O, New York Belediye Başkanının belirlenmesine bile müdahale edemedi. Bağımsız ve devrimci bir ülkenin liderinin belirlenmesine nasıl müdahale edebilirdi?
Ayetullah Seyyid Mücteba Hamaney’in seçilmesi, İran İslam Cumhuriyeti’nin ilkesel, devrimci, emperyalizm ve küresel hegemonya karşıtı tutumlarına bağlılığını göstermektedir.
Trump’ın CBS kanalına verdiği son röportaj, onun savaşın bitmesi için adeta yalvardığını ortaya koydu.
ABD’nin kuruluşundan bu yana tarihinde, ABD üslerinin —ki bu üsler fiilen Amerikan toprağı sayılır— bu şekilde saldırıya uğradığı bir örnek bulunmamaktadır. Trump, Donald Trump hakkında gündeme gelen Epstein Adası dosyası ve ahlaki yolsuzluk iddialarının unutulması için İran’a saldırdı ve aslında Amerika’yı küçük düşürdü.
İran halkı, İran’ın geniş coğrafyası ve güçlü füzeleri, İran için yenilgi kavramını anlamsız kılmaktadır.
Trump, İran’ın bir deniz gücü olmadığını söylüyor. Oysa İran henüz ABD ile denizde doğrudan bir savaşa girmedi. İran’ın saldırıları şu ana kadar sadece kıyıdan ve karadan denize doğru yapılmıştır. ABD’nin kıyıya yanaşmış ve içinde mürettebat bulunmayan gemileri hedef alması ise gülünçtür.
Trump, yaptığı hatayı Amerikan kamuoyuna gerekçelendirmek için her türlü yalanı söylemektedir.
Aslında yenilen Amerika’dır. Çünkü hem müzakere yolunu kapatmış, hem de hedefi İran’da rejim değişikliği olan askeri operasyonda başarısız olmuştur. Ayrıca bölgedeki Amerikan üsleri de hedef alınmıştır. İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki tam hakimiyeti nedeniyle petrol ve küresel enerji fiyatları yükselmiş ve artık inisiyatif açıkça İran’ın eline geçmiştir.
ABD resmen yenilgiyi kabul etmeli, İran topraklarına bir daha saldırmayacağını taahhüt etmelidir. Bundan sonra savaşın sona ermesine ilişkin nihai kararı verecek olan da İran’dır.