ABD Hazine Bakanlığı'nın İran ekonomisini felç etmeyi hedefleyen yaptırım hamlesi, temel bir gerçeği göz ardı etmesiyle baştan zayıf düşüyor. 

Washington'un hedefinde Tahran olsa da arka planda işleyen karmaşık ağlar sayesinde İran petrolünün neredeyse yüzde doksanı Çin'e ulaşmaya devam ediyor. Bu süreçte Çin'in Sınır Ötesi Bankalararası Ödeme Sistemi (CIPS), Amerikan dolarının kurduğu baskıya karşı adeta bir kalkan işlevi görüyor. 

Öyle ki, son çatışmaların ardından bu sistemin günlük işlem hacmi 680 milyar yuandan 790 milyar yuana çıkmış durumda. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent'in doğrudan Pekin'i hedef almayan kaçamak açıklamaları da, aslında Washington'un küresel finansal sistemde bir çöküş yaşanmasından ne kadar çekindiğini gözler önüne seriyor. 

Çin Dışişleri Bakanlığı ise uygulanan yaptırımları yalnızca yasa dışı olarak tanımlamakla yetiniyor ve süreci büyük bir soğukkanlılıkla izliyor.

Pekin'in stratejik kozu: Nadir toprak elementleri 

Çin'in ABD tehditlerine karşı sergilediği bu umursamaz tavrın temelinde, elinde tuttuğu güçlü diplomatik ve ekonomik kozlar yatıyor. 

Geçtiğimiz mayıs ayında devreye sokulan ve yerli şirketlerin ABD yaptırımlarına uymasını yasaklayan düzenlemeler, bu direnişin yasal altyapısını oluşturuyor. Ancak Washington'u asıl endişelendiren unsur, Çin'in nadir toprak elementleri ihracatındaki mutlak tekeli olarak öne çıkıyor. 

Geçtiğimiz yıl bu stratejik maddelerin ihracatının durdurulmasıyla Amerikan savunma ve imalat sanayisinin nasıl sarsıldığı ve Donald Trump'ın gümrük vergisi politikalarından nasıl hızla geri adım atmak zorunda kaldığı hafızalardaki yerini koruyor. 

ABD'nin alternatif tedarik zincirleri kurma çabalarına rağmen, kısa vadede Çin'in bu alandaki hakimiyetinden kurtulması pek mümkün görünmüyor.

Washington'un çıkmazı ve Tahran'ın kazanımı 

Mevcut tablo, Pekin'in Washington'dan gelen hamleleri büyük bir özgüvenle karşıladığını ortaya koyuyor. 

ABD bugüne kadar onlarca paravan nakliye şirketine ve küçük aracıya yaptırım uygulasa da Çin'in büyük bankalarını ve İran'a yönelik döviz transferi ağını hedef almaktan özenle kaçınıyor. 

Bu kontrollü gerilim politikası, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'in eylül ayındaki kritik zirve öncesi ihtiyaç duyduğu istikrar arayışıyla da doğrudan örtüşüyor. 

Pandemi sonrası toparlanmaya çalışan ve emlak krizini aşmayı hedefleyen Pekin için İran meselesi, ABD ile ilişkilerde yalnızca tali bir başlık konumunda bulunuyor. 

Gelinen noktada, ABD yönetiminin olası bir ticaret savaşından ve nadir toprak elementleri ambargosundan duyduğu çekince, Washington'un İran'ı çevreleme politikasını etkisiz kılıyor. 

Bu jeopolitik çıkmaz, mevcut şartlar altında Tahran yönetimine stratejik bir nefes alma alanı sağlamaya devam ediyor.