Somali Dışişleri Bakanlığı istese, 

"Somali Meclis Başkanı'nın X'deki paylaşımı resmi politikamızı yansıtmıyor, şahsi görüşüdür" diyerek konuyu kapatabilirdi. 

Ama öyle yapmadı, 541 ve 550 sayılı BMGK kararlarına atıf yapmak suretiyle "KKTC'yi tanımadığını, tanımayacağını, adadaki tek meşru devletin Rum yönetimi olduğunu, Türk askerlerinin işgalci olduğunu ve adadan çekilmesi gerektiğini" ifade etti!

Bu, kendilerine bugüne dek toplamda 1 milyar dolar yardım yapan, Somali ordusunu kurup eğiten, her türlü desteği veren Türkiye'yi sırtından hançerlemektir! Vefasızlıktır!


Olayı biliyorsunuz, önceki gün yazmıştım.

KKTC Meclis Başkanı, yeni seçilen Somali Meclis Başkanına bir tebrik mesajı göndermişti.

Somali yeni Meclis Başkanı da bu mesaja teşekkür için X platformunda yaptığı paylaşımda devletimizin Anayasal adını kullanarak "KKTC Meclis başkanına teşekkür ederim" demişti.

Bu paylaşım KKTC medyasında yayınlanınca Rum-Yunan ikilisi derhal harekete geçerek Somali'nin KKTC'yi tanımadığı yönünde bir açıklama yapmasını istemişti.

Somali, Türkiye'ye karşı vefalı ve saygılı bir devlet olsaydı bunu derhal reddederdi.

Çünkü zaten Meclis Başkanları KKTC 'yi tanıdıklarına dair resmi bir açıklama yapmamıştı. Dolayısıyla resmi bir açıklama yapmalarına gerek de yoktu. 

Pek zorda sadece 

"Meclis Başkanının X platformundaki paylaşımı resmi politikayı yansıtmıyor, şahsi görüşüdür" diyerek olayı geçiştirebilirdi. 

Ne ki öyle yapmadı.

Somali Dışişleri Bakanlığı Rum-Yunan'ı memnun etmek için, BMGK'nin reddettiğimiz 541(1983) ve 550 (1984) tarihli tek yanlı kararlarına destek içeren resmi bir açıklama yaptı. 

Aşağıda orijinal tam metnini okuyacağınız açıklamaları ile resmen Türkiye'yi sattı, sırtından hançerledi.

Somali Dışişleri Bakanlığı açıklaması

Açıklama şöyle;

"Somali Fedaral Cumhuriyeti'nin Kıbrıs konusundaki tutumuna ilişkin açıklama"

Mogadişu, Somali

 21 Ağustos 2026

Somali Federal Cumhuriyeti, kamuoyunda son dönemde yapılan bazı atıfların ardından, Kıbrıs meselesindeki tutumunun değişmediğini ve Birleşmiş Milletler Şartı ile Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin ilgili kararları doğrultusunda şekillenmeye devam ettiğini açıklığa kavuşturmak istemektedir.

Somali, uluslararası hukuka ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin ilgili kararlarına, 1983 tarihli 541 sayılı ve 1984 tarihli 550 sayılı kararlar da dahil olmak üzere, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin egemenliğine, bağımsızlığına, birliğine ve toprak bütünlüğüne tam saygısını yeniden teyit etmektedir.

Söz konusu kişisel iletişim paylaşımı, Somali Federal Cumhuriyeti’nin dış politikasındaki herhangi bir değişikliği yansıtmamaktadır. Bu paylaşım, Kıbrıs’ın kuzey kesimindeki herhangi bir ayrı oluşumun tanınması anlamına gelmemektedir. Somali Federal Hükümeti tarafından mevcut tutumunu değiştirmeye yönelik herhangi bir karar alınmamıştır.

Somali Federal Cumhuriyeti, Kıbrıs meselesinin Birleşmiş Milletler himayesinde, uluslararası hukuk ve Güvenlik Konseyi’nin ilgili kararları doğrultusunda barışçıl, müzakere edilmiş ve kalıcı bir çözüme kavuşturulmasına yönelik sürekli desteğini yeniden teyit etmektedir.

Somali, Birleşmiş Milletler Şartı’nın ilkelerine ve uyuşmazlıkların barışçıl yollarla çözülmesine bağlılığını sürdürmektedir. "

Düşmanca açıklama

Görüldüğü gibi 

"Somali Meclis Başkanının X'deki paylaşımı, kişisel görüşüdür, resmi politikamız değişmemiştir" demek yerine, dönüp dönüp en ağır ifadelerle Rum tezlerine destek verilmiştir.

Bu, dost bir ülkenin yapabileceği bir açıklama değildir, düşmanca bir açıklamadır.

Bu içerikte bir açıklamayı ancak bir Rum-Yunan yazabilirdi.

