuz sonu veya Ağustos başında bir müzakere masasına oturtma (5+1) çabalarını değerlendiren Prof. Dr. Ata Atun, masanın ancak şartlar dahilinde kurulabileceğini hatırlattı:

"BM ve AB kanadının Kıbrıs sorununun çözümü için 'fırsat penceresi' diye açıkladıkları beş artı bir konferansı şu aşamada sadece bir hayal. Hem Türkiye Cumhuriyeti'nin hem de KKTC Cumhurbaşkanlığı'nın duruşu nettir: Kıbrıs Türklerinin eşitliği, egemenliği, izolasyonların kaldırılması, direkt uçuşlar ve direkt ticaret gibi konular açıklığa kavuşturulmadan biz o masaya oturmayız. Koşullar oluşmadığı için 8 aydır zemin yoklayan Temsilci Maria'nın bu çabaları sadece pembe bir hayalden ibaret kalıyor."

Avrupa Birliği'nden Güney Kıbrıs'a "Kara Para ve Vurgun" soruşturması

Prof. Dr. Ata Atun, kendilerini uluslararası kamuoyunda mağdur gibi gösteren Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin (GKRY) şu an AB tarafından çok ağır bir yolsuzluk kıskacına alındığını açıkladı. Avrupa Komisyonu'nun, AB kurallarına uymadığı gerekçesiyle Güney Kıbrıs’a resmi soruşturma açtığını belirten Atun süreci şöyle aktardı:

"Avrupa Birliği'nin hükümeti sayılan Avrupa Komisyonu; kara paranın aklanmasının önlenmesi, vergi alanında bilgi paylaşımı ve Avrupa Dolandırıcılıkla Mücadele Bürosu (OLAF) kurallarının uygulanmadığı gerekçesiyle Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni mercek altına aldı ve resmi bir soruşturma başlattı. Ortada sahtekarlık, kara para, vurgun ve dolandırıcılık var. 

Kendilerini sütten çıkmış ak kaşık gibi sunanların gerçek yüzü budur. Kıbrıs'ta Türk tarafının egemen eşitliği tescil edilmeden, direkt uçuşlar ve ticaret önündeki izolasyonlar kalkmadan da o BM'nin pembe hayalden ibaret 5+1 masasına kimse oturmayacaktır."



YORUM YAZ!..
Modal