MİLLİYETÇİLER BİRLEŞİNİZ!

MİLLİYETÇİLER BİRLEŞİNİZ!
Dr. Hikmet Aytek
13.03.2026 Cuma 12:04 | Son Güncelleme: 13.03.2026 Cuma 12:04

Atatürk “Biz doğrudan doğruya milliyetperveriz ve Türk Milliyetçisiyiz. Cumhuriyetimizin dayanağı Türk Topluluğudur. Bu topluluğun fertleri ne kadar Türk Kültürü ile dolu olursa o topluluğa dayanan cumhuriyet de o kadar kuvvetli olur.” demektedir. 

Türk Milliyetçileri olarak, Cumhuriyetin kuruluş amaçlarına her zaman sadık olduk.

Kurucu iradenin önderi Atatürk’ün emrettiği hususların tamamına uygun adımlar attık. Bu nedenle de çok işkence gördük ve çile çektik. İçimizdeki Truva Atları elinden geleni yaptı. 1944 de tabutluklarda inletildik, 12 Eylül öncesi binlerce kardeşimiz şehit edildi.12 Eylül’de işkence gördük cellât eliyle katledildik.

Yılmadık “Allah yolunda öldürülenlere ‘ölüler’ demeyin. Bilakis onlar diridirler. Lakin siz anlayamazsınız.”  Buyuran Rabbimize olan inancımızla “Şunu iyi bil ki; muhakkak zorlukla beraber bir kolaylık vardır. İşlerinden boşaldığın vakit, tekrar çalış ve yorul, Rabbine rağbet et” Ayet-i kerimesini gönlümüze nakşettik.

“And olsun insanı biz yarattık ve nefsinin kendisine fısıldadıklarını biliriz. Biz ona verid (şah damarı olarak yanlış adlandırılıyor) damarından da yakınız” diyen, her şeyi bilen ve gören Yüce Allah’ın, âlemlere rahmet olarak yarattığı sevgili peygamberimiz Muhammed Mustafa’nın; “Kişi kavmini sevmekle kınanamaz” sözüne rağmen biz Milletimizi sevdiğimiz için kınayanların bilgisizliğine teslim olmadık.

Atatürk; “Memleketteki bilgisizlik mutlaka gidermelidir. Bunu yapmaya mecburuz. Hepimizin esenliği için bunu yapacağız. Yazık ki memlekette bilenler azınlığı teşkil ediyor. Hepimizin kişisel saadeti, çoğunluğun hayat ve saadeti ile mevcut olabilir. Eğer çoğunluk, yani memleket ve millet mesut ve şenlendirilmiş olmazsa, beş on kişinin saadetinden ne çıkar? Bir memleketteki azınlık, eğer çıkarlarını çoğunluğun bilgisizliğinde ararsa genel felaket mutlaka, ne olursa olsun gerçekleşecektir.”   Derken ne kadar haklıymış.

Milletimizin sistemli şekilde bilgisizleştirilmesi çalışmalarına karşın, biz gücümüzün yettiğince kendimizi ve milletimizi bilgilendirme gayreti içinde olduk.

“Ancak sana kulluk ederiz ve yalnız senden medet umarız. Bize doğru yolu göster. Kendilerine lütuf ve ikramda bulunduğun kimselerin yolunu, gazaba uğramışların ve sapmışların yolunu değil.”  Diyerek inandığımız yolda yürüyoruz.

“Bizim yaptıklarımız bize sizin yaptıklarınız ise size aittir”, “Rabbim sadrıma (kalbime/göğüsüme) genişlik ver. İşimi bana kolaylaştır. Dilimin bağını çöz ki sözümü anlasınlar” ayetleri, yürüdüğümüz ve sabır gerektiren yolda bize destek olmaya devam ediyor.

Milletimizin her türlü sıkıntıdan ve haince tertiplenen iç ve dış planlardan kurtulabilmesi için elindeki mükemmel imkânların farkında olması ve bu imkânları gelişmiş bir milli bilinçle güce döndürmesi gerekmektedir.

Milli güç “Bir devletin milli hedeflerine erişmek ve milli kazanç sağlamak amacıyla kullandığı; fizik, ekonomik, kültürel, manevi ve bilimsel kuvvetler ile yönetebilme ve uygulama yeteneğinin toplam verimliliğidir.”  Bir millet kendi dinamiklerinin köreltilmesine razı olmamalıdır. Din, ahlâk ve kültür birçok varlığımızı da kapsayan ana dinamiklerimizdir.

