Bugün, Toplumsal Direniş Bayramı... 3 mutlu yıldönümünü birlikte kutluyoruz:

- Kıbrıs’ın Türkler tarafından fethinin 455. ;

- 15 Kasım 1957’de kurulan milli direniş örgütümüz TMT’nin, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne bağlanışının 69. ;

- Genç evlatlarımızdan oluşan ordumuz Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı’nın 50. kuruluş yıldönümü...

455 yıl önce adaya gelmiş ve bu toprakları vatan yapmış olan Anadolu/Toros Türkmenlerinin torunları olan bizler, 15 Kasım 1957’de Rauf Denktaş, Burhan Nalbantoğlu ve Kemal Tanrısevdi tarafından, Rum saldırılarını durdurmak ve Enosis'i önlemek amacıyla kurulan, ilk bildirisini 28 Kasım 1957’de yayınlayan ve 1 Ağustos 1958’de, Türk Silahlı Kuvvetleri Seferberlik Tetkik Kurulu 'na (Özel Harp Dairesi) bağlanan Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT) sayesinde adadaki varlığımızı ve egemenliğimizi koruduk.

1963-64-67’lerde, 1974’de Türk Mukavemet Teşkilatı’nın önderliğinde gerçekleşen soylu bir varoluş ve özgürlük kavgasında ölüm, kan ve ateşle sınanarak, 15 Kasım 1983’de kendi bağımsız ve egemen devletimizi kurduk.

Kim ne derse desin, KKTC, Kıbrıs Türk Halkının bağrından doğan TMT’nin en büyük eseri, en büyük emanetidir ve sonsuza dek yaşatılacaktır. 

1 Ağustos 1976’da milli direniş bayrağını TMT’den devralan Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı, bu egemen ve bağımsız devletin ordusu olarak güvenliğimizi sağlıyor, egemenliğimizi, bağımsızlığımızı ve devletimizi Rum saldırganlığına karşı koruyor.

sabahattin-ismail-2

Mücadele sürüyor

Rum yönetimi ve emperyalist güçlerle birlikte, Rum hegemonyasında olacak tek egemenliğe, tek vatandaşlığa, tek temsiliyete dayalı uyduruk “iki eyaletli birleşik Kıbrıs” kurmayı hedef olarak belirleyen emperyalist güçler, bu çabalarından hala vazgeçmediler.

Rum-Yunan ikilisinin Enosis mücadeleleri hala, sürüyor...

KKTC’yi ortadan kaldırmayı, Türk Halkını Rum egemenliğine sokmayı, Türk askerini adadan çıkarmayı, Türkiye’nin etkin ve fiili garantörlüğünü sonlandırmayı, Türkiye ile Kıbrıs’ın bağını koparmayı ve bizi gasp ettikleri, yüzde yüz Rumlardan oluşan güneydeki devlete, etkisiz bir azınlık olarak yama yapıp OSMOSİS yoluyla eritmeyi hedefleyen Rum yönetimine ve destekçisi emperyalizme karşı mücadelemiz de sürüyor 

Bu anlamlı bayramımızda soruyorum;

- Başımıza bela mı arıyoruz ki, bize bir asırdır kan kusturan, katliamlar uygulayan, kurucusu olduğumuz devletten silah zoru ile atan, 11 yıl insanlık dışı bir kuşatma altında gettolarda yaşatan, yarım asırdan fazladır ambargo ve izolasyon uygulayan, tüm Dünyada aleyhimize her türlü düşmanca faaliyeti sürdüren, Türklerden nefret eden, askerleri ve gençleri "En iyi Türk ölü Türk'tür" diye haykıran, topraklarımızda gözü olan, Girne’ye, Beşparmaklar’a Yunan Bayrağı dikme hayali ile yaşayan, gençliğini Türk düşmanı olarak yetiştiren, devletimizi yıkmaya yemin eden ırkçı, hegemonyacı, hakimiyetçi Rum yönetimi ile ille de "birleşik Kıbrıs” arayışındayız? 

1960-1963 döneminde onlarla 3 yıl yaşayabilen nisbi federal bir ortaklık kurmadık mı, o ortaklık Enosis hedefi nedeniyle 3 yılda çökmedi mi? 

Onca can ve mal kaybına uğramadık mı, onca acı çekmedik mi, yok olmanın eşiğine gelmedik mi?

