USS. Theodore Roosevelt uçak gemisinin 27 Eylül’de San Diego’dan ayrıldı. USS Theodore Roosevvelt’in Orta Doğu’ya kasım ayının sonuna doğru ulaşması bekleniyor. Bazı haberlerde mevcut USS George Washington’ın yerini alacağı belirtilirken, başka kaynaklarda bölgede zaten bulunan iki uçak gemisine katılacağı ileri sürülüyor; dolayısıyla bu görevlendirme“rutin rotasyon mu, kalıcı kuvvet artırımı mı?” Amerikan kamuoyunda tartışılıyor . Uçak gemisinin İran’a güçlü bir mesaj olduğu da konuşuluyor. Bu durum aslında Uluslararası İlişkilerde gambot diplomasisi olarak biliniyor.

Gambot diplomasisi

Gambot diplomasisi, tam ölçekli bir savaşa girişmeden başka bir devleti siyasi ya da ekonomik talepleri kabul etmeye ikna etmek için deniz gücünün kullanılması veya kullanılacağının ima edilmesidir. Güçlü devlet, yalnızca müzakereye güvenmek yerine savaş gemilerini hedef ülkenin kıyılarına yakın konuşlandırır ve talebin reddedilmesi hâlinde ortaya çıkacak sonuçları gözler önüne serer. Kavram çoğunlukla on dokuzuncu yüzyıl emperyalizmiyle anılsa da askeri baskı ve uluslararası ilişkilere dair güncel tartışmalarda önemini korumaktadır. Bu diplomasi türünü literatüre kazandıran ülke ise ABD’dir.

Gambot diplomasisi, özellikle on dokuzuncu yüzyılda ve yirminci yüzyılın başlarında, emperyal güçlerin daha zayıf devletlere karşı deniz üstünlüğü bulunduğu dönemde öne çıktı. Bu eşitsizlik, güçlü devletlerin gözdağı vererek ticari imtiyaz elde etmesine, siyasi kararları etkilemesine ve denizaşırı çıkarlarını korumasına olanak tanıdı.

Gambot diplomasisinin en bilinen örneklerinden biri, Komodor Matthew Perry’nin 1853’te Japonya’ya yaptığı seferdir. Perry, yabancılarla temasını kısıtlayan Japonya ile ilişki kurmak için Amerikan savaş gemilerini Tokyo Körfezi’ne getirdi. Gemilerin topları şehre doğru çevrildi ancak Japon hükûmeti müzakereyi seçti ve tek kurşun atılmadı. Bu girişim, Japonya ile ABD arasındaki anlaşmaların ve ekonomik ilişkilerin temelini attı.

Sonuç olarak İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra güçlenen uluslararası hukuk normları ve toplu güvenlik kurumları, geleneksel zorlayıcı uygulamaları sınırladı. Buna karşın deniz gücü diplomasiyi etkilemeyi sürdürüyor. ABD’nin Hürmüz Boğazına yönelik politikaları ve İran’ı abluka altına alması deniz gücünün önemini göstermektedir. 

Ortaya çıkan eşitsizlik, güçlü devletlerin gözdağı vererek ticari imtiyaz elde etmesine, siyasi kararları etkilemesine ve denizaşırı çıkarlarını korumasına olanak tanıdı. Yaklaşım, askerî gücün çoğu zaman daha zayıf ülkelerin bağımsızlığını ve tercihlerini gölgede bıraktığı bir uluslararası düzeni yansıtıyordu. Açıkçası gambot diplomasisi, barışçıl ikna ile açık savaş arasında bir yerde durur

Günümüzde ABD, gambot diplomasisini en fazla kullanan ülkedir. Yakın zamanda Venezuela'da Maduro yönetimine karşı denizden başlattığı abluka bunun bir örneğiydi. Özellikle Trump’ın 19.yüzyıl Amerikan politikalarına özenmesi ve tıpkı bu yüzyıldaki emperyalist yayılmacılık ve yağmacılığı benimsemesi modern diplomasi ve uluslararası hukuku ihlal etmiş ve uluslararası düzende de bir kaosa neden olmuştur. Özellikle, Hürmüz Boğazı’nın kapanması ve İran’ın bu boğaz üzerindeki egemenlik haklarının gasp edilmesine yönelik İran ve Hürmüz Boğazı abluka altına alınmıştır. ABD, tek amacı, yukarıda da bahsedildiği üzere İran’ı kendi şartları çerçevesinde masaya oturtmaktır. Lakin gelişmeler barıştan uzaklaşılması ve savaşa yaklaşılması anlamına gelmektedir.