Ülkemiz bu günkü bazı olumsuzlukların başımıza gelmesinin nedeni birilerinin iftira ettikleri şekilde Atatürk’ün ve yüce dinimizin önerdiği hususlar değil ama; bilgisiz bir topluma Atatürk’ün dedikleri ve dinimizin emrettikleri diye yutturulan yalan ve hurafelerdir.

Büyük devlet adamı Atatürk, bu konuda “Siyasetimizi, dine aykırı olmak şöyle dursun, din bakımından eksik bile hissederiz. Türk Milleti daha dindar olmalıdır. Yani bütün sadeliği ile dindar olmalıdır demek istiyorum. Dinimize bizzat hakikate nasıl inanıyorsam buna da öyle inanıyorum. Bilime aykırı, ilerlemeye engel hiçbir şey içermiyor. Oysa Türkiye’ye bağımsızlığını veren bu Asya Milleti’nin içinde daha karışık, bu uydurmaca, batıl inançlardan ibaret bir din daha vardır. Ancak bu cahiller, bu acizler sırası geldikçe aydınlanacaklardır. Onlar ışığa yaklaşmazlarsa kendilerini mahfe mahkûm etmişlerdir demektir. Onları da kurtaracağız” demiştir ama maalesef ömrü yetmemiştir.

Millet din, ahlak ve kültürüne bizzat sahip çıkarak çağa uygun şekilde güncelleyerek geliştirmeli ve bunu laik bir devlet düzeninin kendisine verdiği güvence içerisinde mutlaka başarmalıdır.

Laiklik; din karşıtı veya yandaşı rolündeki din tüccarlarının iddia ettiği gibi din düşmanlığı değildir. Dinin yüce varlığı ve haysiyetinin şahıs ve zümreler tarafından rencide edilmemesi için tüm şahıs ve kurumların yüksek düzeydeki ortak bilinçleri tarafından teminat altına alınmasıdır. Konuya millet düzeyinde bakılınca, genel anlamda beklenen, bu bilinci gösterip teminat altına almak, millet için var edilen bir organizasyon olduğu için, devlete düşen bir görevdir.”   Allah’ın kullarına yolladığı “Sizin diniz size, benim dinim bana” ayeti her şeyi ne de güzel özetliyor

 

“Biz Türk’üz işte o kadar. Bize iyi Müslüman olmak yeterlidir. Asya için, Avrupa için bizim kanunumuz aynıdır. Dostlara sahip bulunmak, Tam bağımsızlığımızı korumak, Her şeyi Türk yönünden yorumlamak.”   Derken milletinin Müslüman ve devletinin laik olması için elinden geleni yapan rahmetli Atatürk’ün ne denli haklı olduğunu anlamak için Müslüman geçinen diğer devletlerin haline bir bakmamız yeterli olur düşüncesindeyim.

 

İnandıkları için idam edilirken cellatlarından helallik dileyen yiğit kardeşlerimin veda mektupları ve aziz hatıraları bir sonraki Milliyetçi neslin Merhabası olmuştur. Milliyetçi birikim çok köklü tecrübelerden kaynaklandı. Dinin ve bizim sahibimiz Allah dır. Ondan başkasına verilemeyecek hesabımız yoktur Dinin ve milletin hakikatini anlamayan veya anladığı halde saptıranların “simsar” beyinleri ile bizi ve amaç edindiğimiz hususları anlaması mümkün değildir. Onlardan bunu talepte etmiyoruz

Milletin bizi anlaması, milliyetçilik ülküsü ile kucaklaşması için. Tam bağımsız güçlü bir devlet, mutlu ve güvenli bir millet olabilmek için yılmadan mücadele vermemiz bunun için de ilk önce Tüm milliyetçilerin kucaklaşarak birleşmesi gerekmektedir. Kendi aralarında birleşemeyenler milleti nasıl birleştirebilir. Milleti için Milliyetçilik için tek başarı yöntemi budur. 

Bir önceki yazımızda belirttiğimiz. Merkezcil veya Merkezkaç yaklaşımlar bu konuda tavırlar ile belirgin olur.

Etrafında birleşebileceğimiz bunca kutsal değer varken 3–5 kuruş çıkar için birliktelik kuranlara teslim mi olacağız?  Tabi ki olmayacağız. Teslim olanlar, Resulüne, şehit ve gazi ceddine. Teslimiyetin hesabını veremez.

 

17 Mart 2010 tarihli

Yazımız da bir iki kelime değiştirilerek tertiplendi

Dr. Hikmet Aytek

13 Mart 2026


haber365.com