Kanımca Rum-Yunan ikilisi hazırladıkları bir metni Somali Dışişleri Bakanı eline vermişler ve yayınlanmasını sağlamışlardır.

541 Sayılı BMGK kararı

Bu açıklamanın niye Türkiye'yi sırtından hançerlemek olduğunu anlamak için 541 (1983) sayılı BMGK kararına bakalım:

Bu karada, BMGK'nin "Kıbrıs Türk makamlarının bağımsızlık ilanından endişe duyduğu, KKTC ilanını kınadığı/üzüntüyle karşıladığı, 

KKTC ilanının, “hukuken geçersiz” olduğu ve geri çekilmesi gerektiği,

-KKTC ilanının, 1960 kuruluş Antlaşması ve 1960 Garanti Antlaşması ile bağdaşmadığı

-Tüm devletlerden Kıbrıs Cumhuriyeti'nin egemenliğine, bağımsızlığına, toprak bütünlüğüne ve bağlantısızlığına saygı göstermeleri gerektiği" belirtilmekte ve

 “Kıbrıs Cumhuriyeti dışında herhangi bir Kıbrıs devletini tanımamaları” çağrısında bulunulmaktadır. 

550 Sayılı BMGK kararı

Açıklamada atıf yapılan BM Güvenlik Konseyi'nin 550 (1984) — 11 Mayıs 1984 tarihli kararında ise Türkiye, " işgalci" olarak nitelenerek özetle şöyle deniyor:

"Kıbrıs Cumhuriyeti'nin işgal altındaki kesiminde, 541 (1983) sayılı karara aykırı olarak gerçekleştirilen yeni ayrılıkçı eylemler konusunda ciddi endişe duyarak; bunlar arasında Türkiye ile hukuken geçersiz “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti” arasındaki sözde “büyükelçi değişimi”ni, planlanan “anayasa referandumunu” ve “seçimleri” ve sözde bağımsız devletin daha da pekiştirilmesine ve Kıbrıs'ın bölünmesine yönelik diğer eylem veya eylem tehditlerini de dikkate alarak,

Maraş'ın sakinleri dışındaki kişiler tarafından iskân edilmesine yönelik son tehditlerden derin endişe duyarak....

1.⁠ ⁠541 (1983) sayılı kararını yeniden teyit eder ve bu kararın acilen ve etkili biçimde uygulanmasını ister;

2.⁠ ⁠Türkiye ile Kıbrıs Türk liderliği arasındaki sözde büyükelçi değişimi de dahil olmak üzere bütün ayrılıkçı eylemleri kınar, bunları yasadışı ve geçersiz ilan eder ve derhal geri çekilmelerini ister;

3.⁠ ⁠Bütün devletlerden, ayrılıkçı eylemler sonucunda oluşturulan sözde “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti”ni tanımamaları yönündeki çağrısını yineler ve devletlerden söz konusu ayrılıkçı oluşuma kolaylık sağlamamalarını veya herhangi bir şekilde yardım etmemelerini ister;

4.⁠ ⁠Bütün devletlerden, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin egemenliğine, bağımsızlığına, toprak bütünlüğüne, birliğine ve bağlantısızlığına saygı göstermelerini ister;

5.⁠ ⁠Maraş'ın herhangi bir bölümünün sakinleri dışındaki kişiler tarafından iskân edilmesine yönelik girişimleri kabul edilemez olarak değerlendirir ve bu bölgenin Birleşmiş Milletler yönetimine devredilmesini ister...."

Vefalı bir devlet bunu yapmaz

Görüldüğü gibi, bu açıklama, varlığını Türkiye'nin askeri, maddi siyasi desteğine borçlu olan bir devletin asla yapmaması gereken bir açıklamadır.

KKTC Meclis Başkanının iyi niyetli bir kutlama mesajı, Türkiye ve KKTC'ye düşmanlık kusmak ve Rum-Yunan safsatalarına destek için fırsat olarak değerlendirilmiştir.

Oysa Türkiye, fakir Türk halkının boğazından keserek Somali'ye 1 milyar dolardan fazla yardım yapmıştır, iki defa 30'ar milyon dolarlık borçlarını silmiştir. Oraya hastahane inşa etmiş, Somali'yi savunmak için üs kurmuş, 600 Türk askerini, savaş gemilerini ve uçaklarını göndermiştir.

Türkiye'ye teşekkürleri ise 

"işgalci, Kıbrıs'tan çık, KKTC'yi lağvet, Maraş'ı ver, Rum yönetimini tek meşru devlet olarak tanı" şeklinde olmuştur

Bu nasıl bir vefasızlıktır?

Mesela bir Pakistan'a, bir Bangladeş'e, bir Azerbaycan'a böyle bir açıklamayı yaptırabilirler mi?

Dilerim Somali Dışişleri Bakanının istifasını yakında duyarız!

Yaşadıkça daha neler göreceğiz?