Bugünü Doğru Okuyalım ki Yarınlar Bizim Olsun: Asıl Hedef Lübnan!

Bugünü Doğru Okuyalım ki Yarınlar Bizim Olsun: Asıl Hedef Lübnan!
Dr. Hikmet Aytek
16.03.2026 Pazartesi 11:26 | Son Güncelleme: 16.03.2026 Pazartesi 11:26

İran savaşı siyonizm için; günü kurtarma ve ardını sağlama alma faslıdır. Lübnan ise Siyonizmin gerçek toprak hedefi içindedir.

İsrail’in İran’la mağlubiyete dönüşmeye başlayan savaş sürerken Lübnan’a saldırıları olmaması gereken oranda arttı. Bir cephenin hakkından gelemezken ikinci cepheye saldırılması normal bir aklın kabul edemeyeceği bir şeydir...

İran güncel bir tehdittir. İsrail’in oraya ilişkin bir toprak talebi yoktur. Şimdi herkesin dikkati İran’a yoğunlaşmış iken o, Filistin’den sonraki siyonist emelli Lübnan topraklarında hatta fırsat bulursa Ürdün’de bu yönde kazanımların peşindedir. Buraları sindirse Nil’den Fırat’a hangi ülke yenmeye müsaitse o yöne belkide yüz yıllık planlarla ilerlemeye niyetlidir...

Mevcut durumda İran onu bombaladıkça o, İran’a saldırıyı artırıyorsa bu savunma ile ilgili bir amaç taşır anlamına gelir. İsrail coğrafyasındaki dağlar bin ile bin iki yüz metre yükseklikte adeta yayla gibi tepeler iken Lübnan dağları üç dört bin arası yükseklikte ve sarptır işgali çok zor özellikleri vardır. Bunu Hizbullah ile savaşında çok net gördü. İsrail burayı savunma mekânı olarak görüyor. Ricat yani geri çekilme alanı olarak kazanmayı istiyor. Aslında siyonist hedefler açısında bu geri çekilme görüntülü bir ilerlemedir. Yanın da da su konusunda zengin ve yine tepelik olan Golan Tepeleri ile burayı tevhit etmeyi yani birleştirmeyi düşünüyor diyebileceğimiz bir süreç yaşanıyor... 

Savaşlar her türlü sonuca gebedir. Şayet İran’a boyun eğdirir ve Lübnan’ı da alırsa sonraki hedefi mevcut durumu disipline ederek Suriye ve en nihayetinde Türkiye Irak ve Mısırın bir kısmıdır.

Türkiye için, ağababası İngiltere, askeri gücü ABD ve kendisi de cesaret edemez ama hep hareketi karşıdan beklemek ne derece doğru olabilir ki?

Büyük Atatürk “İstikbal göklerdedir!” dedi ve ülkemiz gök yüzü savunmasına ilişkin geliştirdiği teknolojiler ve aldığı tedbirler ile dosta düşmana kolay lokma olmadığını net biçimde sergiledi.

Büyük Barbaros’umuzun “Denizlere hâkim olan dünyaya hâkim olur sözünü” bizden önce değerlendirenler bu sayede çok can yaktılar. Ama, bu konudaki teknolojilerimiz dev adımlarla ilerlerken tersanelerimiz her amaca uygun sivil ve askeri gemileri üretiyor.  Hatta başka ülkelere satıyor.

Atatürk bunları tüm emellerine set çekmiş geri püskürtmüştü. Onun hemen ardından onun var ettiği bilinç düzeyi ve savunma mekanizmaları nasıl yıpratıldı ise; bizi askerî açıdan karşılarına almadan kullanabilecekleri hükümet yapıları için sinsice mücadele vererek önce teknik gelişmemizi durdurmak, kendilerine hayran bir bürokratik yapı da geliştirerek haince bir sürü planı millet yararına diye uygulamak isteyeceklerdir. Tabi onlar isterken Milletimizin vatansever unsurlarının eli de armut toplamaz ve gerekiyorsa onu yapar!

Atatürk’ün çok stratejik bir sözü daha var. “Hattı müdafaa yoktur sathı müdafaa vardı bu satıh bütün vatan sathıdır” dedi. Tarihî büyüklerimizin tecrübe yüklü sözlerini güncellememiz gerekir.

Bugün tehdit sadece vatanımızla sınırlı değildir. Bölgemiz hatta dünyamız siyonist tehdit ile karşı karşıyadır. Bu tehditlerin cümlesi birbirini etkilemekte ve desteklemektedir.

Düşman bir güç unsuru hem bizi hem de tüm dünyayı açık ve gizli tehdit ediyorsa mücadele alanı tüm yeryüzüdür. Müdafaa için de tüm yeryüzü verilerinden yararlanmak ittifaklar ile hareket etmek gerekir. Biz bunu kesinlikle başarırız.

Düşman ile savaşta kendini güçlendirmek kadar düşmanı besleyen damarları devre dışı bırakarak direncini azaltmak da gerekir. Allah’a şükürler olsun ki Devletimiz tüm bunları bilen bir yapıdır ve milletimiz tehdit anında tamamı adeta asker olan milis bir karakterli, gözü kara, cesur ve savaşmayı çok iyi başaran bir millettir. Tarih bunun delilidir.

Yeterki biz Milli ve Manevi değerlerimize sahip çıkalım. Onların düşman tarafından bize silah gibi doğrultumasına izin vermeyecek bir bilinç ve gönüle sahip olalım. Devlet büyüklerimize bu konuda örnek olma görevi düşüyor.

 

Allah Yar ve yardımcımız olsun

16 Mart 2026

Dr. Hikmet Aytek


haber365.com