Rum eski Dışişleri Bakanı Rolandis’in de defalarca vurguladığı gibi, bugüne kadar sunulan 17 çözüm plânını ve en son Annan Planını reddetmediler mi? 

Verilen korkunç tavizlere karşın, Crans Montana'yı çökertmediler mi?

Bu tarihi gerçeklere karşın, niye hala birleşik Kıbrıs arayışı var? 

Değerini bilmeliyiz

TMT’nin, GKK’nın, KTBKK’nın sağladığı güvenlik, bağımsızlık, egemenlik ve özgürlüğün değerini bilmeliyiz. Anavatanımızın ve TMT'nin sağladığı ve 52 yıldır devam eden barış, refah ve huzurun değerini iyi bilmeliyiz.

Savaş Suçu Mahkemeleri’nde yargılanması gereken eli kanlı soykırımcıların milli hedeflerinden vazgeçmediklerini görmeliyiz... 

Irkçı Rum yönetimi ve destekçisi emperyalist güçlerin hedeflerinin tüm Kıbrıs'a egemen olmak ve bize de azınlık statüsünü empoze etmek olduğunu bilmeliyiz...

KKTC gerçeğini yok sayarak, varılacak bir sözde çözümün felaketimiz olacağını anlamalıyız.

sabahattin-ismail-1

24 tabanca ile yola çıkılmıştı

Denktaş, Burhan Nalbantoğlu ve Kemal Tanrısevdi'nin 15 Kasım 1957’de kurduğu TMT'de, 24 çaktım almaz tabanca ile milli mücadele yoluna çıkan ve 1 Ağustos 1958'den itibaren Türk subaylarının komutasında soylu bir mücadele veren mukavemetçilerin direnişi sayesinde, bugün ulaştığımız bağımsız devlet aşaması, bir halk için en onurlu aşamadır. 

Bundan geri gidilemez.

Bu gerçekleri yok sayarak bize egemenlikten, KKTC’den ve Anavatandan vazgeçmemizi, her türlü kötülüğü ve düşmanlığı yapan Rumlarla birleşmeyi dayatmak kabul edilemez.

Malını, mülkünü korumak ve bu adada özgürce yaşamak için can veren Kıbrıs Türk Halkına devletinden ve egemenliğinden vazgeçmesini önermek abesle iştigal etmektir, hakarettir!

sabahattin-ismail-3

KKTC sonsuza dek yaşayacak

TMT’nin, TMT’cilerin, şehitlerin, gazilerin en büyük eseri ve emaneti olan KKTC, Anavatanının desteğinde, egemenliği, özgürlüğü için seve seve can veren Türk halkının bağımsız devletidir, sonsuza dek böyle kalmaya devam edecektir...

Hem devletimize sahip çıkacağız, hem de rüşvete, hırsızlığa, peşkeşe , yolsuzluğa bulaşan sahte milliyetçi siyasileri devlet yönetiminden temizleyeceğiz.

KKTC'ye sahip çıkmak, iktidarı ele geçiren sahte milliyetçi rüşvetçilere, hırsızlara ve peşkeşçilere göz yummayı gerektirmez.

Devlet ve siyasi erk farklıdır.

Bunun bilincinde olarak hem devlete sahip çıkarız, hem de kötü yönetimleri teşhir edip onlarla mücadele ederiz..

Devamla, iki devletli çözüm ve KKTC ‘nin tanınması hedefinden de asla vaz geçmeyiz!

KKTC tanınmadan, egemen eşitliğimiz ve eşit uluslararası statümüz BM Güvenlik Konseyi’nin alacağı bir kararla teyit edilmeden öze yönelik müzakereler olmayacaktır, olmamalıdır!

3 mutlu yıldönümünü kutladığımız bu anlamlı günde, bu kararlılığımızı bir kez daha haykırıyoruz:

Sonsuza dek TMT, sonsuza dek bağımsızlık ve egemenlik, 

Sonsuza dek Anavatan, sonsuza dek KKTC…

Bu anlamlı bayram vesilesiyle 1571’den bugüne, Türklük için seve seve ölüme koşan şehitlerimize, aramızdan ayrılan liderlerimize Tanrıdan rahmet diliyorum, gazilerimize minnet ve şükran duygularımı sunuyorum.